Reklam Yaratıcıları Derneğinin şikayeti var

Reklam Yaratıcıları Derneği (RYD) Başkanı Bülent Fidan, yaptığı yazılı bir açıklama ile çeşitli kuruluşlar tarafından düzenlenen reklam ve tasarım yarışmaları hakkındaki şikayetlerini dile getirdi.

31.07.2007 - 13:45 | MediaCat

Facebook
Twitter
Google+
LinkedIn
+

Reklam Yaratıcıları Derneği (RYD) Başkanı Bülent Fidan, yaptığı yazılı bir açıklama ile çeşitli kuruluşlar tarafından düzenlenen reklam ve tasarım yarışmaları hakkındaki şikayetlerini dile getirdi. Fidan’ın konuyla ilgili metni şöyle:

Sektörün ilgili kurumları ve bireyleri,

Reklam Yaratıcıları Derneği olarak, yaratıcılık temelli yarışmalarda belli bazı konuların tartışılması gerektiğini düşünüyor ve tasarımcıların dikkatini çekmek istiyoruz.

Son yıllarda pek çok kurum, kendi adına reklamcılık yarışması düzenliyor. Yine pek çok kurum logo yarışması organize ediyor. Burada kimsenin belli bir sınırlama yapma zorunluluğu tabii ki yok. Ancak, bu tür yarışmalar belli kurallar çerçevesinde yapılmalı. Bir yarışmaya kurum ve tasarımcılardan iş isterken, o kurum ve tasarımcıların eğitim dönemleri dahil ciddi bir deneyim ile yola çıktıkları, bir zaman ve emek harcadıkları gözönüne alınmalıdır. Bunun da doğal olarak bir maliyeti olmalıdır. Keyfi olarak “ben bir yarışma açıyorum, katılın da göreyim işlerinizi” mantığı öncelikle emeğe saygısızlıktır. Buna rağmen yarışmaya katılanlar, doğru bir yarışma organizasyonu ve doğru bir jüri ve değerlendirmesinin karşısında inanarak emek harcamakta ve yarışmalara katılmaktadırlar. “Ne yani? İki çizgi atınca logo yaptık diyorlar”, diyor bazı kurumlar tasarımcılar için. O kadar basit değil. Bu durumu böylesine ucuzlaştıran iki önemli kesim var. Birincisi tasarıma böylesine basit bir iş gözüyle bakanlar ve ikincisi de tasarıma inanmayan, gönül vermeyen ve tasarımdan anlamadığı halde, bir iki bilgisayar programı bilenlerin internetten reklama her alanda tasarım yaptığını iddia edenler.

Yarışmalara katılan iki grup vardır. Birincisi deneyimli olan tasarımcılardır. Bu grubun beklentisi iyi bir iş ile sonuca ulaşılmasıdır. İkinci grup ise eğitimli ve bu yarışma sonucu ile varlıklarını ortaya koyma çabasında olan gençlerdir. Bir başka grup vardır ki, bunların yarışmalara katılmaları desteklenmekte ve zararlı sonuçlar doğurmaktadır. Bunlar, eğitimsiz, deneyimsiz ve her işte olduğu gibi tasarım alanında da ben bunu da yaparım mantığı ile yarışmaya katılanlardır. Bu üçüncü grup ile diğer ilk iki grubu aynı yarışmada bir araya getirmek yine emeğe ve deneyime saygısızlıktır. Bu nedenle yarışmalarda ilgili kişilerin katılması yönünde önemli şart maddeler yer almalıdır.

İletişim ve tasarım ile ilgili yarışmaların büyük çoğunluğu ne yazık ki (daha önce de çok örneğini gördük), tamamen reklam amaçlı yapılıyor. Yani amaç, yarışma sonunda ortaya çıkan işin ileriye dönük olarak kullanılmasına yönelik olarak düzenlenmiyor. Yarışmalar, o kurumun reklam aracı olarak kullanılıyor.
Durum böyle olunca da yarışma sonuçları bir işe yaramıyor.
Kurum da ortaya çıkan işe saygı göstermiyor. O iş yayınlanmıyor. Yerine, yarışmaya katılmayan bir kişinin yaptığı iş kullanılıyor. Burada da o kurum, bu yarışma sonuçlarına aykırı olan bu keyfi uygulaması için kimseye (öncelikle yarışmaya katılanlara) hesap vermiyor. Yarışmada dereceye girenler ise sözde ödüllerle kandırılıyor.

