MEB’den Medya Okuryazarlığı dersi açıklaması

Milli Eğitim Bakanlığı, bu yıl ilk kez ilköğretim kurumlarında “Medya Okuryazarlığı” seçmeli dersini

27.09.2007 - 10:22 | MediaCat

Facebook
Twitter
Google+
LinkedIn
+

Milli Eğitim Bakanlığı, bu yıl ilk kez ilköğretim kurumlarında “Medya Okuryazarlığı” seçmeli dersini okutmaya karar verdi. MEB Talim Terbiye Kurulu kararın gerekçesini “Görsel, işitsel ve yazılı medya karşısında savunmasız bir alıcı durumunda bulunan çocukların, ilköğretimden başlayarak medya karşısında bilinçlendirilmeleri gerekmektedir” sözleriyle açıkladı. Kurul, bazı medya organlarının yanlı olduğunu ve tüketim iştahı oluşturma işlevi üstlendiklerini de şu sözlerle belirtti:


“SUBJEKTİF HABERLERE KARŞI”

“Medya Okuryazarlığı dersinde öğrencilerin bazı medya yayınlarının sunduğu enformasyonun subjektif, dikkatlice seçilmiş, belli bir bakış açısına göre kurgulanmış ve birtakım etkilerle oluşturulmuş bir yeniden üretim olduğunu kavramaları sağlanacaktır. Ayrıca medya kuruluşlarının birer ticari aygıt olarak insanların üzerinde reklamlar, filmler, müzikler vb. aracılığıyla nasıl bir tüketim iştahı oluşturma işlevi üstlendikleri de vurgulanmaktadır.

Televizyon karşısında en hassas ve etkiye en açık grubu oluşturan çocukların ekranda izlediklerini, ‘gerçeklik’ ve ‘kurgu’ bakımında ayırt etme becerisini de kazanacakları Medya Okuryazarlığı dersinde, medyanın olayları ve olguları nasıl ve neden belli yönleriyle yansıttığı çocuklara anlatılacak ve insanımız ilköğretim çağından başlayarak medyaya eleştirel bakabilen, bilinçli alıcılar olarak yetiştirilecektir.”


103 ÖĞRETMEN MEDYA EĞİTİMİ ALDI

Medya Okuryazarlığı dersi, ilköğretim kurumlarının 6,7 ve 8. sınıflarında bu yıl seçmeli okutulacak. Bu yıl 103 sosyal bilgiler öğretmeni Ankara’da yapılan 3 günlük seminerde toplam 4-4,5 saat medya okuryazarlığı eğitimi aldı ve eğitmen olarak okullardaki diğer sosyal bilgiler öğretmenlerini eğitmek üzere atandı. NTVMSNBC’nin görüştüğü okullar, ilk kez geçen yıl beş pilot ilde başlatılan Medya Okuryazarlığı dersine Milli Eğitim Bakanlığı tarafından özel bir önem verildiğini belirtti.


UZMANLARIN GÖRÜŞLERİNDEN YARARLANILDI

Milli Eğitim Bakanlığı Talim Terbiye Kurulu Başkanı Prof. Dr. İrfan Erdoğan da, müfredatı hazırlarken iletişim uzmanlarının görüşlerinden faydalandıklarını ve çalışmalarının hemen hemen tamamına RTÜK Başkanı Zahid Akman’ın katıldığını söyledi.

Milli Eğitim Bakanlığı Talim Terbiye Kurulu BaşkanıProf. Dr. İrfan Erdoğan konuyla ilgili sorulara da yanıt verdi:


Medya okuryazarlığı dersine neden gerek duyuldu?

Sadece televizyonu bile esas alacak olursak dünyada ABD’den sonra 2. sırada televizyon izleyen bir toplumuz biz. Zamanının büyük bir kısmını televizyon izleyerek geçiren bir toplumuz. Bir çocuk ortaöğretiminin sonuna kadar toplam 2 yıl televizyon izliyor. Bunun dışında radyo var, yazılı medya var, internet var. Türkiye’deki genç ve çocukların medyayla içiçe olduğunu görüyoruz. Yani medya hayatın kendisi. Eğer medya hayatın kendisiyse çocukların hayat gibi medyaya da hazırlanması gerekmez mi?


Medyaya karşı bir önyargınız mı var?

Medyaya herhangi bir önyargıyla yaklaşmamız sözkonusu olamaz. Medyanın zararlı veya faydalı yönlerini çok fazla dikkate alarak değil de, her türlü boyutu olabilir düşüncesinden hareketle bilinçli bir medya okur yazarı veya izleyicisi yetiştirmek temel amacımız.


Hangi ülkeler model aldınız?

Özellikle model aldığımız bir ülke yok ama Avrupa ülkelerinini bazılarında, Kanada’da böyle uygulamalar var. Bazı ülkelerde ortaöğretim düzeyinde bazı ülkelerde bizim gibi ilköğretimde ve bir ok yerde de dersin adı olmasa bile okul öncesinden itibaren içerik olarak ele alınan bir konudur medya okur yazarlığı.


Materyallerin seçimiyle ilgili nasıl bir denetim olacak?

İlk etapta bu dersin değişik amaçlarından bahsetmek mümkün olabilir ama bilinçli bir medya izleyicisini yaratmaksa amacımız, medyayla ilgili örnekler seçmede problem yaşamayız. Açıkçası onu çok fazla kontrol etmeye de kalkışmıyoruz. Onu zaten kontrol etmeye çalıştığımız zaman konunun içinde başka bir sıkıntıyla karşı karşıya kalabiliriz. Amacımız bireyin, öğrencinin daha çok özgürleşmesi. Daha özgür bir şekilde medyayla içiçe olması. Medyanın egemenliği altına girmesi değil, bilinç düzeyiyle medyadan istifade edebilir gençler, nesiller yetiştirebilmek. İlk etapta müfredatın belirli sınırları tabii ki vardır ama, ilk etapta aşırı bir yönlendirme, konu seçimiyle, örnek seçimiyle aşırı bir yönlendirme içinde olmayacağız.


Öğrenciler istedikleri her türlü materyali, gazeteyi, dergiyi okula getirebilecekler mi?

Tabii ki. Teorik olarak denetim yapmayacağız.