Müzik reklamlarınızın en kritik unsuru olabilir

‘Bir reklamda öne çıkan unsur ne olmalıdır’ sorusuna her pazarlama uzmanından farklı yanıt alacağımız bir gerçek.
08.04.2013 - 16:51
Facebook
Twitter
Google+
LinkedIn
+

Etrafta dolaşan çok sayıda özgür içeriğe karşılık, markalar için reklamlarında müzik kullanarak çıtayı yükseltmek, ihtiyaç haline geliyor.

İyi bir müzik reklamın farkındalığını artırır; yavan bir müzik ise reklamın göz ardı edilmesine neden olur. Bu yüzden sürecin önemsenmesi markalar için çok faydalı olabilir. Dallas’ta bulunan Southern Methodist University’de reklamcılık eğitimi alan torunum Ramsay Hanson’un söylediği gibi: “Eğer televizyon açıksa ve ben başka bir işle meşgulsem, duyduğum şey “blah blah blah beni satın al blah blah” nağmelerinden ibaret. Ancak eğer kaliteli bir müzik duyarsam, reklam kesinlikle ilgimi cezbetmeyi başarıyor.”

Ayrıca internetin, insanların müzik zevkini böylesine geliştirmesiyle, Game7Films ortaklarından Yaron Schwartzman’ın belirttiği gibi, nereden gelirse gelsin (Koreli Psy, İsveçli House Mafia, Manila kökenli bir cover grubu) ‘müzik ve harika müzik’ artık tamamen ayrışıyor ve geleneksel gelir akışı ayakta kalmak için mücadele ediyor.

“Sanatçılar, etiketler ve yeni ardışık düzen (YouTube, Vimeo) arasında, dağınık haldeki online dinleyicileri kimin daha iyi metalaştıracağı ve yorumlayacağı üzerine büyük bir savaş var. Eğer bu bir hikâye olsaydı, kesinlikle marka sadakati değişken, yeterince ilgisi olmayan ve bitmek bilmeyen özgür içerik tedarikine sahip bir grup bireyin kuşatılma mücadelesini konu alırdı.”

TİCARİ BİR MÜZİK DERİN BİR ETKİ YARATABİLİR

Yaratıcı ekiplerde çalışan bazı insanlar bu sürecin, reklamlardaki cimrilikten kurtulmak ve harika müzikler ortaya çıkarmak için yatırım yapmaya değer nitelikte olduğunu düşünüyor. Viacom’da başkan yardımcısı olan ve Spike TV’de yaratıcı kadrolar içinde yer alan Niels Schuurmans, müziğin kampanyayı biçimlendirebileceği gibi ona zarar verebileceğini de belirtiyor. “İyi bilinen ticari bir müziği kullanmak basmakalıp bir müziğin yaratamayacağı kadar derin bir etki yaratabilir… Harika bir müzik kullanmak ise bir reklamın yüzde 50’sinden fazlasını oluşturabilir. Ben işimde her zaman, ticari şarkıların kullanılmasından yana oldum. Daha pahalı olmasına karşın aldığınız karşılığa değiyor. Fakat bazen de büyük bir sıçrayış yapmaksızın parayı harika bir müziğe yatırmak daha iyi sonuçlar veriyor.”

Spot Welders’ta film ve reklam editörü olan Livio Sanchez, reklamlarda ünlü simaları, sanatçıları ve spor dünyasından yıldız isimleri kullanmanın, reklama hiçbir yenilik kazandırmadığını belirtiyor. Ancak onları farklı bir şekilde reklama dahil etmek, harika bir müzik kullanmakla sağlanabilir. Sanchez bu noktada kendisinin de projede çalıştığı ve BBDO, New York’un yarattığı MtnDew örneğini veriyor.

Amaç rekabetin kızıştığı enerji içecekleri pazarı arasında yer alan farklı özelliklere sahip genç nüfusa erişebilmekti. Hip-hop şarkıcıları Lil Wayne ve Mac Miller, country müzik şarkıcısı Jason Aldean, Nascar yarışçısı Dale Earnhardt Jr., snowboard sporcusu Danny Davis ve kaykaycılar Paul Rodriguez Jr. ile Theotis Beasley sözleşme imzaladılar. BBDO’nun yapması gereken tek şey, tüm bu isimleri aynı reklamda nasıl birleştireceğini düşünmekti. Yaratıcı ekip bambaşka yaşam tarzlarına sahip bu isimleri, Lil Wayne’nin bir konserinde kaydedilen şu slogan ile birleştirdi: “This is how we Dew.”

Geride kalan her şeyi ise müzik birleştirdi.

Müzik pazarlaması ve sanatçılar sosyal medyanın avantajlarını, en istekli fanlarını belirlemede kullanıyor. Lady Gaga’nın menajeri Troy Carter Financial Times’a yaptığı açıklamada, şarkıcının sosyal bir network oluşturmak istediğini, ancak sorunun nicelik değil datanın niteliği olduğunu açıkladı. Bu yüzden Carter, en sıkı 1 milyon Lady Gaga fanı için Backplane adlı sosyal medya platformunu yarattı.

Carter Financial Times’a, “Şu anda buraya bir meşe ağacı dikiyoruz.” diyor. “Bugün buraya diktiğimiz şeyin tüm faydalarını, önümüzdeki 10 yıl içinde göremeyebiliriz.” Dijital telif hakları anlaşmaları gibi, müzik endüstrisinin temel prensipleri de hızlı bir değişim geçiriyor. Carter her ne kadar data meselesine kafayı takmış olsa da, bunu işin yaratıcı kısmında yer alanlarla ilişkileri düzeltmek için kullanmamak gerektiğini söylüyor.

“Ben şarkı yazmak, yaratıcı olmak gibi şeylerden, yani sanattan uzak durdum. Oysa ki bunlar Tanrı’nın bir lütfu. Sanat üzerinde analiz yapamazsınız.”