Murdoch haksız mı?

Binbir güçlük, emek ve yüksek maliyetlerle üretilen haber, masa başında yapılmış bir haber sitesinde toparlanıp tüketiciye servis ediliyor...
01.12.2009 - 00:00
Facebook
Twitter
Google+
LinkedIn
+

Binbir güçlük, emek ve yüksek maliyetlerle üretilen haber, masa başında yapılmış bir haber sitesinde toparlanıp tüketiciye servis ediliyor. Bir editör ve makul bir server maliyeti ile soyunabileceğiniz bu online gazetecilik maceranızda, sayfalarınıza yerleştireceğiniz birkaç uygun fiyatlı reklam banner’ı sizi çok rahat geçinebileceğiniz bir gelire kavuşturabiliyor. Murdoch işte bu noktada isyan bayrağını çekiyor!

Haziran 2009’da The Daily Show’un New York Times ofisinde yaptığı program son aylarda viral ortamlarda dijital basını savunanların en çok yaydığı videolardan biri oldu.

“Arkamda gördüğünüz binada 150 yıldır inatla kağıda haber basıyorlar” diye başlayan programda Jason Jones’un Pulitzer ödüllü ünlü editör Bill Keller’ı köşeye sıkıştırması, Rick Berke’ye dönüp “Yaşlanmış haber yapmaktan ne gibi bir keyif alıyorsunuz?” diye sorması geniş yankı yaratmıştı.

Ancak seyredenlerin arada kaçırdığı bir cümle vardı. Bill Keller’ın, Jason’a dönüp, “En son Bağdat’a gittiğimde etrafımda ünlü web sitelerinden ve arama motorlarından kimseyi görememiştim” cümlesi kahkaha efektlerinin arasında kaynayıveriyordu.

KOPYALA YAPIŞTIR GAZETECİLİK DEĞİL
Keller, “Evinizde masa başında yaptığınız kopyala yapıştır işi, gazetecilik değildir” diyordu.  Haklıydı da. Son dönemlerde basılı gazeteciliğin üzerine gidenler, aslında bu işin mutfağının nasıl özveri ve zorluklarla yapıldığını unutuyorlardı.

Rupert Murdoch’un son günlerdeki “Web gazete ve dergilerimi paralı yapacağım, Google’dan erişilemez hale getireceğim” çığlıklarının altında da bu gerçek yatıyordu aslında.

Son yıllarda en çok konuştuğumuz konulardan biri gazeteler. Dijital haberciliğin basılı haberciliğe oranla avantajlarını, insanların tercihlerini bu yöne yönlendirmelerini, bu yüzden de basılı gazeteciliğin sonunun geldiğini söylüyoruz.

Bu noktada hatlar biraz karışıyor.
Çünkü dünyada hemen hiç kimse ‘kağıda basılı gazeteciliğin’ bir geleceği olduğunu iddia etmiyor. Bundan 10 yıl sonra, gazeteciliğin tümüyle dijital olacağı, dijital kanallardan gerçek zamanlı olarak yapılacağı konusunda hepimiz hemfikiriz.

Kağıt tümüyle ölmeyecek olsa da bu tecrübeyi ayrı bir lezzet olarak gören bir azınlığın tüketeceği bir platform olarak kalacak.

‘Profesyonel haber içeriği’ olarak da adlandırılan gazetecilik ise yaşamaya devam edecek. Etmek zorunda da. Çoğu zaman gazetecilik eleştirilse de, online ortamlarda herkes bir haberci desek de, ikisinin aynı şey olmadığı çok açık. Bildiğimiz anlamda gazeteciliğin sağlıklı olarak yaşaması gerekiyor.

MURDOCH’UN DERDİ BAŞKA
Murdoch’un endişesi bambaşka: Bugünkü şartlarla gidersek profesyonel medya büyük yaralar alabilir. Çünkü kağıdın dijital ortamlara transferi sorunu çözmüyor. Webde hem reklam fiyatları çok düşük hem de içerik için bir ücret alınmıyor. Bir medya grubunun bütün basılı gelirini bugünkü reklam fiyatları ile web’e yönlendirseniz bile bilançolarında kocaman kırmızı zarar figürlerini görmeniz kaçınılmaz. 
Öte yandan, haber içerikleri profesyonel kaynaklardan kopyalanarak pek çok sitede neredeyse eş zamanlı olarak yayınlanıyor. Google gibi arama motorlarının kanatları altında yer alan bu siteler yüklü trafik çekiyor ve insanlar bu sitelerden de içeriği tüketebiliyorlar.

Binbir güçlük, emek ve yüksek maliyetlerle üretilen haber, masa başında yapılmış bir haber sitesinde toparlanıp tüketiciye servis ediliyor. Bir editör ve makul bir server maliyeti ile soyunabileceğiniz bu online gazetecilik maceranızda, sayfalarınıza yerleştireceğiniz birkaç uygun fiyatlı reklam banner’ı sizi çok rahat geçinebileceğiniz bir gelire kavuşturabiliyor.

Murdoch bu noktada isyan bayrağını çekiyor. Özetle konu kağıt mı, dijital mi değil. Konu bu geçişte gelir modellerinin sağlıklı bir şekilde nasıl yönetilmesi gerektiği.

Amerika’da ara geçiş önlemi olarak İngiltere’de BBC’nin, bizde TRT’nin aldığı devlet yardımları modelinin özel sektöre yansıtılması ve ekosistemin çözüm devreye girene kadar ayakta kalmasının sağlanması konuşuluyor. Zira New York Times, Chicago Tribune gibi devlerin 2-3 sene ömrü kaldı. Philedelphia’da 1-2 gazete ayakta kalmış, onlar da can çekişiyor. Fransa’da 2 tane 500 bin tirajlı yayın geçtigimiz aylarda kepenklerini kapattı.
Her ne olursa olsun acil bir çözüm paketinin ve bir yol haritasının bizde de düşünülmeye başlanması gerekiyor. Ülkemizde web’de harcanan süreler ve özellikle genç kitlede hızla yaygınlaşması göz önüne alındığında, bu konunun yakında bizim de gündemimize gireceği çok açık.
Girmesi de gerekiyor. Zira, sağlıklı bir reklam sektörü için profesyonel medyanın geleceği hepimizi yakından ilgilendiriyor.