‘Demlenmeden alınmayacak, o kadar!’

ÇAYKUR’la ziyaret ettiğimiz ajans çaycılarında bu ay durağımız Alaaddin.

03.12.2015 - 10:23 | MediaCat

'Demlenmeden alınmayacak, o kadar!'
31
paylaşım
Facebook
Twitter
Google+
LinkedIn
+
Nedir?

10 yıldır Alaaddin’in çay yükünü çeken Ayşe Demir’in sert bir mizacı olduğunu düşünebilirsiniz. Hem ajans çalışanları hem de kendisinin kabul ettiği “biraz cadı” tarafını aşmak için yapmanız gerekenlerse oldukça basit. Titizliği ve düzenli oluşuyla nam salan Ayşe Abla’nın bu iki olmazsa olmazına u yum sağlarsanız onunla anlaşamamanız için hiçbir sebep kalmıyor ortada. Sözü, daha fazla uzatmadan, Alaaddin’i oluşturan takım arkadaşlarını da çayı da çok seven Ayşe Abla’ya bırakıyoruz.

Ne zaman başladı çaycılık macerası?

Vallahi arkadaşım haberdar etti beni bu işten. “Elemana ihtiyacımız var, gelir misin?” dediler. Öyle geldim, odur budur 10 yıl geçti.

Güne nasıl başlar arkadaşlar?

Burada gün herkesin çayını alıp yerine geçişiyle başlar. Hepsinin elinde poğaçalar simitler olur tabii. Çayla başlar, devamı da gelir. Sabahları çay kendine gelmek isteyene, ayılmak isteyene ya da ısınmak isteyene iyi gelir.

10 yıldır buradasınız. Burada çalışan arkadaşların nasıl çay içme adetleri vardır? Kim nasıl içer bilir misiniz?

Kimi açık kimi demli içer. Tercihlerine göre alır arkadaşlar.

İyi çay için bir sırrınız var mı? Kendinize göre kurallarınız, olmazsa olmazlarınız neler çay demlerken?

Demlenmeden alınmayacak, o kadar! Yoksa bozulur, kokar. Onun dışında çok da değişik bir şey yapmıyoruz, standart bir çay demleme prosedürümüz var diyebiliriz.

'Demlenmeden alınmayacak, o kadar!'Melike Gezgin
Müşteri Direktörü

Dokuz yıldır sektörde, yedi yıldır Alaaddin’deyim. Çayı da Ayşe’yi de buradaki herkes gibi severim. O benden de eski burada, adı ajansla birlikte anılır hatta. Bir ajans için çaycı çok mühim şey. Bir de Ayşe gibi nevi şahsına münhasır biri olunca iyice önemi artıyor bizim için.

Herkesin elinden çıkan bir başkadır bence. Ayşe’nin çayı -kendince ne yapıyorsa artık- çok güzeldir. Severek içer, yokluğunda ararız. Ajansın çay ihtiyacını karşılamak bir yana, çok da titiz olduğu için her şeyden sorumludur aslında Ayşe.

Bu titizlik ve her şeyin sürekli düzenli olmasını istemesi onu biraz cadı yapıyor -bazen kızıp söyleniyor da buradaki insanlara- ama onun tek isteği burada her şeyin güzel ve düzenli olması.

Hangi çayı kullanıyorsunuz?

Çaykur kullanırım. Filiz kırmızı paketi kullanırız. Çok güzel olsun diye uğraşmanıza da gerek yok yani, 15-20 dakika içinde güzel güzel demlenir, olur çay.

Çay olmasa hayatınızda ne olur?

Olmazsa olmaz. Yerini hiçbir şey tutmaz çayın. Önce çay.

Bir günde ne kadar çay demlenir? En çok kim çay içer burada?

Birkaç arkadaşımız var çayı çok seven. Bir tane de patronumuz var, o da çok sever mesela. Burada genelde herkes severek içer zaten çayı. Gelen misafirlere, arkadaşların o gün ne kadar içmek istediklerine bağlı olarak değişir ama genelde 6-7 demlik demleriz. Oturup saymadım ama epey demliyoruz işte.

