Medyanın Çocuk Yüzü

Çocuğa yönelik medyanın global ya da yerel açıdan farklı içerikleri kapsadığı gözlemleniyor.

21.04.2012 - 00:00 | MediaCat

Facebook
Twitter
Google+
LinkedIn
+

17. yüzyılda ünlü düşünür Locke, çocukların yetişkinlerle aynı evrensel kurallardan faydalanması  gerektiğini söylediğinde günümüz medyasının çocukları yetişkinlerle benzer şekilde muhatap aldığı bir dönemden haberdar değildi. Locke’dan çok kısa süre sonra 18. yüzyılda ilk dergilerin ortaya çıkışıyla çocuğa yönelik medya iletişiminin tohumları atıldı.

20. yüzyılın ilk yarısı, çocuğa yönelik medya iletişiminde radyonun baş rolü oynadığı dönem olurken radyonun bu egemenliği 1950’lerden itibaren medya iletişiminin rakipsiz hakimi konumuna yükselen televizyon tarafından ortadan kalktı.

Bir dönemin unutulmaz çocuk programları ‘Susam Sokağı’ ve ‘Mickey Mouse’un Kulüp Evi’ni milyonlarca çocuğa ulaştıran televizyon, çocuğa yönelik kitle iletişimini sadece çocuklara yönelik 24 saat yayın yapan Nickelodeon gibi kanallarla daha da yaygınlaştırdı. Türkiye’de de gösterilen ‘Susam Sokağı’ gibi programlar ve Nickelodeon gibi kanallar Türk çocuk izleyicilere de ulaştı ve televizyon, çocuk medyasının evrensel bir niteliğe ulaşmasının zeminini hazırladı.

Dijital, çocuk medyasının günümüzde aldığı son biçim olarak şimdiden çocukların dünyasında derin iz bırakmış durumda. İpsos’un yaptığı araştırmaya göre her 100 çocuktan 73’ünün evinde bilgisayar bulunurken, 40’ı boş zamanlarında Facebook’a giriş yapıyor. Yoğun İnternet ve sosyal medya tüketimi, çocukların televizyonda izledikleri çizgi film kahramanlarına çeşitli oyun platformları ve Facebook yoluyla ulaşma imkanı da tanıyor. Örneğin, Barbie’nin Facebook sayfası  4 milyonu aşkın takipçisiyle çocuklara interaktif dijital sahada kaynaşma, deneyimlerini paylaşma şansı veriyor.

Çizgi filmlerdeki çocuk kahramanların resimlerinin kullanıldığı lisanslı ürün satışları çocuk medyasının tüketim ürünleriyle olan ilişkisini gözler önüne seriyor. Kırtasiye malzemelerinden giyim-aksesuara kadar birçok ürüne uygulanan çocuk kahramanlar, çocuklara yönelik satış ve pazarlama dünyasına ivme kazandırıyor. ABD’de Eylül 2010-Ağustos 2011 arasındaki dönemde satılan oyuncakların dörtte birini lisanslı ürünler oluşturmuş.

Çocuğa yönelik medyanın global ya da yerel açıdan farklı içerikleri kapsadığı gözlemleniyor. Pepee gibi yerel, folklorik öğelere ağırlık veren programlarla dünyanın farklı ülkelerinde yayınlanan Ben 10, Sünger Bob gibi yapımların yan yana durduğu bir medya gerçeğiyle karşı karşıyayız.

Gelecekte de global olanla yerelin birbirini itmediği ama bazı yapımlarda sentezlendiği, bazı yapımlarda ise bir tarafın diğerine baskın olduğu çok karakterli bir çocuk medyasının var olacağı görülüyor.

Anıl Telcioğlu

(Yazının tamamı MediaCat Nisan sayısında)