Reklamcılığı gerçekten seviyor muyuz?

İşinizden memnun musunuz? İş arkadaşlarınızın performansından? Kazandığınız paradan? Reklam sektöründe çalışıyorsanız ve bu sorulara cevabınız "hayır" ise yalnız değilsiniz.

05.09.2017 - 10:26 | MediaCat

Reklamcılığı gerçekten seviyor muyuz?
20
paylaşım
Facebook
Twitter
Google+
LinkedIn
+
Nedir?

İşinizden memnun musunuz? Çalışma şartlarınızdan? İş arkadaşlarınızın performansından? Kazandığınız paradan? Bu yıl dördüncüsünü yayınladığımız 30 under 30 listemizin zihnini ve kalemini güçlü tutmayı bilen genç reklamcılarından Innocean Worldwide Türkiye Reklam Yazarı Kadir Temir’in Reklam Sektöründe Çalışanların İş Tatmini ve Sorunları isimli çalışmasından çıkan sonuçlara göre reklam sektöründe çalışanların büyük bir kısmının bu sorulara cevabı hayır.

Sektörden 474 kişiyle gerçekleştirilen araştırmadan hayat bulan Reklam Sektöründe Çalışanların İş Tatmini ve Sorunları’nın satırbaşlarını Temir’in cümleleriyle dinleyelim.

Reklamcılığı gerçekten seviyor muyuz?

Reklamcılığı gerçekten seviyor muyuz?Reklam ajansları, sektörün dinamikleri gereği birçok sorunu içinde barındırıyor. Doğal olarak bu sorunlar da ajans çalışanlarının verimlerini düşüren etkenler olarak karşımıza çıkıyor. Yetişmesi gereken işlerin beraberinde getirdiği uzun mesailer, özellikle İstanbul’da yaşayanların yabancı olmadıkları gelir-gider dengesizliği ve iletişim eksikliğinden kaynaklanan ajans içi problemler bu sorunların başını çekiyor. “Neye göre, kime göre?” derseniz, ajans çalışanlarıyla yapılan bilimsel araştırmanın sonuçlarına göre.

Geçtiğimiz Mayıs ayında, Güney Florida Üniversitesi’nden Profesör Paul Spector’ın da katkısıyla “Reklam Sektöründe Çalışanların İş Tatmini ve Sorunları” adlı çalışmam için sektörde çalışan 474 bireyin katıldığı bir araştırma gerçekleştirdim. Parametrik istatistik yöntemlerinin kullanıldığı bu araştırmada, katılımcıların yüzde 57,2’sini erkekler, yüzde 42,8’ini ise kadınlar oluşturuyor. Yaş frekansında en yoğun katılım yüzde 42,7 ile 26-33 yaş arası gruba aitken unvan frekansında en yoğun katılım ise yüzde 25,7 ile reklam metin yazarlarına ait. Araştırmanın sonuçları pek de güllük gülistanlık bir ortamda olmadığımızı gösteriyor. Bu kanıya varmak için araştırma yapılmasına gerek duyulmayabilir ama herkes tarafından bilinen gerçeklerin sayısal verilerle ortaya koyulması, en azından sorunları görmezden gelmemizi daha da zorlaştırıyor.

İyi kazanıyor muyuz?

Hayır. 474 katılımcının yüzde 70,9’u hak ettiği ücreti kazanamadığını düşünüyor. Belki katılımcıların bir kısmı hak etmediği hâlde hak ettiğini düşünüyordur, belki de bir kısmı henüz yolun başında olduğu için olumsuz düşünme konusunda acele ediyordur ama hepsini sadece bu iki sınıfa dâhil etmek ne kadar doğru? Temel ihtiyaçlarını dahi rahat bir şekilde karşılayamayan bir bireyin iş hayatında verimsiz olması da gayet doğal bir sonuç olur.

Yeterince verimli çalışıyor muyuz?

Katılımcıların yüzde 74,9’u gereğinden fazla çalıştığını düşünüyor. Reklam sektöründe çalışanlar için elbette bu sonuç şaşırtıcı değil. Şaşırtıcı olan kısmı, bu insanların yüzde 65’inin çalıştığı insanların yetersizliğinden dolayı daha fazla çalışmak zorunda olduğunu ifade etmesi. Bu sonuca bakarak hafif bir beyin jimnastiği yapalım. Nasıl oluyor da büyük bir çoğunluk bir başkasının yetersizliği yüzünden daha fazla çalıştığını iddia ederken kendisi de bir başkası tarafından “yetersiz” sınıfına dâhil edilebiliyor? Sanırım tam da bu noktada iğneyi kendimize, çuvaldızı başkasına batırmamız gerekiyor.

Yaptığımız işi gerçekten seviyor muyuz?

Görünen o ki birçoğumuz reklamcılığı pek de severek yapmıyoruz. En azından yanıtlar bunu gösteriyor. Katılımcıların yüzde 54,4’ü “eğer imkânım olsaydı reklam sektöründe çalışmak istemezdim” diyor. Yani neredeyse her 10 kişiden 6’sı yaptığı işi sevmiyor. Aslında ülkemizde birçok insan çalıştığı işten memnun değil. Şimdi bir araştırma daha yapıp doktorlara, avukatlara ya da öğretmenlere aynı soruyu yöneltsek, benzer oranlarda olumsuz yanıt almamız muhtemel. Yine de bu durum sorunları irdelememize engel olmamalı.

Bir diğer önemli nokta da katılımcıların yaşlarıyla yanıtlarının olumsuzluğu arasındaki orantı. 18-25 yaş arasındaki katılımcıların yalnızca yüzde 32’si işiyle ilgili memnuniyetsizliğini ifade ederken bu oran 34-41 yaş arasındaki katılımcılarda yüzde 67’ye kadar çıkıyor. Yani sektördeki deneyim yılının artmasıyla tatminsizliğin de arttığını görüyoruz.

Reklam sektöründe çalışanların işlerini sevmedikleri için şartları da olumsuz yorumladıklarını söyleyebilir miyiz? Evet. Ama aynı zamanda şartların olumsuzluğundan dolayı işlerini sevmediklerini de söyleyebiliriz. Kesin olan şey, ortadaki problemin varlığı ve çözülmesi gerektiği. Tabii çözüm için tüm sorumluluğu ajanslara yüklemek de haksızlık olur. Şartların iyileşebilmesi için öncelikle yaşadığımız ülkedeki ekonomik ve sosyolojik şartların iyileşmesine ihtiyacımız var. Sorunları günü kurtaracak yöntemlerle değil geleceği de kucaklayabilecek yöntemlerle çözmeye ihtiyacımız var.

Daha da önemlisi, insanlara yatırım yapmaya ihtiyacımız var. Ancak bu şekilde sorunlarımızın üstesinden gelebilir, güzel yarınlardan bahsedebiliriz.