‘Online deneyimler standardize edilmemeli’

Howard Goldkrand internetin 20'inci yüzyıl zihniyeti ile yönetildiğini iddia ediyor.

30.10.2013 - 10:49 | Alev Kaynak

Modernista! İnovasyon Direktörü Howard Goldkrand internetin 20'inci yüzyıl zihniyeti ile yönetildiğini iddia ediyor.
Facebook
Twitter
Google+
LinkedIn
+

Modernista! İnovasyon Direktörü Howard Goldkrand da Brand Week Istanbul katılımcılarından. Tam bir ‘Digital Nomad’ olan Goldskrand, biraz da provokasyon yaratma arzusuyla, internetin 20’inci yüzyıla ait bir zihniyetle yönetildiğini iddia ediyor. Goldkrand’a göre, internette kâr amacıyla birbirine benzeyen kullanıcı deneyimleri yaratan yatırımcılar aradan çekilirse yaratıcılık ve progresif tecrübeler için bir şans yaratılabilir.

2012’de verdiğiniz bir söyleşide, internet’in yalnızca işleri kolaylaştırmak için kullanıldığını andınız. Sizce bir şeyler değişti mi geçen zamanda?

İnternetteki kültürel üretim ve pratikler 20’nci yüzyıl yayıncılık modeli tarafından yönetiliyor. Örneğin YouTube, sadece bir içerik kütüphanesi. Harika bir içerik elbette ama gerçek kitaplarla dolu bir kütüphanede takılmak kadar ilginç değil benim için. Ben Youtube ve Facebook gibi sitelerin araştırma ve anında paylaşım dışında hikâye anlatımı için nasıl platformlar sunduklarını sorguluyorum. Milyarlarca saatlik video var ve bunların hepsi bulunmak için orada değil. Yani hala içeriğin kendisine değil, belirli anahtar kelimelere ulaşıyoruz. Bu henüz özelleşemedi. Sonsuz bir dijital geçmişi barındıran çöp kutusundan farksız. İnteraktif video ve boyutlandırılmış hikâye anlatımı alanında az bir yenilik gördük. Eğer markalar ve reklamcılar deneyselliği destekleyip ilerlemenin önünden çekilselerdi, yeniliklere çok daha hızlı erişebilirdik. Kâr için online deneyimleri standardize etmek, progresif pratiklerin önünü tıkıyor. Elbette bu kullanıcılar içerik için para ödememeli anlamına gelmiyor. Ama birçok insan 20’nci yüzyılın artıkları olduğunu düşündüğüm hissedarlar yüzünden 21’inci yüzyıl tecrübelerinden mahrum kalıyorlar. Kullanıcıların networklere erişimini ve bu alanlarda deney yapabilmelerini sağlamalıyız. Davranış beklentilerimizi ya da piksellerimizi yeterince ileriye taşıyamadık. Bunu provokasyon yaratmak için söylüyorum. Amaç burada pazar potansiyellerini keşfetmek değil, bağlantılı bir ortak yaşamın imkânlarını keşfetmek.

Çalışmalarınızda birçok disiplini bir araya getiriyorsunuz. Artık bir tanesi yetersiz mi kapsamlı bir marka mesajı iletebilmek için?

Biz network jenerasyonuyuz; bağlantılı olmayan hiçbir şeyimiz yok. Elbette bir kitap ayrıksı bir tecrübe olabilir. Ancak bu kitabın basımından sohbetlere dâhil oluşuna, etrafında birçok tartışma ve topluluk örgütleyebilmesine kadar her şey artık bu kitapla bağlantılı.

Sizce markalar tek yönlü olmaktan sıyrılabildi dijitalde?

Bunu vakalar üzerinden anlatabilmek daha iyi olurdu. Dinlemeyi bilmeyen ya da toplulukları desteklemeyen, yalnızca sizin ‘like’larınızı isteyen markalar bile fazlasıyla hareketli. Elbette biz kesintisiz tecrübeye minnet duyarız.

Arttırılmış gerçeklik gibi şeylere o kadar alıştık ki, Matrix evreni artık korkutucu gelmiyor. Artık gerçeklikle bir farkı var mı?

Arttırılmış gerçeklik, gündelik olarak tecrübe ettiğimiz şeyin üzerine yükselen bir tabaka. Bir çeşit arayüz. Bunun içinde kendisini evinde hisseden bir nesil geliyor. Zamanla daha da alışacağız ve ancak yok olursa farkını idrak edebileceğiz. Dünyanın duyularla dolaysız tecrübe edilişinin hep eşsiz ancak anlaşılmaz bir yanı olmuştur. Ancak bunları hep dil üzerinden dolayımlayıp ortak sembolik, görsel ya da işitsel kabullere tercüme ediyoruz. Bunları yaparken ödediğimiz beden dolaysız maddenin kendisi. Bu iletişim kanallarından birinin eksik olmasıdır. Bir zamanlar parçası olduğumuz diyalogdan mahrum bırakılmışız. Kendimizi kapattığımız, doğal olmayan bu yaşam tarzları bana daha artırılmış geliyor.

İlham perilerinizi nerede buluyorsunuz?

Bildiğim şeyden rahatsızlık duyma arzusunda ve bilmediğim şeyi keşfetme hazzında.