Karayipler’deki en ünlü Türk!

Porto Riko'da her gittiğimiz yerde ilk sorulan soru nereden geldiğimiz. İstanbul'dan, Türkiye'den geldiğimizi söyleyince ise hemen muhabbet başlıyor. Ve anlıyoruz ki Porto Riko'daki en ünlü Türk Fatmagül. Otellerdeki görevliler, restoranlardaki garsonlar, plajlarda çalışanlar... O kadar ki, Fatmagül'ün Suçu Ne dizisini girdiğimiz dükkanlardaki esnafın tabletlerden izlediğini gördük.
04.05.2016 - 14:13
Facebook
Twitter
Google+
LinkedIn
+

Porto Riko, Karayipler’deki küçük adalardan biri. Dış işlerinde ABD’ye bağlı olan ada iç işlerinde bağımsız. En büyük şehri ve başkenti San Juan’dayız. Bir yanda muazzam bir deniz, diğer yanda tarihi bir şehir. Adaya indiğimiz andan itibaren Latin sıcaklığını hemen hissediyoruz.

Her gittiğimiz yerde ilk sorulan soru nereden geldiğimiz. İstanbul’dan, Türkiye’den geldiğimizi söyleyince ise hemen muhabbet başlıyor. Ve anlıyoruz ki Porto Riko’daki en ünlü Türk Fatmagül. Otellerdeki görevliler, restoranlardaki garsonlar, plajlarda çalışanlar… O kadar ki, Fatmagül’ün Suçu Ne dizisini girdiğimiz dükkanlardaki esnafın tabletlerden izlediğini gördük.

Karayipler'deki en ünlü Türk!

Benzer bir diyaloğa geçtiğimiz yıl da tanık olmuştuk. Her yıl Haziran ayında katıldığımız Cannes Lions Yaratıcılık Festivali’nde yıllardır tanıştığımız Ekvadorlu gazeteci arkadaşımız Maria da ilk kez geçtiğimiz yıl bize Türk dizilerinin ne kadar etkileyici olduğunu anlatmıştı. Fatmagül’ün Suçu Ne ve 1001 Gece’nin ülkesindeki en popüler diziler olduğundan bahsetmişti. Popüler kültürün evrensel gücüne bir kez daha tanık olduk. Türk dizilerinin muazzam gücüyle dünyanın diğer ucundan insanların bizleri tanıması, bizimle iletişim kurması çok etkileyici.

Köşe yazarlarımızdan Prof. Tayfun Atay dört aydır bu konuyla ilgili MediaCat’e yazıyor. Türk dizileriyle ilgili yorumlarının dördüncüsü ve sonuncusunu buradan okuyabilirsiniz. Tayfun Hoca’mızın değerlendirmelerinden de gördüğüm kadarıyla çok büyük bir fırsatı heba etmek üzereyiz. Siz de okuyunca göreceksiniz, çizdiği tablo çok da iç açıcı değil. Popüler kültüre yapılan siyasi müdahalelerin sonucunu artık almaya başladık. Yıllarca emek verilerek oluşturulan Türkiye’nin bu muazzam etkili “yumuşak gücü”nün nasıl da heba edilmekte olduğunu görmek üzücü.