‘Markalar seçim yapmamıza yardımcı oluyor’

Binlerce alternatif arasından hangisini seçersiniz?

04.10.2016 - 10:09 | MediaCat

'Markalar seçim yapmamıza yardımcı oluyor'
8
paylaşım
Facebook
Twitter
Google+
LinkedIn
+
Nedir?

Kişisel marka stratejisti Catherine Kaputa, Brand Week Istanbul 2016’da deneyimlerini ve analizlerini paylaşacak etkinlik ziyaretçileriyle. Öncesinde ise hepimize markalaşma konusunda bir uyarısı var: “Eğer marka hikâyenizi bir an önce kendiniz anlatmaya başlamazsanız, birileri bunu sizin adınıza yapacak ve size karşı hiç de nazik olmayacaklar.”

Marka krizini nasıl tarif edersiniz?

Markalaşma, markanızın kontrolünü elinizde tutabilmenizle alakalı. Marka imajınızın ya da hikâyenizin kontrolünü kaybettiğinizde krizdesiniz demektir. Bu kontrolü nasıl geri kazanırsınız? Bugün hızla eyleme geçmek özellikle önemli zira sosyal medyayla birlikte, haberler, özellikle de kara haberler anında yayılabiliyor. Olumsuz haberlerinse kalıcı olmak gibi bir özelliği var. Eski PR deyişini hatırlayın: “Her şeyi anlat. Erken anlat. Kendin anlat.” Ne de olsa, markanız sizin pazar yerindeki sesinizdir. Eğer markanızı siz yeniden inşa etmezseniz, bunu bir başkası sizin adınıza yapacaktır. Ve diğerlerinin sizi arzu ettiğiniz gibi bir marka haline getirmeyeceğini de eklemeliyim. Dizginleri elinize alıp, yayılmasını istediğiniz hikâyeyi siz kendiniz yaratmalısınız.

Kişisel markalarda hangisini önerirsiniz: Ömür boyu tutarlılık ve bireysel mirasa sadakati mi yoksa sıklıkla, zaman içinde değişmeyi mi?

Asıl mesele hem tutarlı kalan hem de gelişen bir marka olabilmekte. Bence markalaşma bir ürüne ya da kendinize bir fikir eklemektir. Bir şeyi temsil etmeniz gerekiyor ki insanlar markanızı düşündüklerinde net bir fikir gelsin akıllarına. Ama zamana ayak uydurmak, zamanla birlikte ilerlemek istiyorsanız, güncel olmayı da ihmal etmemelisiniz.

Nesnelerin interneti paradigmasının markaların sonunu getireceği ve ürünleri ön plana çıkaracağı iddia ediliyor. Siz ne dersiniz, markalar hazin bir sonla mı karşı karşıya?

Marka kavramı aklınıza şirketleri, ürünleri ya da insanları getirdiğinde bilirsiniz ki belirli bir nitelikten bahsediliyor, hatıralar canlanıyor ya da bambaşka bir deneyim yaşama olasılığı beliriyor. Markalar seçim yapmamıza yardımcı oluyor. Pek çok mağazada binlerce ürün var. Markalar da tüketiciler için satın alma kararını kolaylaştırıyor. Aynı şey insanlar için de geçerli. Markalaşma, kalabalıklar arasında ayırt edilebilmenin bir yolu ki böylelikle insanlar sizi işe alabiliyor, sizi terfi ettiriyor ya da seçim zamanlarında size oy veriyor. Bence markalar geçerli kalmayı sürdürecek.

Siz hem akademik hem de iş kariyeriniz vesilesiyle ABD ve Japonya’da bulundunuz. İki ülkeyi girişimcilik kültürleri üzerinden nasıl karşılaştırırsınız?

Hem ABD hem de Japonya farklı kültürlerden beslenen oldukça başarılı ve inovatif ülkeler. ABD, farklılık ve bireysellik üzerine inşa edilen kuralların ve düzenlemelerin ortalığı kasıp kavurduğu Vahşi Batı misali bir yer. Japonya ise sakin, homojen ve herkesin üzerinde fikir birliğine vardığı düzen ve âdetlerin alanı. Japonya bize VCR’I, düz panel televizyonu, taşınabilir belleği getirdi örneğin. Ancak buna kıyasla ABD de girişimci bir kültürü yarattı.

2015 yılında Japonya’daki riziko sermayesi 1 milyar dolardı. ABD’de start-up’lara yatırılan sermaye ise yaklaşık 59 milyar dolardı. Japonya’daki start-up’ların hiçbiri tekboynuzlu at değil (1 milyar doların üzerinde değer biçilen start-up’lara bu isim veriliyor). Bu konuda lider Amerika, hemen ardından da Çin. 2014 yılında yapılan bir GEM araştırmasına göre Japonya’da ticari başarısızlık korkusu oldukça yüksek. Amerika’daki felsefe ise “bir an önce dibe vurma” üzerine, böylelikle iş modellerinde yanlış gidenin ne olduğunu daha erken safhalarda keşfedebiliyor insanlar.

Son olarak, Türkiye gibi yeniliklere biraz mesafeli toplumların girişimcilerine önerileriniz ne olurdu?

Genç girişimcilere tavsiyem metanet sahibi olmaları, hangi engellerle karşılaşırlarsa karşılaşsınlar başarmak konusunda azimli davranmaları. Bir girişimcinin macerasına atılmak risklidir. Kendinize güvenmeniz gerekir. Bir lider gibi davranmalı; asla yılmamalı, vazgeçmemelisiniz. Nerede yaşarsanız yaşayın başarısız olmaktan korkmayın. Kazanç elde edene kadar denemeye devam edin.