Muhafazakâr-dindar Batıcı-laikçi medya ayrımı

Emre Aköz: "Muhafazakâr-dindar medya, tirajda ve reytingde, Batıcı-Laikçi medyayı yakaladı... Ama mecraların tüketicileri eşit değil ki!"

11.12.2012 - 16:25 | MediaCat

Muhafazakâr-dindar Batıcı-laikçi medya ayrımı emre aköz
Facebook
Twitter
Google+
LinkedIn
+

Sabah gazetesi yazarı Emre Aköz bugünkü köşesinde şöyle diyor: “Muhafazakâr-dindar medya, tirajda ve reytingde, Batıcı-Laikçi medyayı yakaladı… Ama mecraların tüketicileri eşit değil ki!”

“Star gazetesi Yayın Yönetmeni Mustafa Karaalioğlu, dünkü yazısında mutlaka tartışılması gereken bir noktaya değindi. Karaalioğlu’nun temel fikri yazının başlığında yer alıyor: ‘Reklam bütçeleriyle korunan eski medya düzeni.’ Şu cümleler o yazıdan:

‘Tiraj ve reyting paylaşımı değişmiş ve eşitlenmiştir ama ülkenin güçlü reklamverenleri bilerek ve isteyerek eski medya düzenini korumak için bu değişimi ıskalamaktadırlar. Her şartta birbirine kenetlenen grupların sarsılmaz bir sınıf bilinci vardır. Varlıklarını kendi medyalarının varlığına bağlayan geleneksel ittifak düzenine sadakat politikası sergilenmektedir.’

Başka kelimelerle ifade edeyim: Karaalioğlu, Batıcı-laikçi kişiler tarafından yönetilen şirket ve ajansların, muhafazakâr-dindar kişilerce yönetilen medyaya (TV, gazete, dergi vs.) hak ettikleri reklamı vermediklerini söylüyor. 

Uygun tüketici nerede?

Yukarıda söylenen hemen her şey gerçek olmasına rağmen, ilişkideki kritik noktayı anlatmıyor. Şöyle…
Reklam verenin en büyük kaygısı, uygun tüketiciye ulaşmaktır. Kimdir uygun tüketici?
Muhafazakâr-dindar (kısaca M-D diyelim) medya, tirajda ve reytingde, Batıcı-Laikçi (o da B-L olsun) medyayı yakaladı… Ama mecraların tüketicileri eşit değil ki!

En bildik örneği vereyim: Bira reklamvereni, M-D medyayı asla tercih etmez. Çünkü tüketicisi orada değil… (Zaten M-D yöneticileri de asla alkollü içki reklamı almaz.)

Geçenlerde Suadiye‘deki TARİŞ mağazasına uğradım. Laf arasında, “Pahalı buluyorlar” dedi satıcı arkadaş. “Nasıl olur, burası Bağdat Caddesi” deyince çok önemli bir cevap aldım:

İnsanlar başkalarına gösteremedikleri şeylere para vermek istemiyor.”

Bu temel mekanizmayı genişletirsek… Takdir edersiniz ki… İkisinin de tüketim için ayırdığı para aynı olsa dahi (ki değil!)… Türban takıp pardösü giyen kadınlara yapılabilecek reklamın miktarıyla… Başı açık kadınlara yapılabilecek reklam arasında dünya kadar fark var.”

Emre Aköz’ün Sabah’taki yazısının devamı için tıklayınız.