‘Okuyucunun talebine göre haberciliğe karşıyım’

Ezgi Başaran yeni Radikal’i anlattı.

08.09.2014 - 14:15 | Alev Kaynak

Facebook
Twitter
Google+
LinkedIn
+

“Radikal, Doğan Medya Grubu’nun kendi yarattığı tek marka” diyor Ezgi Başaran, “bu yüzden, harcanabilir olduğunu düşünmüyorum”. Kâğıdın sosyolojik tansiyonunu dijitale aktarmanın olanaklarını ve Radikal vakasının yakın geçmişini konuştuk gazetenin yayın koordinatörüyle.

Doğan Medya hassas bir dönemden geçiyor…
Türkiye basınını bir gemi olarak kabul edersek, bu geminin çeşitli yerlerine son 15 yıldır ciddi delikler açılmış ve bu delikler gazetecilikle kapatılmamış. Dolayısıyla bu gemi baskılara son derece açık. Doğan Medya Grubu’nun iki gazetesi Hürriyet ve Radikal gerçekten büyük bir gayret ve sebatla gazetecilik yapmaya devam ediyor. ‘Siyasi baskı yok, biz başka bir ülkenin başka bir gemisindeyiz’ demem de komik ve saf kaçacaktır. Hasan Cemal’in söylediği gibi Türkiye medyası hiç görmediği kadar siyasi bir baskı altında ve buna adapte olmuş, kendisine gazeteci diyen medya kişilerinin tehdidi altında. Bu geminin bir parçası olarak biz de bunlardan etkileniyoruz. Çünkü bir fanusta yaşamıyoruz.

Radikal’in dijital dönüşümü nasıl gidiyor?
Sadece dijital olmaya başladığımızda hiç kimse bir şaşkınlık ya da sudan çıkmış balık hissiyatına vurulmadı. Radikal’in editör ekibinin neredeyse dörtte üçü kâğıt ekibinden geliyor ve çok eski gazeteciler. Bu insanların gazetecilik anlayışı ya da faaliyetleri değişmedi. Radikal’in de değişmedi. Önümüze bir haber geldiğinde bunu dijitalde nasıl farklı sunarız sorusuna biz son 2-3 yıldır cevap arıyoruz. Okuyucuya dijital ortamda kâğıt ortamdan daha farklı şekilde sunma, anlatma ve farklı araç gereçleri kullanma açısından bir deneme yanılma süreci yaşıyoruz dünyanın tüm gazetecileri olarak. Ama dijitale geçiş sürecine hazırlıklı, bilinçli ve farkında olarak biz bugünlere geldik.

Doğan Medya’nın dijital geleceğine dair bir laboratuvar görevi mi biçildi Radikal’e?
İlk olmak her zaman ön almaktır. Radikal 25 bin satarken, 750 bin kişi tarafından okunuyordu günde, şimdi bir milyona ulaştı bu rakam. Sosyal medyayı Türkiye’de en iyi kullanan haber markalarından biri haline geldik. Sadece dijital yayın yapmak için Radikal’i seçmek bence patronaj açısından doğru bir şeydi. Doğan Medya Grubu’nun kendi yarattığı tek marka Radikal. Bundan vazgeçmeyi planlamadıklarının farkındayım. Sadece Radikal öncülüğünde dijitalde haber sunma, haber iletme, haberi kullanma açısından birçok şey deneneceğini düşünüyorum. Bunların hem Hürriyet için hem Cumhuriyet için hem de havuz medyası denen o arkadaşlar için faydalı olacağını düşünüyorum çünkü şu anda sürdürülebilir bir şey yapmıyor hiç kimse dijitalde. Biz bunu sürdürülebilir bir şey olup olmadığını deneyip göreceğiz diğer dünya gazetecileriyle birlikte.

