Mado krizinin anatomisi

Emek Sineması'ndaki restorasyon çalışmalarının protestoları Mado'yu zorladı.

11.04.2013 - 16:33 | Ali Kuru

Mado krizinin anatomisi
7
paylaşım
Facebook
Twitter
Google+
LinkedIn
+
Nedir?

Geçtiğimiz günlerde Emek Sineması‘ndaki restorasyon çalışmalarının protestoları sırasında gelişen olaylar ve bunların sosyal medya yansımaları, Mado‘yu ciddi bir PR krizi ile baş başa bıraktı.

Kriz, polis müdahalesinden kaçmaya çalışırken Mado’nun Taksim şubesine sığınmaya çalışan protestocu grup üyelerinin, sosyal medyada Mado çalışanları tarafından hoş karşılanmadıklarını ve zorla dışarı çıkartıldıklarını duyurmaya başlamaları ile filizlendi. Aralarında Erol Köse, Asu Maro ve Didem Soydan‘ın da yer aldığı bazı ünlü isimlerin tartışmaya katılarak Mado’yu kınayan açıklamalarda bulunması da krizin boyutunun büyümesine yardımcı oldu. Takip eden günlerde Ayşe Arman da Hürriyet’teki köşesine taşıdığı konu hakkında “Biber gazını yemiş zor durumdaki insanlara su satmayan bir firmaya, Mado’ya ise diyecek söz bulamıyorum” ifadelerini kullandı.

Sosyal medyada yer alan sahte marka hesaplarının aralarında gelişen diyalog da, tartışmalara mizahi bir başka boyut katarak marka imajına zarar vermeye başladı.

Bütün bu olaylar gelişirken ünlü hacker grubu RedHack‘in ortaya çıkıp Mado’nun internet sitesini hack’lemesi de Mado’nun yaşadığı sonu gelmeyen talihsizliklere bir yenisini ekledi.

Mado, olaylardan iki gün sonra, bir duyuru yayınlayarak konuya açıklık getirmeye çalıştı. Marka, çabasını güçlendirmek için, internet sitesinde yayınladığı duyuruya Taksim şubesinde olay günü kaydedilen güvenlik kamerası görüntülerini ekledi.

Metinde, “olay esnasındaki kamera kayıtları incelendiğinde yaşanan yoğun ve gerilimli kargaşanın içinde insani vazifelerini ön planda tutarak bina içerisinde bulunan ve şubemize sığınan vatandaşlarımıza su, kolonyalı mendil, limon servis edildiği net bir şekilde görülmektedir” denildi.

Sonuçta, iddiaların aksine, Mado şubesi çalışanlarının protestocuları zorla dışarı çıkartmadığı video ile anlaşıldı. Fakat, kötü yönetilen kriz süreci nedeniyle halen zihinlerde ‘hoş karşılanmama’ sorusunun cevabının netlik kazanmadığı hissediliyor. Ayrıca, açıklamanın sosyal medya yansımalarına bakıldığında, duyurunun markanın beklediği yönde bir etki yaratamadığı da görülüyor.

Zor bir süreçten geçen Mado’nun yaşadığı krizle birlikte, halkla ilişkiler ve kriz yönetimi açısından öngörünün ve hazır bulunuşluluğun önemi bir kez daha gözler önüne serildi. Eminiz tüm sektör, krizi kontrol altına almak konusunda geç kalan markanın önümüzdeki günlerde yara sarmak için yürüteceği iletişimi ilgiyle izleyecek.

Ali Kuru