‘Demlenmeden alınmayacak, o kadar!’Şükran Olgaç
Müşteri İlişkileri Süpervizörü

Beş yıldır buradayım. Ayşe’yi çok severim. Çok iyi bir insandır ama kuralları vardır Ayşe’nin. Çayı demlenmeden alamaz, mutfağı ve masalarınızı asla ve asla dağınık bırakamazsınız. Bunlar o çok titiz biri olduğu için koyduğu kurallar. Bunlara uyduğunuz sürece onunla asla sorun yaşamazsınız.

Ayşe Abla’nın çayını güzel yapan onun çayı çok severek yapması, bizi de bir o kadar sevmesi. Çok erken gelir ajansa o, biz geldiğimizde çayımız mis gibi demlenmiş, hazırdır.

Çay olmasa aç kalırdık herhalde milletçe. Bir de sosyal olarak da farklı. Kahve gibi değil, o daha bireysel. Çay aynı demlikte demleniyor, beraber içiliyor… Daha özel.

Servis yapar mısınız?

Yok, misafirler dışında burada servis olmaz. Çayı yaparım, arkadaşlar gidip alır.

Oluyor mu böyle bir istekleri peki?

Oluyor… Ama sonra vazgeçiyorlar.

Neden?

Bilmem. Belki kızıyorum diye olabilir.

'Demlenmeden alınmayacak, o kadar!'Serhan Kalın
Ajans Prodüktörü

Çayı sever, çok olmasa da günde birkaç bardak içerim. Sabahları bizde bir çay yoğunluğu olur. Fatura ödeme sırası gibi mutfakta çay sırası, çay trafiği yaşanır. Kazan kullanmayız, daha geleneksel, bildiğimiz demlikte demlenir çayımız. Bu yüzden daha lezzetli, daha keyifli olur çayımız.

Benim ajanstaki yerim mutfağa uzak olduğu için iki çay alırım gittiğimde. Biri soğuduğunda diğerinden devam ederim. Çok gergin olmadığı zamanlarda Ayşe, ajanstaki favori üç ismim arasına rahatlıkla girer. İsterseniz 100 bardak çay için, hiç sorun etmez. Ama ne zaman masanızda iki çay bardağı görür, o zaman işler değişir. Bunu yapmamak lazım. Bir de tabii çayın dibinde bırakmamalı. Aldıysanız çayı bitirmelisiniz.

Cadı bir tarafınız mı var yoksa?

Var. Allah için, yok deyip yalan söylemeyeyim şimdi.

Peki, bu işi herhangi bir yerde değil de bir reklam ajansında yapmak nasıl bir şey? Buradaki ortam nasıl

Çok güzel burası. Hareketli biraz ama rahatız. Her şey güzel.

Ünlüler gelip gidiyordur buraya elbette. Var mı bir anınız, kimlere servis yaptınız şimdiye dek?

Şener Şen vardı. Başkaları da. Türkan Şoray da. Çok oldu yahu, şimdi birden sorunca hatırlayamadım ama.

'Demlenmeden alınmayacak, o kadar!'Cem Apaz
Sanat Yönetmeni

11 yıldır Alaaddin’deyim. Buraya başlayana kadar çayı pek sevmezdim. Sonra bu değişti. Tabii bunun Ayşe’yle alakası yok, Alaaddin’le alakası var… Reklamcılığa başladıktan sonra çayı daha çok sevdim doğrusunu söylemek gerekirse.

Bana sorarsanız çay reklamcının benzini, o olmadan bu sektör yol alamaz. Arada bir es verip hayata devam etmektir ya çay; o yüzden iyi geldi bana. Günde ne kadar içersin dersen, üç dört bardak. Anca o kadar ama olmadan da olmaz. Öğle yemeklerinden sonra ararım çayı, yemeği yediğimiz yerdeki çayı beğenmeyip “Ayşe’nin çayı daha iyi” deyip ajansa döndüğümüz olur.