Neler görmedik ki? İston bir logo yarışması açtı. Sektörden deneyimli ve ödüllü pek çok tasarımcı katıldı yarışmaya. Sonuçta grafik tasarım ile uyuşmayan gerçekten “kötü” bir iş (tasarım diyemiyoruz) şu anda İston logosu olarak kullanılıyor. Kimseye cevap bile verilmedi.

İnternet üzerinde pek çok logo yarışması yapıldı. Ödüller ise gönül oyalama ödülleri oldu.

Renault’nun yaptığı Liselerarası Afiş Yarışmasında birinci gelen iş başka, billboardlarda yer alan iş başka. Bu durum gerek jüriye gerekse katılımcılara yönelik bir saygısızlıktır.

Bir kravat firması logo yarışması açtı. Sonuç ortada.

Yenibiriş, reklam yarışması düzenliyor. Reklam sektörünün profesyonelleriyle dalga geçer gibi.

İdeefixe isim yarışması açıyor. Marka ismi oluşturmanın farkında olmayarak.

Bir çerez firması reklam yarışması yapıyor. Kazanan öğrenciler, CV’lerine bunu koyduklarında sektör olarak bizler bunu dikkate almıyoruz. Çünkü, gerçekten değerli değiller.

Mardin Valiliği, bir logo yarışması açtı. Birinci seçememiş. Katılanların çoğu sektördeki önemli tasarımcılar. Hangi mantıkla değerlendirildi bilmiyoruz. Sanıyoruz ki, yine bir İston olayı yaşanacak. Yarışma sonunda neden ve hangi kriterlere göre birinci seçilemediği açıklanmıyor. Buna rağmen mansiyonlar veriliyor. Çelişki.

Yine ülkemizde pek çok valiliğin ve belediyenin hem kendi hem de alt kurumlarının logo yarışmaları da aynı durumdadır.

Eczaneler için piktogram logo tasarım yarışması yapıldı. Sonuç ortada.

Yukarıdaki örnekler işin değerlendirme kısmı.

Diğer bir önemli sorun da, sonuç olarak kurumsal kimliğin en önemli çıkış noktası olan logo tasarımının çok değerli bir ticari değer taşıması. Bu kadar yüksek bir ticari değer olan logonun küçük ve gönül alma ödülleriyle elde edilmesi emeğe, deneyime ve tasarıma saygısızlıktır.

İşin bir de sektör yanı var. Bir kurumun tanıtımla ve iletişimle ilgili olarak, henüz profesyonel olmayan öğrencilere ve yeni mezunlara yönelik yarışmalar açıp, buradan gelen işleri de kendi ticari işlerinde kullanmalarını, gerek sektördeki deneyimli tasarımcılara ve gerekse yine sektördeki profesyonel kurumlara yapılmış etik dışı bir davranış olarak görüyoruz. Açıkçası, bunu “işi ucuza kapatma” olarak algılıyoruz.

