Köpekbalıkları şovun başrolünde

Discovery Networks CEEMEA Marka ve İçerik Başkan Yardımcısı Lee Hobbs, neredeyse 30 yılı deviren Shark Week'i anlatıyor.

13.10.2017 - 10:00 | Alev Kaynak

Köpekbalıkları şovun başrolünde
Facebook
Twitter
Google+
LinkedIn
+

Köpekbalıklarının dünyası günden güne aralanıyor ancak doğanın biz insan bilincine kapalı esrarı da baki kalıyor. Neredeyse 30 yıldır bizi bu olağanüstü hayvanların arasına taşıyan Shark Week ise köpekbalıklarına yönelik algıları dönüştürmüş olmasının yanı sıra televizyonun en uzun sürmüş yapımlarından biri olarak, üzerinde konuşulmayı fazlasıyla hak ediyor.

Shark Week neredeyse 30 yıldır yayında. Nasıl oluyor da hâlâ bu kadar “cool” kalabiliyor sizce?

Kimi televizyon yapımlarının izleyicilerin ilgisini çekmeyi nasıl başardığı, fanlarının bu programları takip etmeyi neden asla bırakmadıkları konusunda aslında belirli bir formül yok. Shark Week’e gelince… Shark Week’in başarısının sırrı hikâye anlatıcılığını yaratıcı bir şekilde kotarabilmesinde, son teknolojileri kullandığı prodüksiyon kalitesinde ve başrolünde heyecan verici bir karaktere –köpek balıklarına– yer vermesinde.

Shark Week bugün hâlâ kültürel ayrıcalığını koruyor çünkü yıldan yıla izleyicilerimize farklı içerikler ve Phelps vs. Shark gibi hem sadık fanlarımızı hem de yepyeni izleyicilerimizi heyecanlandıran numaralar sunabiliyoruz. 2018 yılı için tüm global seyircilerimize yine harika bir Shark Week sezonu sunmak için can atıyoruz.

Shark Week fanlarının global demografisi nedir? Coğrafyadan coğrafyaya ya da yıldan yıla değişiyor mu demografikler?

Shark Week ABD’de tarihsel olarak daha genç ve daha dengeli –yani kadınları ve erkekleri hemen hemen eşit oranlarda içeren– bir izleyici kitlesine hitap etti. Bunu Discovery Channel’ın genel, erkek ağırlıklı seyircisiyle karşılaştırarak söylüyorum. Aynı trendi, bu yaz varlık gösterdiğimiz uluslararası pazarlarda da gözlemledik. Yani Discovery’ye nazaran çok daha cinsiyet dengesini kurabilmiş ve genç bir global kitle.

Sizce bu kadar uzun süre boyunca yayında kalmış bir program, köpekbalıklarının popüler kültürdeki şeytanlaştırılmasına bir son verebildi mi? Yani insanlar, köpekbalıklarını sonunda sevmeye başladılar mı?

Shark Week, etki gücü yüksek bir program ve yıllar içinde köpekbalıklarının korunmasına yönelik çabaların duyurulmasında ve köpekbalıklarına dair zararlı mitlerin giderilmesinde epey rol oynadı. Shark Week, izleyicilerine gerçeklere ve sağlam bilimsel araştırmalara dayanan eğitici yönü yüksek içerikler sunuyor. Güncel çalışmalar da gösteriyor ki insanların köpekbalıklarına yönelik tutumları fazlasıyla değişmiş durumda ve bu olağanüstü yaratıkların korunması yönünde geçmişte olmadığı kadar çok inisiyatif ve kampanya lansmanı yapılıyor.

Değişen trendlerle birlikte, Shark Week’in de doğa üzerine bir belgesel olmaktan çıkarak bir nevi reality show’a dönüştüğüne dair yorumlar var. Hikâye anlatıcılığı üslubuyla, katı bir şekilde eğitici olmaktansa sansasyonel ve duygulara hitap eden bir yöne doğru ilerlediği savunuluyor. Sizce fanlar bu retorik değişimini nasıl karşılıyor? Programın güvenilirliği sarsılıyor mu?

Ara sıra, Michael Phelps ile yaptığımız gibi akrobatik gösteriler katabiliyoruz işin içine ki bunlar da bize köpekbalıkları hakkında bilgiler sunabileceğimiz, bu değerli yaratıkların ekosistemdeki önemini anlatabileceğimiz ve korunmaları için birçok şeyin yapılabileceğini hatırlatabileceğimiz çok daha geniş bir izleyici kitlesine ulaşma fırsatı veriyor. Zaten programı izlerseniz, harika bilimsel verilerle dolu belgesellerden oluştuğunu bir kez daha anlayacaksınız.

