Marketing Day’de sahne kadınların

Fark yaratan kadınlar geçidi Brand Week Istanbul'da.

09.11.2016 - 18:46 | MediaCat

Marketing Day'de sahne kadınların
10
paylaşım
Facebook
Twitter
Google+
LinkedIn
+
Nedir?

Dünyaca ünlü marka uzmanı Catherine Kaputa, Brand Week Istanbul sahnesinde çığır açan markaların niteliklerini “Küçük Fikirden Çıkan Büyük Markalar” başlıklı sunumunda paylaştı.

“Kaçınız Blue Ribbon Sports marka bir ayakkabı aldınız?” sorusuyla sunumuna başlayan Kaputa, tıpkı Blue Ribbon Sports’un Nike’a evrilmesi gibi örnekler üzerinden doğru markalama stratejilerinin olmazsa olmazlarını anlattı. “Blue Ribbon Sports 14 yıl boyunca aynı marka stratejisini yürüttü ve spor ayakkabılarını BRS şeklinde markaladı. Beklenen başarıyı olabildiğince yenilikçi olmalarına karşın yakalayamadılar. Çünkü sorun üründe değil, markanın kendisindeydi. Hiçbir ürün, ne kadar iyi olursa olsun, markalanmadan satılamaz” diyen Kaputa, BRS’yi Nike; BURBN’ı Instagram; Krating Daeng’i Red Bull yapan sürecin ardındaki öğretiyi katılımcılara aktardı.

Marketing Day'de sahne kadınların

“Soft power (markalama), hard power’ı (teknik, altyapı vs.) her zaman yener” diyen Kaputa katılımcılara çığır açan markaya giden yolu üç adımda özetledi: Ürününüz her neyse ona küçük bir fikir ekleyin, markanızı göze hitap eder hale getirin (ambalajlayın), pazarlamada gerilla hamleler yapın.

Yaşam Boyu Başarı Ödülü’nün sahibi Nurten Öztürk

Catherine Kaputa’nın hemen ardından sahneyi devralan Women to Watch Yaşam Boyu Onur Ödülü sahibi OPET Yönetim Kurulu Kurucu Üyesi Nurten Öztürk’ün kısa sunumu, pek çok dinleyiciye duygusal anlar yaşattı.

Marketing Day'de sahne kadınların

“Bazen değişimin ta kendisiyim diye düşünürüm. Küçücük bir dağ köyünde başlayan yaşamım, tanıştığım her insanla değişti, renk kazandı. Kalbi kocaman ama beyni sorularla dolu. Uzun, zorlu bir yolculuk ama mücadelelerle geçen bir yaşam” sözleri bu duygusallaşmanın ardındaki nedendi.

Köy Enstitüleri’nden öğretmen okullarına, 68 kuşağının epik mücadelesinden 80’li yılların baskılı dönemlerine ve küçük bir madeni yağ şirketinden akaryakıt sektörünün en büyük şirketlerinden biri haline gelen OPET’e uzanan; hem Türkiye ve kurumlar tarihinde hem de bireysel anlatısında yaşadığı pek çok dönüşüme yer veren Nurten Öztürk sunumu, insan odaklı bir iletişim anlayışıyla başlatılan “Temiz Tuvalet” kampanyasına ve küresel ısınmanın etkilerini azaltmak üzere hayata geçirilen “Yeşil Yol” projesine ve Çanakkale’nin Gelibolu yarımadasında gerçekleştirilen “Örnek Köy” çalışmasına dair kısa bellek tazelemeleri de yaptı. “Kimi çılgın kadın dedi, kimi eli öpülesi kadın… Kimi Gelibolu meleği dedi, kimi Atatürk kızı. Ben savaşa değil, barışa; nefrete değil sevgiye inanıyorum ” sözlerini ekledi Öztürk. Liderlik konusundaki fikirlerini ise biz kelimesiyle; “Başaracağım” diyenlerle, “Başarabilirsin” diyenlerin işbirliğiyle açıkladı OPET Yönetim Kurulu Kurucu Üyesi.