Radikal’in alametifarikalarından biri de Radikal 2’ydi. Benzer bir platform dijitalde mümkün mü?
Radikal 2 benim için de çok önemli bir yayındı, çünkü Türkiye medyasındaki ilk yazım Radikal 2’de çıktı. Dolayısıyla Radikal 2’nin en azından kâğıtta devam etmesini çok isterdim. Bu bir patronaj kararı ve bunda siyasi bir şey aramamak lazım çünkü Radikal 2’de yazan birçok kimseye dijital ortamda kapımızı kapatmadık. Artık çok farklı siyasi görüşlerden insanların yer aldığı bir platform olan Radikal Blog var. LGBTTQ ve LGBTTİ gibi kategorileri olan bir haber organı bulamazsınız Türkiye medyasında Radikal Blog dışında. Ermeni meselesi, Kürt meselesi, devletin hoşlanmadığı ve ana akımda iş yapan gazeteci ve yöneticinin netameli diyebileceği konular şu anda Radikal’de. Radikal 2 markasının yok edilmesi bence bir eksiklik. Acıklı ama reklam getirisi ve getirdiği tiraj anlamında sürdürülebilir olmadı. Ama bu içeriğinin öldüğü veya içeriğinin yarattığı o tansiyonun yok olduğu anlamına gelmiyor.

Okurlar ne düşünüyor? Kayıplar yaşandı mı?
Okuyucularımızdan niye Radikal 2 yok diye bir eleştiriyi ilk iki gün aldık. Onun dışında böyle bir arayış ya da kâğıt özlemi yaşanmadı ya da yaşatmamayı başardık belki.

Radikal Kitapsa hala kâğıt…
Radikal Kitap hala sürdürülüyor. Hürriyet ile basılıyor ve dağıtılıyor. Radikal Kitap’ın kağıttaki reklam kapasitesi de gayet iyi. Radikal’in tirajı 25 binken, 25 bin basılırdı Kitap eki de. Şimdi 75 bin adet var. Bu Radikal Kitap açısından ciddi ve sevindirici bir fırsat olarak algılanıyor.

Özgür Mumcu da dahil birçok yazarınız gazeteden ayrıldı bu süreçte. Kayıpları nasıl telafi etmeyi planlıyorsunuz?
Özgür kâğıdı bıraktıktan sonra bizimle yola devam etti ama Cumhuriyet çok uzun zamandır onunla çalışmak istiyordu. Cumhuriyet’in bir manası var Mumcu ailesi için. Cüneyt Özdemir ile ilgili olarak; CNN Türk’ün ekran yüzleriyle ilgili aldığı bir karar var. Şirin Payzın da bizde yazıyordu. O da aynı anda çekilmeyi tercih etti. Acilen ikame edilmesi gereken şeyin köşe yazarı olduğunu düşünmüyorum. Ben imkânım olduğu zaman daha çok muhabir ve editörle çalışmayı tercih ederim Radikal’de. Ama blogumuz var, çeşitli görüşlerden yazarlara kapımız açık. Radikal’in finansal imkânları okuyucuya daha farklı bir dijital deneyim yaşatmak, okuyucuyla daha yakın ilişki kurmak, daha çok editör ve daha çok muhabir için kullanılacak.

Ücretler azaltıldı mı?
Yazarların ücretleri ciddi biçimde azaltıldı. Bu dijital ortamın yapısal sorunlarından biri. Bütün yazarlara çok daha fazlasının verilmesi tercihimizdir ama belli bir para varsa, bunu muhabir ve editörden yana kullanmayı tercih etti Radikal. Belki bir süre sonra bunun ikamesini yapabilecek reklam ve pazarlama sistemleri geliştirebilirsek elbette herkesin fikrinin ve kaleminin kendi hak ettiği ölçüde tatmin edici bir şeyler verebilir Radikal.

