Publicis ve Omnicom birleşti, ABD ve Meksika neden birleşmesin?

Ülkenin adının daha akıcı olması açısından Meksika ve Amerika Birleşik Devletleri (MUSA) de olabilir.
01.10.2013 - 09:30
Facebook
Twitter
Google+
LinkedIn
+

2007’de Al Ries’le birlikte yazdığımız bir köşede “Neden göçmenlikle mücadele etmektense Meksika’yla birleşmiyoruz?” diye sormuştuk. Açıkça söylemek gerekirse bu soruyu sorarken hayli kaygısızdık, zira kimsenin bizi ciddiye alacağını düşünmüyorduk.

Ancak bugün anlaşılan o ki, meclisin ülkemizin en büyük sorunu olan 12 milyon civarı kaçak işçi konusunda bir şey yapmaya niyeti yok. Sorunun her geçen yıl daha kötüye gittiğini görmeyi istemiyorsak bir çözüm bulmak gerekiyor. Bu durumda birleşmeden daha pratik bir çözüm var mı?

Elbette sınırın iki tarafında da bu fikri duyduğunda çığlık çığlığa karşı çıkacak olan insanlar olacaktır. Var olan tüm sorunları göz önünde bulundurduğumuzda bu birleşmenin on yıllar alacağı da ortada. Ancak neden ABD’li ve Meksikalı liderlerden oluşan bir komisyon kurup birleşmenin mümkün olup olmadığını konuşmaya başlamayalım ki?

Burada emsal niteliğinde bir mazi de söz konusu. 1846’da Meksika’yla yapılan savaşın ardından ABD şu anda ülkenin kuzey kısmını oluşturan ve içlerinde Kaliforniya, Nevada, Arizona, New Mexico ve Utah’ın yer aldığı birçok şehri almıştı. Bu eyaletlerde birçok şehir ve sokağın isminin İspanyolca olması elbette tesadüf değil: Los Angeles, San Diego ve Santa Fe gibi.

Bu kadar büyük toprak ABD’ye yok pahasına katılmadı. 13 bin 780 ABD’li bu uğurda hayatını kaybetti. Her şey o zamanlar ABD topraklarında yer almayan Texas’ın Meksika’dan ayrılmak istemesiyle başladı. Meksikalı general Santa Anna’yı Alamo’ya saldırmaya mecbur bırakan bu hareketin sonunda Anna Alamo Savaşı’nı kazansa da PR savaşını kaybetmiş oldu. Tarih öğrencilerinin bileceği üzere binlerce Meksikalı asker, aralarında Davy Crockett ve Jim Bowie’nin de bulunduğu 200 kadar Teksaslıya saldırmış, Teksaslılar da son nefere kadar savaşmayı sürdürmüştü.

Sonunda Teksas bağımsızlığını kazanmış daha sonra da ABD’ye katılmıştı. Ancak Alamo Savaşı ülkeyi öylesine büyük bir öfke tufanına sürüklemişti ki ABD’li politikacılar bu durumu Meksika’ya karşı bir savaş başlatmak için kullanabildi. Vera Cruz’un kara ve denizden işgalinin ardından gelen Mexico City’nin işgali sonrası Meksikalılar anlaşmaya karar verip ülkelerinin neredeyse yarısını çok cüzi bir miktar karşılığında (15 milyon dolar) ABD’ye vermeyi kabul etmişti.

Meksika’yla yaşanan bu kavga güney sınırında toprak kazandığımız tek örnek değildi. “Remember the Maine” de tıpkı “Remember the Alamo”da olduğu gibi iyi bir PR çalışmasının yapılmasına imkân sağlamış, İspanya-ABD 1898 Savaşı sonucu Porto Riko ve Filipinler 1946’daki ayrılığa kadar ABD’ye katılmıştı.

Tüm bu süreç bizi bugünlere getiriyor. ABD halkının 12 milyonun üzerindeki kaçak işçi için genel affa yanaşmayacağı inkâr edilemez bir gerçek. Ancak ABD hükümetinin bu işçileri sınır dışı etmesi de fiziksel olarak mümkün değil. Tüm kaçak işçileri Rio Grande’nin öbür yakasına göndermeyi başardık diyelim; onları geri dönmekten kim alıkoyacak?

Latin kültürü birleşik devletler kültürüne iyice kök salmış durumda. Aslına bakarsanız iki kültürü çoktan birbiriyle kaynaştırdık bile. Meksika mutfağı buradaki en popüler seçenekler arasında yer alıyor. (Corona ABD’de en çok ithal edilen bira ve Margarita ABD’nin en sevdiği kokteyl). Meksikalı ve Meksikalı-ABD’li sanatçılar – yönetmenler Guillermo Del Toro ve Robert Rodriquez, oyuncular Eva Longoria ve Salma Hayek ve şarkıcı Selena Gomez – yaygın kültürümüzün önemli birer parçası durumunda. Ve ABD’de yer alan şehirlerin neredeyse tamamına İspanyolca yayın yapan televizyon kanalları Telemundo ve Univison ulaşıyor.

Bunun yanı sıra Meksikalılar ABD’lilerce unutulduğu ve özlendiği söylenen yakın aile ilişkileri ve derin dini inançlar gibi kültürel değerlere sahipler.

İki ülke arasında aslı itibarıyla Berlin Duvarı’ndan farksız bir sınır inşa etmek mantıklı ve adil değil. Kültürlerimizi asimile etmiş olmak için hayli yoğun çaba sarf ettik ve 1969 mil uzunluğundaki sınıra bir ‘çit’ çekmek işi yalnızca daha zor hale getirecek.

Burada gündeme gelebilecek bir birleşme, milyonlarca insanın oluşturacağı birlik olmuş bir toplumun üretici hale geçmesiyle birlikte ekonominin muazzam bir ivme kazanmasını sağlayacaktır. Göçmenler çoğu zaman geri kalanların yapmak istemediği işlerde çalışmayı kabul ediyor. Ve tıpkı Avrupa’da olduğu gibi ABD’nin nüfusu da giderek yaşlanıyor ve genç göçmenler demografimizdeki büyük bir açığı doldurabilir.

Birleşmiş bir ülkede, ABD’nin iş kanunları sınırın ötesindeki düşük ücretleri dahi yukarı çekecektir. Bu Meksika’daki düşük maliyetler nedeniyle orada tesisleşen ABD’li yatırımcılar için pek olumlu olmasa da, Meksikalı işçiler için daha iyi maaş ve daha güvenli iş sahalarının yaratılması anlamına gelecektir. Bu da nihayetinde Meksika eyaletlerinin bugün ABD’deki eyaletlerin sunduğu vergi teşvik hareketini başlatmalarına sebep olacaktır.

Birleşmenin şimdi olduğundan daha yoğun bir şekilde güneyden kuzeye göç yaşanmasına sebep vereceğini düşünenlere de bunun tam tersinin yaşanabileceğini hatırlatmak gerekiyor. Zira bu durumda birçok Meksikalı birleşmenin ardından Amerika ve Meksika Birleşik Devletleri (USAM) sınırları içinde yer alacak olan evlerine dönmeye sıcak bakabilir. Ülkenin adı daha akıcı olması açısından Meksika ve Amerika Birleşik Devletleri (MUSA) de olabilir. Bu kısaltmanın oluşturduğu MUSA kelimesinin İspanyolca’da ilham anlamına gelmesi de cabası.