Reklam Yaratıcıları Profil Araştırması Sonuçları-2

Türk reklamcılarının sosyo-kültürel profilini belirlemek üzere, yaratıcı reklam ajanslarındaki kreatif direktör, stratejist, art direktör ve reklam yazarlarına yönelik gerçekleştirdiğimiz kapsamlı araştırmanın ilk bölümünü geçen ay yayınlamıştım. Bu ay kaldığımız yerden devam ediyorum. İşte popüler kültürü şekillendiren en önemli taraflardan biri olan reklam yaratıcılarının sosyo-kültürel portresi…
01.04.2010 - 00:00
Facebook
Twitter
Google+
LinkedIn
+

Reklamcıların beslendiği kaynaklar

Türk reklamcılarının sosyo-kültürel profilini belirlemek üzere, yaratıcı reklam ajanslarındaki kreatif direktör, stratejist, art direktör ve reklam yazarlarına yönelik gerçekleştirdiğimiz kapsamlı araştırmanın ilk bölümünü geçen ay yayınlamıştım. Bu ay kaldığımız yerden devam ediyorum. İşte popüler kültürü şekillendiren en önemli taraflardan biri olan reklam yaratıcılarının sosyo-kültürel portresi…

Reklam Yaratıcıları Profil Araştırması’nın sonuçlarını geçen sayıda açıklamaya başlamıştım. Araştırma anketinin soruları, en büyük 70 ajans arasından seçtiğimiz 62 ajansın kreatif direktör, reklam yazarı, art direktör ve stratejik planlama direktörlerinden oluşan toplam 368 kişiye gitti. Bu kişilerin 190’ı araştırma sorularına yanıt verdi. Anket 44 sorudan oluşuyordu. Kapsamlı bir rapor çıktı. Geçen sayıdan bazı başlıkları hatırlatacak olursam:

• Araştırma sorularına  42 kreatif direktör, 30 stratejist, 57 reklam yazarı ve 61 art direktör yanıt verdi.

• Reklam yaratıcılarının ortalama reklamcılık deneyimi 9,7 yıl.

• Yaş ortalaması 33, yüzde 35,8’i kadın, yüzde 64,2’i erkek.

• Yüzde 51’i bekar.

• Yüzde 38,9’u evli, yüzde 10’u boşanmış

• Reklam yaratıcılarının yüzde 41’i İstanbul, yüzde 9,4’ü Ankara ve İzmir, yüzde 2,6’sı ise Eskişehirli.

• Reklam yaratıcılarının büyük bölümü (yüzde 70’i) Avrupa Yakası’nda oturuyor. Yüzde 30’u ise Anadolu Yakası’nda oturuyor.

• Sinemaya, bara gitmek, akşam yemeği için dışarıya çıkmak en çok ilgi gören aktiviteler.

• Reklam yaratıcılarının yüzde 33,2’si kolej, yüzde 32,1’i düz lise, yüzde 24,2’si ise Anadolu Liseleri’nden mezun olmuş.

HANGİ ÜNİVERSİTELER AĞIRLIKTA?
Reklam yaratıcılarının yüzde 76,8’i üniversite mezunu, yüzde 19,5’i yüksek lisans yapmış, yüzde 3,7’si ise lise mezunu.

Reklamcıların büyük bir çoğunluğu devlet üniversitelerinden mezun. İlk üç sırada Marmara Üniversitesi (yüzde 18,4), Anadolu Üniversitesi (yüzde 15,3) ve İstanbul Üniversitesi (yüzde 10) geliyor. Özel üniversitelerden Bilgi yüzde 7,4 ile dördüncü sırada yer alıyor. Üniversiteler içinde, İstanbul’daki üniversitelerin ciddi bir ağırlığı var. Bu konuda listenin ikinci sırasında yer alan Anadolu Üniversitesi dikkat çekici bir istisna teşkil ediyor.
Tablonun fazla uzamaması için listede 1 olarak yer alan okullar diğer seçeneğinde verildi. (30 kişi, yüzde 15,8). Bu bölümde dikkat çeken, 30 kişinin yarısının yurtdışı üniversitelerinden mezun olması.

 

HANGİ BÖLÜMLER?
Reklamcıların dikkate değer bir kısmı mektepli, yani bu işin okulunu okumuşlar. Güzel Sanatlar mezunlarının yüzde 22 ve iletişim mezunlarının yüzde 12’lik oranlarla ilk iki sırada yer almaları bunun delili. Diğer okullardan mezun olanların oranları tek haneli ve en yükseği yüzde 2 düzeyinde.