Yazarlıktan yayın koordinatörlüğüne yani yöneticiliğe geçiş, sizin gazetecilik pratiklerinizde bir dönüşüme yol açtı mı?
Böyle bir geçiş yaşamadım çünkü uzun süredir Radikal’in internet sitesini yönetiyorum. Aynı ekibimle çalışmaya devam ediyorum. Dolayısıyla bir alışma ya da adaptasyon sürecine ihtiyacımız olmadı. Haber pratiklerimizi, haber reflekslerimizi birlikte test ettik ve geliştirdik yıllar içinde. Yepyeni bir şey yaşamıyoruz. Benim bir tane gazetecilik anlayışım var. Köşemi yazarken de bunu uygularım, Radikal’i yönetirken de. Radikal’in editör masası son derece özgür. Dijital yayıncılık, kâğıt gazete çıkarmaktan çok daha zor ve tedirgin edici bir şey. 5 dakikada birinci sayfa yapıyorsunuz. Sürekli bir karar verme, sıfırlanma ve test edilme süreci içindesiniz. Bir ekip ruhu olmasa yapılabilecek bir şey değil. Editörlerin de, muhabirlerin de çok ciddi heyecan, tansiyon ve şevk duyduğu bir şey yapıyoruz. Burada sanıldığı gibi bir gazete kapattık hüznü yok.

Yazı ve söyleşi tercihlerinizde hangi kriterler öne çıkıyor?
Bu konuda sınırları olmayan bir insanım, her şeye haber gözüyle bakarım. Mesleki deformasyonum had safhadadır. O yüzden benim gazeteci olmayan Ezgi diye bir halim yok. Bu da bazen arkadaşlarım ve ailem açısından çok sıkıcı bir hal alabiliyor. Sadece Ankara siyaseti benim için siyaset değil. Toplumsal cinsiyet konusu benim için her şeyden daha değerli, bununla ilgili röportajlar yapıyorum. Yahut Keten İnşaat yazıları gibi yazılar yazıyorum çünkü kent kültürünün; sadece bu beton, beton, beton ve rant dünyasından, “inşaat ya Resulullah” zihniyetindeki inşaat şirketleri tarafından satın alınıp piç edilmesinden bıktım. Bu son derece siyasi bir konu. Radikal’in kent kültürü açısından ciddi bir hassasiyeti var. O yüzden bu konuları gündeme getirmem hem editör ekibi tarafından hem de okuyucu tarafından son derece normal karşılanıyor. Ama diyelim ki çocuğuyla ilgilenen baba figürünün nasıl yadırgandığıyla ilgili veyahut da anne sütünün nasıl bir baskı aracına dönüştüğü veya kanserli bir kadının, eğer bekârsa, ileriki doğum ihtimallerinin nasıl düşürüldüğüyle ilgili röportajlar yaptığımda bazen okuyuculardan “siz de light konulara girdiniz” gibi eleştiriler alıyorum. Bu benim çok komiğime gidiyor çünkü bu siyasetin tam göbeği ve o kadar sert konular ki.

Dijital yayıncılıkta performans tıklanma üzerinden ölçülüyor. Bu haber kalitesinin düşmesine, içeriğin foto galerilerle git gide tabloide dönüşmesine yol açmıyor mu?
En iyi 10 otel havuzu veya hayal ettiğiniz en iyi tatil gibi bir foto galeri yapmanın Radikal’den ne götürdüğünün bana bir okuyucunun anlatması lazım. Radikal’in haberciliğinden, Radikal’in itibarından hiçbir şey götürmüyor bu galeriler. Okuyucunun talebine göre habercilik anlayışına karşıyım. Hiç okunmayan yazı dizileri yaptım. Zaten Radikal bunu yapmalı, 5 bin işi okusa bile. Yapmaya da devam edeceğiz. Belki bir sürü insana göre dünyanın en sıkıcı Kürt meselesi yazılarını yazıyorum. Ama önüme gelsin, bir tane magazin dergisiyle çok eğleniyorum. Bunu da hiç utanmadan, sıkılmadan anlatabilirim. Ciddi insan, ciddi haber tahayyüllerinin doğru olmadığını da bu internet dünyasıyla birlikte gördüm. Mars’ta haber üretmiyoruz. Bunun bir ekonomik modelde gerçekleşmesi gerekiyor. Bu olmazsa diğer alanlar da kapanacak.

Fotoğraflar: Muhsin Akgün