Gelelim bu açıklamayı yazma nedenimize…
Kelebekler Vadisi, bir logo yarışması düzenliyor. Kelebekler Vadisi’nin bu projesi öncelikle, o bölgenin reklamı olarak planlanmış. Bu yarışma ile insanların dikkati çekilmek istenmiş. Amaç? O bölgedeki ticari işletmelerin tanıtılması ve turistlerin o bölgeye gitmesini özendirmek. Böyle olmasaydı, bir iki tasarımcıya logo ihtiyacı anlatılır ve üstelik ücretsiz rica edilirdi ki, bizim tasarımcılarımız zaten yardım manyağı oldukları için ellerinden geleni karşılıksız yapardı. Ama ticari bir durum sözkonusu. Kurumsal kimlik sözkonusu. Şimdi, Kelebekler Vadisi logo yarışması açılıyor. Jüri kimlerden oluşuyor? Yarışmanın şekil şartları nelerdir? Nasıl değerlendirilecek? Kimler katılabilir? En önemli sorun da nasıl değerlendirileceği. Tasarım yarışmalarında grafik tasarım, kurumsal kimlik uzmanları ve iletişim uzmanları değişik kriterler ile tasarıma onay verirler. Kelebekler Vadisi logo yarışmasında bunları göremiyoruz. Bu kadar yüksek ticari değere sahip iş isteniyor ve verilen ödüller yine emeğe saygısızlık şeklinde gönül oyalıyor.

Nedir bu gönül oyalama ödülleri? Bir restoranda yemek, dergi aboneliği, bedava içki, ücretsiz internet bağlantısı, kılık kıyafet gibi… Bunları geçelim artık.

Bu yarışma sektördeki belli sivil toplum kuruluşlarına başvurularak yapılmalıydı. Böylece o kurumlar, o yarışmanın en iyi şekilde sonuçlanmasına yardımcı olurdu. Böylece bu yarışma, bir tasarım işini bu kadar basite indirgenmemiş olurdu.

Bu nedenle, RYD olarak bu tür yarışmaların ilgili bir sivil toplum kuruluşu ile yapılmasını öneriyoruz.

Çünkü bu tür yarışmaların ilgili sivil toplum kuruluşları ile yapılmasının faydaları var. Bunlar:

– İlgili sivil toplum kuruluşu alanında uzman olduğu için doğru bir brif hazırlar.
– İlgili sivil toplum kuruluşu yarışmayı hem kendi üyeleri hem de ilgili kişi ve kurumlar bazında duyurabilir.
– Sivil toplum kuruluşu gereken yarışma şartnamesini en doğru şekilde düzenler.
– İlgili sivil toplum kuruluşu yeterli bir jüri oluşumunu sağlar.
– İlgili sivil toplum kuruluşu o yarışmanın, yarışmacılar gözünde saygınlığını artırır.
– Sonuçları doğrular.

Örneğin Grafikerler Meslek Kuruluşu bunun için biçilmiş bir kaftandır. GMK’nın bu tür yarışmalarla ilgili olarak deneyimi ve şartnameleri de mevcut. Aynı şekilde Reklam Yaratıcıları Derneği de bu tür yardım ve destekleri esirgemiyor.

İletişim sektöründe bu kadar çok yarışma olması, yarışmaların değerlerine de zarar veriyor. Yarışma enflasyonunu sektör olarak artık takip edemez duruma geldik. Bunun da önüne birilerinin geçmesi gerekiyor.

Her alanda tasarım sözkonusudur. Reklam metni yazmak, grafik tasarım yapmak, medya planlamak, marka mimarisi, mimarinin her alanı, strateji oluşturmak gibi… Bu alanların hepsinde çalışan bireylerin çok çok büyük kısmı, ilgili alanda bir üniversite mezunudur. Kariyerini sadece üniversite eğitimi ile noktalamamış yıllar geçtikçe yaptıkları işler ile deneyim kazanmış, sektördeki zorunluluk nedeniyle sürekli olarak yeni alanlarda kurs ve benzeri eğitimler almış ve almaya devam eden insanlardır. Yani, bu işe baş koymuş insanlardır. Bu nedenle tasarımın her alanında emeğe, deneyime ve tasarıma saygı göstermek zorunludur.

Şu anda durum böyle iken emeğe, tasarıma ve deneyime saygısızlık olarak gördüğümüz bu tür yarışmalara üyelerimizin katılmamasını rica ediyoruz. Ta ki, bu tür yarışmaların sağlıklı, güvenilir ve değerli bir jüri tarafından oluşturulup değerlendirilmesine kadar…

Bülent Fidan
Reklam Yaratıcıları Derneği
Yönetim Kurulu Başkanı