‘MEVCUT KÜLTÜRÜ DİKKATE ALIRIZ’
“Reklamın asıl işlevi batılı bir yaşam tarzının topluma benimsetilmesidir, fikrine ne derece katılıyorsunuz?” sorusuna gelen yanıt çok net: Yüzde 80 “hayır.” Reklamcılar ‘Batılı bir yaşam tarzını benimsetme’ gibi bir misyonu kesinlikle reddediyorlar. Bu soruya “evet”  diyenlerin oranı yaklaşık yüzde 6. Bu cevaplardan, reklamcıların “Mesajlarımızı kodlarken  mevcut kültürden yararlanırız, onları değiştirmeye çalışmak bizim işimiz değil” gibi faydacı bir bakış açısına sahip olduklarını söyleyebiliriz.

TÜRBAN MESELESİ
“Reklamlarda türbanlı kadınların yer alması fikrine ilişkin görüşünüz nedir?” sorusuna verilen yanıtlar ilginç bir tablo oluşturuyor. ‘Kesinlikle yer almalı/yer almalı’ diyenlerle ‘Kesinlikle yer almamalı/yer almamalı’ diyenlerin oranı eşit: yüzde 33,7. Bu soruya yanıt vermeyenler yüzde 13,7 iken, kararsız kalanların oranı yüzde 18,9.

 

2010 TRENDİ: GERÇEK ZAMANLI BİLGİ AKIŞI
2010’u şekillendirecek 10 tüketici trendi trendwatching.com tarafından yayınlanmıştı. Biz bu 10 trendin hangisinin daha ağırlıklı olacağını da sorduk reklamcılara. Gerçek zamanlı bilgi akışı yüzde 53,7 gibi yüksek bir oranla birinci sırada yer alırken, hiç bilmediğimiz iş yapma biçimleri yüzde 37,4, yemyeşil bir hayat yüzde 32,6 ile ikinci ve üçüncü sırada yer aldılar.

 

 DÜZENLİ OLARAK İZLENEN DERGİLER
“Düzenli olarak okuduğunuz aylık/haftalık dergiler hangileri?” sorusunun yanıtları da hayli ilginç. Mesleki gelişime yönelik dergilere ciddi bir ilgi var. Listenin hemen başında iki sektör dergisi yer alıyor. Bu dergilerin dışında en çok ilgi gören dergiler mizah dergileri. Mizah dergilerinden Uykusuz’un Penguen’in önünde yer alması dikkat çekici bir ayrıntı.

 

SOSYAL MEDYADAKİ REKLAMCILAR

Reklamcıların yaklaşık yüzde 80’i Facebook ile ( yüzde 60’ı aktif kullanıcı ), yaklaşık yüzde 70’i ise Twitter’la (yüzde 34’ü aktif kullanıcı) tanışmış. Ama Friendfeed’e ilgi çok düşük. Cevap verenlerin yüzde 82’si Friendfeed’e hiç uğramamış bile.

 

SABAH İLK BAKILAN
İNTERNET SİTELERİ

Sabah işe başlar başlamaz girilen sitelere ilişkin eğilimler Türk toplumunun genel eğilimlerine çok benziyor. Facebook ve Hürriyet.com.tr’nin ilk ikide olması bunun işareti. Haber siteleri ve email servisleri dışarıda tutulunca, dikkat çeken tek site kategorisi mesleki site ve forumlar.

 

TWITTER’DA TAKİP EDİLENLER
Ajans007 dışında büyük bir sürpriz yok. Bu arada Ajans007 iyi bir tebriki hak ediyor. Demek ki reklam dünyasının dedikodu ve istihbarat adresi olmayı başarmış. Reklam dünyasının yıldız Twitter’cıları arasında, Kaan Sezyum’u saymazsak, (çünkü Kaan esasen mizahçı) bir numarada Ayşe Bali var.

 

 

GELECEĞİN SOSYAL MEDYA KANALI

“Önümüzdeki dönemde pazarlama açısından en çok tercih edileceğini düşündüğünüz sosyal medya kanalı hangisi?” sorusunun yanıtında birinci sırada yüzde 45.3’lük oranla Facebook geliyor. Hemen arkasından 37.4’le Twitter’ı görüyoruz. Facebook ve Twitter, diğer seçeneklere oranla açık ara farkla ilk iki sırayı paylaşıyorlar. Diğerlerinin oranları yüzde 2’lerden aşağı doğru gidiyor.

