Neredeyse 13 yaşındaki bir gencin bir günü

Freya Braiker'ın kaleminden bir Z Kuşağı'nın günlüğü.

06.02.2018 - 17:44 | MediaCat

Neredeyse 13 yaşındaki bir gencin bir günü
0
paylaşım
İlk paylaşan sen ol!
Facebook
Twitter
-Share on LinkedIn
+
Nedir?

Z Kuşağı’nı anlamanın en iyi yolu onlara kulak vermek. İşte Ad Age yazarlarından Freya Braiker’ın kaleminden 12 yaşında Brooklynli bir genç kız olan Freya’nın bir günü.

Neredeyse 13 yaşındaki bir gencin bir günü

06.30 Alarmımın çıkardığı sesle sarsılmış biçimde uyanıyorum. Kalkıp üniformamı giyindiğim sırada uykunun üzerimdeki etkilerini atmaya çalışıyorum.

07.00 “Calvin and Hobbes” veya “The Far Side” gibi bir kitap alıyorum elime. O sırada annem NPR’ı (National Public Radio) açmış, haber dinliyor. Çok aldırış etmemeye çalışsam da bu bazen sinir bozucu olabiliyor. Kitap okurken bir şeyler yiyorum. Hafta içi sabah saatlerinde herhangi bir ekrana bakmam yasak ama hava durumunu kontrol etmek ya da kedi oyunum Neko Atsume’ye bir göz atarak kaçamak yaptığım oluyor.

08.05 Evden çıkıp otobüs durağına doğru yola koyuluyorum.

08.15 Delirmek üzereyim çünkü otobüsüm gelmiyor. Mesaj olarak yolladığım bir kodla otobüsün durumunu sorup bir durak mesafede olduğunu öğreniyorum. Yolculuk boyunca iPhone’umda Rodeo Stampede, Alto’s Adventure veya Recolor gibi oyunlar oynuyorum. Birçok çocuğun Instagram hesabı var ancak benim buna iznim olmadığı gibi hevesim de yok. “Ohaaa, şu kadar takipçim oldu” ya da “Yaa, bu sadece bu kadarcık mı beğeni aldı?” diyen insanlardan olmak istemiyorum. Yine de babamın telefonunu kullanarak Snapchat filtreleri ile oynamayı seviyorum.

08.40 Genellikle okul başlamadan önce CNN 10 izliyoruz. “10 out of 10” isimli bölümü seviyorum çünkü dünyanın herhangi bir yerinde yaşanmış komik ya da sıradışı bir olayı konu alıyor. Televizyonunun arkasında 1000 dolar bulan adam gibi.

09.00 Sosyal bilgiler dersinde Washington’ın başkanlık dönemini yeniden araştırıyoruz. İçinde olduğum grup Google Classroom’u kullanarak öğrenmek istediğimiz şey konusunda bir tercih yapıyor. Ben Fransız Devrimi’ni seçiyorum. Tarihi çok seviyorum; dolayısıyla bu ders gerçekten keyifli oluyor.

09.52 Bugünkü Çince dersinde insanların nasıl göründüklerine bağlı olarak yaşlarını sormanın üç farklı yolu olduğunu öğreniyoruz. Ödev olarak Arch Chinese isimli web sitesini kullanmamız söyleniyor. Bu Çince karakterlerin nasıl yazılacağını anlatan bir yer.

10.44 Öğle yemeği! Evet, öğle yemeğini 10.44’te yiyoruz. Bu sırada telefon kullanmak yasak.

11.36 Yaklaşan okul müsameresi için müzik sahnesine gidip, “Lift Every Voice and Sing” isimli bir şarkı öğreniyoruz. Öğretmenimiz bir “acapella” grubunun bu şarkıyı seslendirdiği çok havalı bir YouTube videosu izletiyor. Ben Hamilton veya Amélie gibi müzikalleri de seviyorum. Bence bunun dışında bugünkü müzik dandik. Ama Beyoncé’nin gerçekten iyi olduğunu düşünüyorum. Ama benim tercihim Beatles, Michael Jackson veya Sam Cooke. Babam bir plak koleksiyoncusu. Bir plak dükkânının önünden onunla geçmek çok sinir bozucu çünkü mutlaka durup bakmak istiyor.

1.20 İngiliz dil sanatları dersinde kitabını kısa süre önce bitirdiğimiz “A Raisin in the Sun”ın filmini izliyoruz. Film iyiydi ama kitabı kadar değil.

2.12 Matematik dersinde olasılık üzerine bir sınav var. Önceki akşam iyi çalıştım, bu yüzden kendime güveniyorum. Puanımı TeacherEase üzerinden kontrol edebilirim. Bu ödevlerinizi, notlarınızı ve yapmanız gereken ödemeleri falan takip edebileceğiniz bir internet sitesi.

3.04 Son periyot. Vmathlive diye bir şey var. Sınıftaki herkes önüne bir laptop alıp farklı farklı seviyeleri geçmeye çalışıyor. Tamamladığınız her bölüm için avatarınıza bir güncelleme yapabiliyorsunuz. Açıkçası bu benim favori dersim değil.

3.45 Otobüsüm gelene kadar arkadaşlarımla takılıyorum. Bu süre zarfında genellikle telefonuma dönüp Rodeo Stampede oynuyorum. Arkadaşlarımsa otobüs gecikince veya hava çok soğuk olunca Instagram’da canlı yayın açıp oyalanıyorlar. Kamptan tanıştığım, Brooklyn’de yaşamayan arkadaşlarımla ve eve gelmek üzere olduğumu haber vermek üzere bakıcım ile mesajlaşıyorum. Bitmoji uygulamasını neredeyse her gün kullanıyorum. Bu, duygularımı tam istediğim şekilde ifade edebilmem için gerekli çünkü emoji’ler her zaman bu konuda işe yaramıyor.

3.55 Gün boyunca çok reklam görmüyorum. Genellikle gördüğüm reklamlar otobüslerin kenarındakiler oluyor. Sleepy yatakları veya bir kadını ve kalçasını gördüğümüz (uf iğrenç) Vim Vixen pantolonları reklamları gibi. Ya da “İNANILMAZ İYİ OLAN” Dear Evan Hansen reklamı gibi.

4.00 Köpeğim Dottie’yi gezdirmem ve ödevime başlamam gerekiyor. Bazı günler kız kardeşimle birlikte YouTube’tan IISuperwomanII veya Liza Koshy videoları izliyoruz. Oyuncuların rolden çıkmak durumunda kalacak kadar güldükleri eski SNL skeçlerini de seviyorum.

5.45 Akşam yemeğini vakitlice yiyorum ki Dungeons&Dragons’a yetişebileyim. Haftada iki kez Game Lab adlı masa oyunları ve RPG oynanan bir yere gidip arkadaşlarımla oyun oynuyorum. Burada da telefon yasak.

9.30 D&D bitiyor ve eve yürüyorum. Bir şeyler izlemek için çok geç. Eğer öyle olmasaydı Netflix’ten “Stranger Things” veya “Gilmore Girls” izlerdim. Genellikle sadece Netflix, Hulu veya HBO Go izleriz. Ertesi sabah okul olan bir akşam sekiz buçuk veya dokuzda yatar; telefonumu ve bilgisayarımı ebeveynlerimden birine bırakırım.

Kaynak: Ad Age