İyi liderler iyi hikâye anlatıcılarıdır

Liderler vizyon oluşturmak, stratejik rotalar çizmek, bir ders paylaşmak, değerleri aktarmak ya da istenilen tutum ve davranışları göstermek adına hikâyeler anlatmak zorundadır.
01.11.2013 - 09:31
Facebook
Twitter
Google+
LinkedIn
+

Danışmanlık yapan bir kreatif direktör olarak bazen kendimi yeni markaların değerlerini belirleyip, bu değeri tek bir kelimeyle ifade edilecek hale getirirken buluyorum. Günümüzde birçok kurum değerlerini anlatmak için birkaç soyut kavramdan faydalanma yoluna gitmiş durumda: bütüncül, duyarlı ve becerikli gibi. Hatta bazen bu değerlerin her biri için yönetici ağzıyla kaleme alınmış birkaç paragraflık yazılara bile rastlıyoruz.

Bu soyut ifadeler her durumda kulağa hoş geliyor ancak bu değerler gerçekten yaşamıyor; insanlar bu değerleri şiar edinen kurum ve markalar için bu kavramların ne ifade ettiğini göremiyor ya da bilemiyorsa bahsedilen değerler o kurum veya markaya pek de katkı sağlayamıyor. İşte bu, sizin iyi bir hikâyeye ihtiyaç duyduğunuz an.

Çalışanlar ve yöneticiler kuruma ait değerleri ifade eden zengin resimlere ihtiyaç duyarlar ki bu da bir değeri işlerken gösteren farklı hikâyelerle elde edilir. Bu hikâyeleri de firma içinde sistemli bir şekilde paylaşabilmeniz ve insanlara bu hikâyelerin onlar için ne ifade ettiğini tartışabilmeleri için yardımcı olmanız gerekir.

Hikâye anlatıcılığı üzerine çalışan Avustralyalı firma Anecdote’tan Shawn Callahan da çalışanların, kuruma ait olduğu söylenen değerlerin ne ifade ettiğini anlamak için bu tartışmalardan faydalandıklarını belirtiyor. Callahan kaleme aldığı bir yazıda “Kurumunuzdaki her bir parçanın her ayın belli bir döneminde aynı hikâyeyi tartıştığını düşünün. Başka bir hikâye hakkında duyum almak ya da onun hakkında konuşmak kaçınılmaz olarak kişinin kendi hikâyesini de anlatmasına sebep olacağı için, şirketin değerlerinin benimsenmesi de kaçınılmaz olacaktır. Zamanla benimsenen bu değerler amirlerce dayatılan ve tamamen soyut değerler olmaktan da çıkacaktır” diyor.

‘İki insan arasindaki en kısa mesafe bir hikâyedir’

Changing Minds kitabının yazarı ve Harvard’da profesör olarak görev yapan Howard Gardner ise aynı durumu farklı bir açıdan değerlendiriyor: “Liderliğin temel aracı hikâyedir. Liderler anlattıkları hikâyeler aracılığıyla bireysel tutum ve davranışların yanı sıra duygu ve düşünceleri etkiler.”

Liderler vizyon oluşturmak, stratejik rotalar çizmek, bir ders paylaşmak, değerleri aktarmak ya da istenilen tutum ve davranışları göstermek adına hikâyeler anlatmak zorundadır. Hikâyeler aynı zamanda bireyler arasında daha derin bağlar oluşmasını sağlar ve onlara dikkatlerini en üst düzeyde tutup gerektiğinde harekete geçmek konusunda ilham verir.

Terrence Gargiulo’nun ünlü deyişinde olduğu gibi: “İki insan arasındaki en kısa mesafe bir hikâyedir.”

Callahan’a göre hikâyelerin işe yaramasının birkaç sebebi var:

  • Hikâyeler duyguları etkili biçimde aktarabilir ve bu sayede ne hissettiğimizi hatırlayabiliriz. ‘Duygu’ artı ‘güçlü fikir’ formülünün sonucu her zaman ‘ikna’ya eşittir. Ve bizleri harekete geçiren de duygulardır.
  • Hikâyeler dinleyiciyi etkiler ve neler yapılması gerektiğini söylemekten ziyade dinleyenleri ortak bir konuşmanın içine dahil eder. En iyi hikâyeler de neyin mümkün olduğuna dair düşüncelerimizi değiştirebilecek etkiyi yaratanlardır.
  • İkinci olarak, hikâyeler bizi hayal gücümüz aracılığıyla başka yerlere götürür ve anlatılan olayları gözümüzde canlandırmamıza imkân verir.
  • Bir başka nedense hikâyelerin akılda kalıcı olmaları. Bir hikâyeyi hatırlama olasılığımız birbirinden bağımsız gerçekleri hatırlama olasılığımızdan tam 22 kat daha fazla.
  • Son olarak da hikâyeler davet eden bir yapıda. Dinleyiciyi çeken, onları konuşmada yer alacak biçimde etkileyen hikâyeler bu anlamda insanlara ne yapmaları gerektiğini söyleyen dikte edici tarza göre oldukça avantajlı.

Shawn Callahan bu noktada soruyor: “Hikâye derken tam olarak neyi kast ediyorsunuz?”

En önemli unsur inandırıcılık

Etkili bir hikâye şaşırtıcı ve duygusal olmak zorunda ancak hikâyede bulunması gereken en önemli unsur inandırıcılık. Tam da bu yüzden liderler için üstesinden gelinmesi gereken en kritik konu, firmaya yön verecek yeni hikâyenin nasıl bulunup anlatılması gerektiği. Buradaki can alıcı unsur insanlara firmanın ne yöne doğru gittiğini hatırlatmak, onları buna inandırmak ve zamanla bu hedefler doğrultusunda hareket etmek konusunda onlara ilham vermektir.

İyi liderler iyi hikâye anlatıcılarıdırCallahan’a göre aynı zamanda hikâye anlatıcısı olan bir lider olmak için atılması gereken ilk adım, her gün etrafınızda dönen hikâyelerin farkında olmak. Öyle ki hikâye olarak sunduğunuz her deneyim aracılığıyla değerlerinizi de ister istemez aktarmış oluyorsunuz. Bu yüzden sizin için dikkate değer olan herhangi bir olayda durup kendinize şu soruyu sormanız gerekiyor: “Yaşanan bu olay çalışanlarım arasında yok etmek (ya da yeşertmek) istediğim davranışlar hakkında ne söylüyor?”

Atmanız gereken ikinci adım da konuşma tarzınızı yalnızca gerçeklere dayanan argümanlardan; argüman ve hikâyelerin isabetli bir oranda karıştırıldığı bir tarza çevirmek.

Son olarak, fırsat olduğunda, insanların aktardığınız hikâyelerden neler çıkardıklarına dair geribildirim almanız gerekiyor. Bazen hangi mesajın iletildiğini tespit etmek zor olabilir. Zira siz hikâyenizle ısrarcılığın önemi ve detaylara verilen dikkati anlattığınızı zannederken; dinleyicileriniz sizin hiç esnek olmadığınız ve her şeyde bir kusur bulan bir yapıda olduğunuza dair çıkarımlar yapıyor olabilir. İyi liderler aynı zamanda iyi hikâye anlatıcılarıdır. Hikâye anlatıcılığı her liderin yeniden keşfedebileceği hatta keşfetmesi ve geliştirmesi gereken bir yeti.