Livaneli’den eleştiri

Vatan gazetesi yazarı Zülfü Livaneli, MediaCat Forum 2004'ün konuşmacılarından John Grant için hazırlanan reklama tepki gösterdi.

19.10.2004 - 00:00 | MediaCat

Facebook
Twitter
Google+
LinkedIn
+

Vatan gazetesi yazarı Zülfü Livaneli, MediaCat Forum 2004’ün konuşmacılarından John Grant için hazırlanan reklama tepki gösterdi.

Sözkonusu reklamda, New Marketing Manifesto, After Image gibi kitapların yazarı ünlü İngiliz reklamcı John Grant “Pazarlamanın Che Guevara’sı” olarak niteleniyordu. Bu tanımı eleştiren Livaneli’nin Vatan gazetesindeki yazısı şöyle:

“Pazarlamanın Che Guevara’sı” geliyormuş

Herhalde yaş meselesi değil; çünkü benden daha yaşlı bazı insanlar bu düzeni, bu ülkeyi, bu gidişi anlıyor ve ayak uyduruyor ama ben beceremiyorum.

İtiraf edeyim ki beceremiyorum.

Televizyonları seyrediyorum, gazeteleri okuyorum ve şaşkınlıktan şaşkınlığa düşüyorum.

Kimdir bu insanlar, nereden çıktılar, hangi değer yargılarıyla yetiştiler?

Ya da ne zaman değiştiler; bunları anlayamıyorum işte.

Bakıyorum gazetede bir ilan: Che Guevara Türkiye’ye geliyormuş.

Ama bu gelen bildiğiniz Che değil, “Pazarlamanın Che Guevara’sı”imiş bu gelen. Adı John Grant’mış.

Hani Che’nin amaçları vardı; bu uğurda iktidarı terk edip Bolivya dağlarına çıkmıştı ya, Grant da amaçlarının peşinde mücadele ediyor olmalı.

Ama onun amaçları biraz farklı.

Che devrim yapmak istiyordu, Grant mal satmak derdinde.

Hani eşeği boyayıp babasına satan vatandaş gibi yüce amaçlarla davranıyor.

Che, amaçları uğruna delik deşik edilmişti; Bolivya’da bir masa üzerine uzatılmış zayıf bedeni kurşun yaralarıyla doluydu.

Hani “Commandante Che Guevara.”

Kimbilir John Grant’ın dünya için nasıl yüce hayalleri, yüce amaçları var ki gazetede kocaman reklamla Che Gueavara olarak tanıtılıyor.

Bir başka televizyon reklamı, düşmekte olan adamı kurtarmayan ama altından otomobilini çeken genç kadını neşe içinde gösteriyor: Özendirerek, överek, alkışlayarak.

Varsın bir insanın kemikleri kırılsın ama yeter ki arabaya bir şey olmasın.

İşte ben bunları anlayamıyorum.

Aklım ermiyor.

Ben böyle bir dünyada yetişmedim.

Böyle bir Türkiye’de de yetişmedim.

Bu yüzden olup biteni anlayamıyorum, anlam veremiyorum, kabul edemiyorum.

Şimdi bu sözleri “modası geçmiş solculuk” olarak algılayacak olan bazı akıllı zevata da diyorum ki: Homeros’tan Manas’a, Yunus Emre’den Shakespeare’a, Cervantes’den Whitman’a kadar dünya birikimi sizden değil, bizden yani insan dayanışmasından yana.

“Pazarlamanın Che Guevara’sını” dinleyip pazarda mal satmanın inceliklerini öğrenmek isteyenlere uğurlar olsun!

Biz almıyoruz, başka kapıya!”