Medya’daki haksız rekabet

Bu ay kapağımızı Türkiye’nin büyük medya gruplarının en üst düzey yöneticilerine ayırdık. Mikrofonu onlara uzattık. Medyanın içinde bulunduğu durum, geleceği, nasıl bir dönüşüm yaşadığı… Tüm bunlarla ilgili konuşurken bir başka sorunun da haber-eğlence kanalları arasındaki haksız rekabet olduğunu gördük.
03.09.2012 - 00:00
Facebook
Twitter
Google+
LinkedIn
+

Bu ay kapağımızı Türkiye’nin büyük medya gruplarının en üst düzey yöneticilerine ayırdık. Mikrofonu onlara uzattık. Medyanın içinde bulunduğu durum, geleceği, nasıl bir dönüşüm yaşadığı… Tüm bunlarla ilgili konuşurken bir başka sorunun da haber-eğlence kanalları arasındaki haksız rekabet olduğunu gördük.

Şu anda süregelen reyting krizi sadece televizyonları değil diğer mecraları da etkilemiş durumda. Yılın ilk yarısında reklam yatırımlarındaki küçülmenin önemli nedenlerinden biri ülke ekonomisindeki küçülme iken, bir başka önemli neden de verisizlik nedeniyle reklam yatırımlarının daralmış olmasıydı.

RTÜK YASASI VE BASIN YASASI

Ciner Yayın Holding Medya Grup Başkanı Kenan Tekdağ yasalardaki bir tezata dikkat çekiyor:

“Basın kanunu ‘Basın özgürdür’ diye başlarken, RTÜK yasası ‘Televizyonlar özgür değildir’ diye başlıyor? RTÜK kanununun birinci maddesi ve ikinci maddesi ise yayın ilkelerini koruyor ve bunun aksine bir yayın yaptığınız zaman kapatmaya dair lisansının iptaline dair işlem uyguluyor. Bunu yaparken RTÜK yasasının altında haberciliğin haber medyacılığının demokratik toplumdaki fonksiyonu göz ardı ediliyor.”

Tekdağ, burada gazeteler ve televizyonların yasalar karşısındaki haksız rekabeti kadar haber ve eğlence kanalları arasında da bu konuda haksız rekabet olduğunu vurguluyor:

“Eğlence fonksiyonuyla habercilik fonksiyonunu aynı kişiler denetlemeye başladığı zaman buradan mantıklı bir sonuç çıkar mı? Yani izleme, ölçme değerlendirmesini yapan kişi bir taraftan kadın programı izliyor, diğer taraftan bir haber kanalında tartışma programı izliyor. İkisini aynı kriterlere koyuyor hatta haber kanalını daha da negatif hale getiriyor.”

HERKES AYRICALIK İSTİYOR

Doğan TV CEO’su İrfan Şahin ise yasa karşısında haber kanalı, eğlence kanalı ayrımının yapılmaması gerektiğini savunuyor. Şahin:

“Bu ülkede herkes -sadece medya değil- herkes ayrıcalık istiyor. Yazılı basın, televizyon, doktorlar, eczacılar…

Bence bizim en büyük problemlerimizden biri bu. Şunu kabul etmemiz lazım, hepimiz eşitiz. Her koşulda. Ama aynı durumda olanların eşitliği söz konusu.”

İrfan Şahin, eğlence kanallarına uygulanan cezaların çok yüksek olduğunu söylüyor ve devam ediyor:

“Kanal D, Mehmet Ali Birand’ın programından dolayı geçen hafta rekor ceza aldı. Ağzımı açmadım, açmıyorum. Çünkü o zaman şu var, benim aldığım cezayı, eşitlikse, haber kanalına da versin bakın neler oluyor? Niye vermiyor?”

“Zaten eşitsizlik var.” diyen Şahin küçük kanalların insanlara küfretse bile haftada 5-10 bin lira ceza aldıklarını söylüyor. Oysa büyük kanalların baskı altında olduğunu söylüyor ve devam ediyor: “Ben merhaba derken elimi yanlış sallasam 1 milyon ceza geliyor.”

Bunun haksızlık olduğunu savunan Şahin Ceza Hukuku’nda böyle bir şeyin olmaması gerektiğini söylüyor:

“Nasıl trafikte kırmızı ışıkta geçtiğiniz zaman arabanızın markasına, kişiye, yaşınıza vs bakılmıyorsa burada da aynı kuralın geçerli olması gerekir.”

‘EĞLENCEYLE SANAT AYNI ŞEY DEĞİLDİR’

Eşitlerin bir arada değerlendirilmesi gerektiğini ifade eden Ciner Yayın Grubu başkanı Kenan Tekdağ şöyle devam ediyor:

“Eğlenceyle sanat aynı şey midir? Yani siz bir tiyatro eserini kamu otoritesinin yaklaşımıyla değerlendiremezsiniz. İnsanlık sanat bilinci denen bir şey üretmiştir ve buna dokunulamaz. Sanatta çırılçıplak nü bir fotoğraf son derece saygın, estetik ve insanlığın ortak mülküne katkı yaparken, sanatsal yönü olmayan bir çıplaklık uygun olmayan bir yerde teşhir edildiğinde toplumun ilerlemesine değil, kontrol edilmemiş güdülerinin harekete geçirilmesine yol açar. Ortak paydalara baktığınız zaman ikisi de gösteri, ikisi de aynı insan unsurundan hareket ediyor. Biri estetik amaçla yapılıyor, diğeri doğrudan doğruya eğlenceye hitap ediyor.”

‘REYTİNG KAYGISI HABERCİLİĞİ BOZUYOR’

Reyting kaygısının haberciliğe çok zarar verdiğini belirten Kenan Tekdağ:

“Tartışmaları reyting yarışı başladığı zaman sonuçlar geldiğinde göreceğiz. En çok kavga edilen, yüksek sesle tartışılan, en provakatif konuların, ölçüsüz dengesiz kişiler tarafından konuşulduğu programlar yüksek reyting alınca buna direnenler devam edemeyecek. Bir süre sonra bozulma başlayacak. Ya da reyting almak için habercilik işleviyle ilgisi olmayan programlar yayınlanacak. Bu sefer toplum algısı manipule edilmeye çalışılacak.”