Liderler için hikâyeler

Hikâye anlatıcılığı işleri halletmek için hayatî önem taşıyan bir araçtan fazlası aslında: hem hükümet kanadındaki hem de iş ortamındaki liderler için yaratmak istedikleri değişimi somut kılabilecek bir fırsat.
02.05.2014 - 20:13
Facebook
Twitter
Google+
LinkedIn
+

Düzenli okurlarım yıllar önce Creative Leaps adlı kitabımda hikâye anlatıcılığın, onu kullanmayı bilen pazarlamacı ve reklamcılar için ne denli önemli bir araç olduğunu yazdığımı bilir. Şimdilerde, sloganı uzun bir zamandır “The Capitalist Tool” (Kapitalist araç) olan Forbes dergisi de hikâye anlatıcılığın gücünden ve liderlik için ne kadar temel bir değer olduğundan etkilenmiş durumda.

Forbes’a göre hikâye anlatıcılığı, “Günümüzün liderlikle ilgili en çetin durumlarını (değişim yaratma, kim olduğunu anlatabilme, markayı kuvvetlendirme, değerlerin iletişimini yapma, yüksek performanslı ekipler kurma, bilgi paylaşımı, dedikoduyu kontrol altında tutma ve insanları geleceğe yönlendirme) kontrol edebilmek adına son derece uygun.”

Hikâye anlatıcılığı liderlere bir firmanın normalde kulağa yavan ve soyut gelebilecek tüm değerlerini anlaşılır kılma fırsatı verir. İyi firma örnekleri rakamlar üzerine kurulu olsalar da neredeyse tamamının bir hikâye ile onaylandığı görülür ki hikâye dediğimiz şey basit olarak, sıradan olayların bir şekilde birbirine bağlantılı hale geldiği anlatılardır.

Zihin yoran numaralar silsilesi veya baş döndüren PowerPoint slaytları hiçbir şekilde hikâyelerin gördüğü işlevi ikame edemez. Çoğu zaman mantıklı argümanlar dahi değişim hareketlerinin başlamasına sebep olmazken etkili hikâye anlatıcılığı bunun da üstesinden gelir. Tam da bu nedenle pazarlama iletişiminde hikâyenin yeri ayrıdır.

MediaCat Mayıs 2014: Micheal Newman

Hikâye anlatıcılığı bir araçtan daha fazlası, antik çağdan bu yana genlerimize kodlanmış bir mefhum. Hikâye, bizi içinde bulunduğumuz monoton dünyadan alıp, olanca derinliğiyle mananın keşfedildiği diyara götüren şey.

Hikâye bittiği anda başkasi için acıkır insanoğlu

Hikâyeler bize dokundukları anda bir anlamla örülüdürler. Bağlantı kurulup merak unsuru bizi yakaladığı an çok uzun sürmese ve biz kısa süre içinde günlük hayatın yorucu rutinine geri dönsek de hikâyenin anlayışımız üzerinde yarattığı değişim etkisi devam eder.

Hikâye, kaynağı itibarıyla dışarıdan olsa da kavrayış kaynağı itibarıyla içseldir. Hikâye bir anlama bürünüp kalplerimize ulaştığında yanında psikolojik bir etki de bırakır: onu bıraksak da bir şekilde bizimle kalmaya devam eder.

İnsanoğlu genlerine işlenmiş olan bu anlatıdan, hikâyeden asla usanmaz ve biri bittiği anda bir başkası için acıkmış hale gelir.

Forbes hikâye anlatıcılığının liderlerin yönettikleri kişilerle iletişim kurabilmek için en doğru yol olduğunu kaydediyor. Neden? “Hikâye anlatıcılığı yönetim ve liderlik adına can alıcı bir araçtır, zira çoğu zaman başka hiçbir şey işe yaramaz. Grafikler dinleyicileri sersemletir. Belgeler okunmamaya mahkûm olur. Herkesle tek tek konuşmak çok yorucudur; dahası zaman alır. Birçok defa kanıtlandığı gibi, yöneticilerden oluşan bir grubu ya da tüketiciyle yüz yüze çalışan ileri uçtaki personeli büyük bir değişim hareketi konusunda motive etmek için hikâye anlatıcılığından daha iyi bir çözüm alternatifi yok.”

Hikâyeleri stratejik anlatilar olarak kullanmak

Anlatı yeteneklerini kullanmak liderlere tahmin edilemez biçimde gelişen olay dizilerini kontrol altında tutma imkânı tanır. Konvansiyonel yönetim teknikleri, yarını içinde ne olacağını bilmeden tahmin edemeyeceğimiz gerçeğini görmezden gelir zira konvansiyonel yönetim anlayışı yalnızca eski dünya organizasyonunun cansız bileşenleri üzerinde durur: görev tanımları, resmi stratejiler, programlar, prosedürler, süreçler, sistemler, bütçeler, değerler…

Hepsinden çok daha önemlisi hikâyeleri stratejik anlatılar olarak kullanmak sizi bugüne dair çıkarımlar yapma yeteneğinin ötesinde, değişimin yeni jenerasyonuna taşıma imkânı verir. Forbes’a yeniden dönecek olursak: “Hikaye anlatıcılığı, değişen, dönüşen yeni fenomenlerle başa çıkabilmenizi sağlarken, düne ait kavramsallaştırmaların çerçevesinin dışına çıkabilmenize de yardımcı olur.”

Hikâye anlatıcılığı işleri halletmek için hayatî önem taşıyan bir araçtan fazlası aslında: hem hükümet kanadındaki hem de iş ortamındaki liderler için yaratmak istedikleri değişimi somut kılabilecek bir fırsat. Siyasi liderler nihayetinde çok daha fazla karşı argümanı beraberinde getirecek olan argümanları benimsemek yerine bizzat inandıkları, insanlar üzerinde kalıcı etkiler bırakabilecek olan hikâyeler aracılığıyla özgünlük ve güvenilirlik tesis edebilirler. Yaratıcılığı, etkileşimi ve değişimi bu sayede üretebilirler.

İyi anlatılmış bir hikâye geleceğe yön vermek isteyenler ve markalarını değiştirip verimli bir gelecek inşa etmek isteyenler için bir araç. Niyeti tepeden aşağıya doğru kurulu bir nizamı tesis etmek olanlar içinse hikâyeler kullanışlı ya da önemli bir araç değil. Zaten bu kişiler için önemli olan iyi geçirilmiş bir dündür.

Ancak bunda bir gelecek yok.

Hikâyeler sayesinde firmalar kontrol etme dürtülerini ve ona eşlik eden korkuyu da salıverebilir. Bu aynı zamanda liderler için ileriye giden en iyi yol.