Markalar çırılçıplak!

Şubat sayımızda markaların proaktif şeffaflık yaklaşımını ele alıyoruz.

04.02.2013 - 10:56 | MediaCat

markalar çırılçıplak
Facebook
Twitter
Google+
LinkedIn
+

MediaCat, Şubat 2013 sayısında proaktif şeffaflık konusunu ‘Markalar Çırılçıplak’ başlığıyla kapağına taşıdı.

Melis Madanoğlu Sözer’in hazırladığı dosyada içinde bulunduğumuz sosyal medya çağının, şeffaflık konusunda markaları daha proaktif bir şekilde hareket etmeye zorladığı vurgulanıyor. ‘Benim saklayacak bir şeyim yok’ yaklaşımı artık yeterli ve geçerli değil. Markalardan, proaktif bir iletişim politikası benimsemeleri, tüketicilerden herhangi bir talep gelmeden ya da herhangi bir sorgulamaya muhatap olmadan gerçekten şeffaf olduklarını somut delillerle ‘ispatlamaları’ bekleniyor.

Geçtiğimiz yılın Eylül ayında Washington’da düzenlenen Advertising Week’te, reklam ajansı Questus tarafından hazırlanan The Naked Brand (Çıplak Marka) adlı bir belgesel gösterildi. Alex Bogusky, Unilever CMO’su Keith Weed gibi yüksek kalibreli isimlerin boy gösterdiği, ilham verici yeni nesil marka hikâyelerinin anlatıldığı belgesel, markaların şeffaflık politikalarını acilen gözden geçirmeleri gerektiğine ilişkin bir uyarı ışığı niteliğinde.

Şeffaflık konusundaki ilgi ve hassasiyeti artıran en önemli gelişme ise Facebook, MySpace ve daha sonra Twitter gibi büyük sosyal medya platformlarının ortaya çıkması oldu. İçinde bulunduğumuz dijital enformasyon çağı, bize hızlı bilgi akışı, merak edilen her bilgiye anında erişme gibi avantajlar sunarken, şeffaflığı benimsemeyen markaların da korkulu rüyası haline gelmiş durumda.

Doğru olsun, olmasın her an her marka hakkında olumsuz bir haber çıkabiliyor ve bu tür haberler sosyal medya aracılığıyla yayılarak, kısa süre içinde o markanın düşüşe geçmesine sebep olabiliyor. İletişimde ön almanın, proaktif şeffaflığın önemi bu noktada ortaya çıkıyor. Kriz çıktıktan sonra felaket senaryolarını devreye sokmaktansa her şey yolundayken tüm süreçler konusunda şeffaf davranmak, saldırıları en baştan bertaraf etmeye imkân sağlıyor.

Dünya örnekleri

Patagonia, ‘The Footprint Chronicles’ adlı bir web sitesi açarak ürünlerinin iyi ve kötü özelliklerini tüm çıplaklığıyla sergiliyor. Site, ürünlerin çevreye olumsuz etkilerini de açıkça belirterek, müşterilerine o ürünü bunlara rağmen almak isteyip istemediklerini soruyor. Bu politika, kısa vadede düşük satış oranlarıyla sonuçlansa da, uzun vadede, dürüstlüğe, çevre duyarlılığına kârdan daha çok önem veren sağlam temelli, güçlü bir marka yaratacağı aşikâr. Patagonia’nın CEO’su Yvon Chouinard da bu inancını, “Gezegene yatırım yaptığımız her an, daha çok para kazanıyoruz” sözleriyle vurguluyor.

Peki sizce Türkiye’nin en ‘çıplak’ markası hangisi? Görüşlerinizi Twitter’da #çıplakmarka hashtag’ine bekliyoruz.