Medya: Yarından Sonraki Gün (Bölüm 2)

Enformasyon çağının en büyük farkı artık "çokluk çağı"nda yaşıyor olmamız.
01.04.2015 - 09:44
Facebook
Twitter
Google+
LinkedIn
+

Yazının ilk bölümü için tıklayın

Yokluk Çağından Çokluk Çağına Geçiş (2010-)

20’nci yüzyıl “yokluk ve sahiplik” denkleminin hüküm sürdüğü bir dönem olarak tarihteki yerini alacak. Yokluk/kıtlık psikolojisi endüstriyel çağın beraberinde getirdiği en güçlü motivasyonlardan biriydi ve pazarlama makineleri bunun üzerine inşa edilmişti: Satın almak/sahip olmak ve sahip olduklarını koruma güdüsü.

Enformasyon çağının en büyük farkı artık “çokluk çağı”nda yaşıyor olmamız. Bu dönemin markalar için beraberinde getirdiği en büyük tehdit “marka sadakatinin” azalması. Tüketici bazında mesaj çok net: Her gün yepyeni bir oyuncakla karşılaşırken, her gün yepyeni bir alternatif önümdeyken, neden bir markaya sadık olayım?

Çokluk çağıyla baş edebilmek için önümüzdeki dönemde sınırlı sayıda yapılan üretimler yaygınlaşacak. Volvo XC90 lansmanı buna güzel bir örnek olarak gösterilebilir. Lansman için sadece 1927 adet üretilen özel konfigürasyon, online platformlarda 47 saat içinde satılmıştı. Hem de aracı hiç görmeden. Benzer uygulamaları otomotiv, inşaat, elektronik gibi endüstrilerde yakın dönemde daha da sık görmeye başlayacağız.

Medya: Yarından Sonraki Gün (Bölüm 2)

Öte yandan insanlar, bu çokluğun içinde boğulmak üzere. Bu da güvendikleri fikir liderlerinin yönlendirmesine ihtiyaç duymaları anlamına geliyor. Bir albüm alıp iki ay durmadan onu dinleme devri gerilerde kaldı. Ama milyonlarca şarkıdan oluşan bir havuzunuz olduğunda da, hangi şarkıyı dinleyeceğinizi şaşırabilirsiniz. İhtiyacınız olan, sizi o an için uygun şarkıya yönlendirecek bir fikir lideri olabilir. Bu fikir lideri sosyal medya üzerinde güvendiğiniz bir arkadaşınız da olabilir, profesyonel bir DJ de.

Bu “DJ etkisi” bolluğun içinde boğulmaya devam ettiğimiz sürece kendini pek çok alanda hissettirmeye devam edecek. Bolluğun da ötesinde, insanların hayatı çok yoğun ve eskisi gibi vakitleri yok. Güvenilir filtreler ve fikir liderleri (DJ’ler) işte bu noktada devrede olacak.

Netleşme ve Sadeleşme (2015-2025)

Enformasyon çağı pazarlama dünyasında “genleşmeyi” beraberinde getirdi. Operasyonda hızlanma ihtiyacının yanı sıra kompleksitede de artış gözleniyor. Her gün yeni bir şey çıkıyor ve biz de markamız için bu yeni oyuncakları istiyoruz. Ama sonucunda, ajans ekosistemindeki genleşmeden iletişim planlarının detaylarına kadar; kabusa dönmek üzere olan pazarlama operasyonlarıyla karşılaşıyoruz.

Çoğu marka için seçim yapma zamanı geldi ve geçiyor. Enformasyon çağının oyuncaklı ortamında operasyona eklenen her bir kalem, aynı zamanda ek bir maliyet olarak karşımıza çıkıyor.

Maliyeti sadece reklam yatırımı olarak düşünmemek gerekiyor. İnsan kaynağı ve operasyonel kompleksitenin getirdiği ek maliyetleri ve riskleri de düşününce, “etleşme” çağının ne kadar önemli olduğu bir kez daha ön plana çıkıyor.

Medya: Yarından Sonraki Gün (Bölüm 2)

Özellikle mega markalar için agresif sadeleşme hareketleri “konsolidasyon”, “iletişim/mecra karmasında sadeleşerek sürekliliğe yatırım yapma”, “daha az prodüksiyon, daha az ve net mesaj” ve benzeri hamlelerle gündeme oturacak.

Hedef kitlelerin binlerce mesaja maruz kaldığı ve operasyonların da bir o kadar karmaşıklaştığı bir ortamda agresif bir “netleşme” ve “sadeleşme” politikası izleyen markalar, kalabalıktan sıyrılarak mesajlarını iletebilir hale gelecekler. Apple gibi markalar bu trendin öncüsü olmaya devam edecek.

Enformasyon çağıyla birlikte şişmanlayan operasyonlar için “obezite” zilleri çalıyor. Önümüzdeki dönem, markalar için “detoks ve sağlıklı yaşam paketleri” gündeme gelebilir. Burada kritik rol, bu kararı alıp arkasında duracak pazarlama liderlerine düşecek.

2. bölümün sonu.