Women to Watch: Fark Yaratan Kadınlar Paneli

Nurten Öztürk’ün sunumunun ardından sahne Women to Watch: Fark Yaratan Kadınlar seremonisinin bu yılki üyeleri directCom Yönetici Ortağı ve KAGİDER Yönetim Kurulu Başkanı Sanem Oktar, L’Oréal Türkiye CMO’su Beyza Kapu, Betek Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Gözde Akpınar, MullenLowe Istanbul Ajans Başkanı Ela Gökkan Savcı, Wanda Digital Ajans Başkanı Burçak Günsev ve Rafineri Reklamcılık Yönetim Kurulu Balkanı Nil Bağcıoğlu oldu.

İşte panelden bazı satır başları…

Ela Gökhan Savcı: Yaratıcı sektörde problem çözmek konusunda hep sıfırdan bir şeyler yaratmak zorunda kalıyoruz. Malum, tek doğru yok. Farklı çözümler üretebilmeyi sürdürmek için sürekli motive ekipler yaratabilmemiz gerekiyor. Farklı insanları motive etmek, reklamcılıkta bir lider olabilmenin en önemli koşulu. Herkes çok önemli işler yapıyor ajansımızda ama insanlara tek rakiplerinin kendileri olduğunu sürekli hatırlatmak gerekir.

Nil Bağcıoğlu: Reklamcılığa ilk başladığım gün bu mesleği çok sevdiğimi hissettim. İnanarak ve severek yapmak, başarılı olmak için önemli. Reklamcılıkta yaptığınız işin sonucunu çok hızlı görüyorsunuz. Bu da hem tatmini hem de heyecanı diri tutuyor.

Gözde Akpınar: 2008 yılında bir kadın olarak şirketin başına geçtiğimde Anadolu’nun farklı yerinden gelen, erkeklerin oluşturduğu bayilerle buluştum. Onlar kabullendikten sonra da “Filli Kadın Ustalar”, “Neden olmasın?” diye ortaya attığımız bir fikir oldu. İlk başta dirençlerle karşılaştık. Önce erkeklerden geldi bu dirençler. “İskelenin tepesine bir kadın nasıl çıkar?” diye soruyorlardı. Onlar ikna oldular. Şimdiyse kadınlarda bir direnç var. Yakınlarını ya da kendilerini ikna etmeleri, önyargıları değiştirmeleri sanırım biraz zor oluyor.

Marketing Day'de sahne kadınların

Sanem Oktar: Kadınlar bir işe başladığı zaman, yüzde 39’una sen yapamazsın diyorlar. Erkekler potansiyelleriyle, kadın yaptıklarıyla değerlendiriliyor. Dolayısıyla kadınlar kendilerini kanıtlamak zorunda. Eğer kadın ve erkekleri ekonomiye dahil edersek, ekonomimiz ABD ve Çin ekonomisi kadar bir hacme ulaşabilir. Şirketler kadın ve erkeklere eşit fırsatlar yaratabilirlerse, kârlılıkları yüzde 33 artabilir.

Beyza Kapu: Gerek kurumsal gerek bireysel hayatımda çeşitliliğe önem veriyorum. Yüzde 70’i kadın, 13 kişilik yönetim kurulunun 9’u kadın. Şirketlerimize de ülke popülasyonundaki cinsiyet, yaş, dil, renk gibi kırılımları yansıtmazsak, iş hayatında başarı elde edebilmek biraz güç oluyor.

Marketing Day'de sahne kadınların

Burçak Günsev: Aplikasyonlar artık bizim birer uzvumuza dönüştü. Beş sene sonrasını bile öngörebilmek çok zor ama farklı aplikasyonların yine hayatımıza gireceğini ve onların da en çok kadınların durumunu yükselteceğini düşünüyorum. Kadınlar çok fazla çekinceye sahip. Biraz daha cesur olup, harekete geçmeliyiz. Sahildeki suyun soğukluğunu kontrol etmek yerine, doğrudan suya atlamalıyız. Oradaki ferahlık bizi de mutlu edecek.