 

DÜZENLİ OKUNAN VE EN BEĞENİLEN GAZETELER
Genel tiraj rakamları göz önünde bulundurulduğunda, Hürriyet’in liderliğinde şaşılacak bir şey yok. Ancak asıl şaşırtıcı olan neredeyse yüzde 60 oranla ortalama tirajı 40 bin civarında olan Radikal’in ikinci sırada olması. İlk beşte yer alan diğer gazetelerin Milliyet, Habertürk ve Sabah olması çok şaşırtıcı değil, ne de olsa bunlar yüksek tirajlı gazeteler. Yine de yeni bir gazete olmasına rağmen Habertürk’ün reklamcıların ilgi liginde ilk beşte yer alması bir başarı olarak kaydedilmeli.

 

Bu liste beğenilen, yakın hissedilen gazetelerle kıyaslandığında, bazı ilginç detaylar dikkat çekiyor. Hürriyet yine birinci, Radikal yine ikinci ama ikisinin de beğenilme oranları okunma oranlarının altında (sırasıyla yüzde 23 ve yüzde 22). İzleme oranlarında ilk beşte olmayan Cumhuriyet’in beğenilme, yakın hissedilme bakımından üçüncü sırada yer alması dikkat çekici. Sabah’ın durumu ise kendi markası adına alarm verici: Sabah izlenen gazeteler arasında ilk beşte yer almasına rağmen, beğenilen, yakın hissedilen gazeteler içinde ilk 10’da bile yok!

Hiçbir gazeteyi kendine yakın hissetmeyenlerin oranının yüzde 17 gibi yüksekçe bir düzeyde olması da dikkat çekici.

EN YAKIN HİSSEDİLEN KÖŞE YAZARI
Birkaç yıldır Türkiye çapında Nielsen’e yaptırdığımız araştırmada, ülkemizdeki gazete okurları arasında en yakın hissedilen köşe yazarı Emin Çölaşan çıkıyor. Emin Çölaşan reklamcılar arasında o kadar popüler değil, ancak beşinci sırada yer alıyor. Genel  Türkiye kamuoyu tarafından en çok beğenilen beşinci köşe yazarı olan Yılmaz Özdil ise reklamcıların en çok beğendiği köşe yazarı.

Reklamcıların ilk beşinde Yılmaz Özdil’den sonra sırasıyla Bekir Coşkun, Yıldırım Türker, uzun bir süredir köşesini kapatmış olan Perihan Mağden ve beşinci sırada Emin Çölaşan var. Yakın hissedilen gazeteler ligi ile köşe yazarları ligindeki isimler arasında bir paralellik olduğu da dikkat çekiyor.

 

EDEBİYAT SEVGİSİ
Reklamcılar edebiyata meraklı.  Ayda en az 1 edebiyat kitabı okuyanların oranı yüzde 37. Ayda 2, 3, 4 ve daha fazla kitap okuyanların oranları toplandığında yüzde 80’i aşan bir rakam elde ediliyor.

Reklamcıların yüzde 10’u ise hiç kitap okumadığını söylüyor. Ekonomik sistemin lokomotif gücünü yaratan reklam yaratıcıları arasında kitap okumayanların oranının bu kadar yüksek olması şaşırtıcı.

Reklamcılar arasında işle ilgili kitaplara olan ilgi, kültür edebiyat kitaplarına göre az. Ayda en az 1 kitap okuyanların oranı yüzde 43 gibi yüksek bir seviyede ancak ayda 2, 3, 4 ve daha fazla kitap okuyanların oranı yüzde 63 düzeyinde. Hiç iş kitabı okumayanların oranı da edebi kitaplar okuyanlara göre yüksek: yüzde 25.
Reklamcıların kişisel gelişim kitaplarına ilgisinin ise çok düşük olduğu açıkça görülüyor. Hiç kişisel gelişim kitabı okumayan reklamcıların oranı yüzde 60.

 

TÜRK REKLAMCISININ SİYASİ DURUŞU GELECEK SAYIDA
Geçen sayımızda tüm araştırma raporunu vermeye yerimin yetmeyeceğini ve ikiye böleceğimi söylemiştim. Ama yanlış hesap yapmışım. Ne yazık ki bu sayıda kendime torpil geçip yine 4 sayfayı işgal ettiğim halde, araştırma sonuçlarının bir bölümünü bir sonraki aya ertelemek zorunda kaldım. Geçen sayıda sosyo-ekonomik ve demografik soruların yanıtlarını vermiştim. Bu sayıda daha çok mesleki soruların yanıtlarını verdim. Gelecek sayıda ise Türk reklamcısının siyasi duruşu, siyasi tercihleri ile ilgili soruların yanıtlarını vereceğim.