Köpekbalıkları şovun başrolünde

“Phelps vs. Shark – Great Gold vs. Great White: The Battle for Ocean Supremacy” 28 Olimpiyat madalyasına sahip yüzücü Michael Phelps’i 100 metrelik bir yarışta bilgisayarda oluşturulmuş büyük beyaz köpekbalığı simülasyonuyla karşı karşıya getiren bir oyundu. Yarışı iki saniye farkla köpekbalığı kazandı.

Yıllara özgü içeriklerinizi oluştururken, dikkate aldığınız unsurlar nedir?

Elbette her yıl fanlarımızı dinliyoruz ve hem eğlenceli hem de bilgilendirici olabilecek taze içerikler yaratmaya çalışıyoruz. Bu içerikler güncel köpekbalığı haberlerini, çığır açan bilimsel bulguları ve köpekbalıklarına dair bilgi sahibi olmak istenen tüm alanları kapsıyor. Hem artık müdavimimiz olmuş fanlarımızın istediklerini dikkate alıyoruz hem de yeni izleyicileri çekebilecek cazip yollar arıyoruz.

Örneğin bu yıl şimdiye kadarki en büyük hünerlerimizden birini sergiledik Phelps vs. Shark ile. Bu karşılaşmada Olimpiyatların en başarılı yüzücülerinden biri okyanus hakimiyeti için büyük beyaz köpekbalığıyla yarıştı. Özel olarak da Shark Week deneyimini ve içeriğini dijital ve sosyal medya platformlarındaki izleyicilerle buluşturacak yeni ve inovatif yöntemler izledik. Shark Week’in Snapchat lansmanını yaptık ve pek çok kâr amacı gütmeyen kuruluşla, grup ve eğitim programıyla işbirlikleri gerçekleştirdik.

Türkiye’deki izleyicilerinizi nasıl tarif edersiniz?

Türkiye’deki fan kitlemiz de aslında dünya çapındaki fanlarımızın temsili bir portresini sunuyor. İstatistiksel olaraksa, Shark Week’in ortalama bir Türk seyircisi şu profilde: 25 yaş üstü, erkek ve doğa, zooloji ve doğanın korunması gibi alanlara yönelik güçlü bir tutku besliyor. Bununla birlikte, Shark Week fanı olabilmek için gerekli olan tek şey, sürekli sorgulayan bir akıl ve bu muhteşem yaratıklar hakkında daha fazla öğrenme arzusu.

Küresel ısınma deniz yaşamı ve oradaki besin zinciri için de büyük bir tehdit oluşturuyor. Shark Week’in yer aldığı herhangi bir sosyal sorumluluk programı var mı?

Shark Week, birçok sosyal sorumluluk programıyla bağlantı halinde. İşbirliği içinde olduğumuz pek çok organizasyon var. Bunlardan biri de az önce de bahsettiğim önemli mesajları daha güçlü bir şekilde yayabilmek için çalıştığımız Oceana. Oceana, tamamen okyanusları korumak için çalışan en büyük uluslararası grup.

Bu yılın çalışmalarında, Oceana da içeriklere, gerçeklere, uzmanlara ve celebrity dünyasından destekçilere ulaşmamıza olanak tanıyarak Discovery’deki promosyon çalışmalarımızı duyurmamıza yardımca oldu. Oceana ayrıca bilimsel içerikli kampanyalar yaparak, denizlerde aşırı avlanmanın durdurulması, hedef dışı avlanmanın kontrol altına alınması ve belli başlı deniz memelisi habitatların korunması gibi başlıklarda belirli yasaların oluşturulmasını da içine alacak somut başarılar elde etmeye çalışıyor.

2001 yılındaki kuruluşundan bu yana, Oceana 3,5 milyon mil karelik bir okyanus alanında muhafaza çalışmaları yaptı, ekonomisinde balıkçılığın öncelikli kalemlerden biri olduğu ülkelerde balık yönetiminin bilimsel içerikli yöntemlerle kotarılmasını teşvik etti ve deniz kaplumbağaları, köpekbalıkları ve yunuslar başta olmak üzere sayısız hayvanın hayatını kurtardı.