İyi fikrin menşei önemli değildir

Gözünüzü dört açmış ve her tarafta inovasyon arar olmuşsanız, onunla şaşırtıcı yerlerde karşılaşabilirsiniz. Dev uluslararası firmalarda bile.
28.11.2014 - 17:29
Facebook
Twitter
Google+
LinkedIn
+

Gözünüzü dört açmış ve her tarafta inovasyon arar olmuşsanız, onunla şaşırtıcı yerlerde karşılaşabilirsiniz. Dev uluslararası firmalarda bile.

On yıllar boyunca global devler kas güçlerine güvendi. Ancak şimdilerde Coca-Cola’nın da aralarında bulunduğu büyük markalar pazarlama ve inovatif teknolojinin akıllıca kullanımı konusunda başı çekiyor.

Coca-Cola İsrail (iyi fikrin menşei önemli değildir) çok boyutlu bir kampanya hayata geçirerek milyonlarla ifade edilen tüketicilerinin bireyselliklerine önem verdiğinin altını çizdi.

Milyonlara bireysellik satmak… Harika, değil mi?

Global firmalar üretimini kitlesel düzeyde yaptıkları markalarını disiplinli, tek tip ve çoğu zaman yavan şekilde tüm dünyada hizmete sunmaları ile tanınırlar. Bugünlerde İsrailli Diet Cola sevenler, tüm dünyadaki Diet Cola’lardan -az da olsa- farklı bir görünüşe sahip olan bir Diet Cola içme şansına sahipler.

“Stay Extraordinary” kampanyası her biri farklı ambalaja sahip 2 milyon şişenin üretilmesi ile hayata geçirilmiş. Firma kampanyanın amacını “Eşi benzeri olmayan 2 milyon şişenin yaratıldığı kampanya Diet Cola severlere ne kadar sıra dışı oldukları mesajını vermek” olarak açıklıyor.

Coca-Cola Pazarlama Başkan Yardımcısı Alon Zamir’in projeyle ilgili olarak yaptığı açıklamalar kültür-sanat, tasarım ve teknolojiye odaklanan araştırma ve inovasyon web sitesi PSFK’de de yer almış: “Nihayetinde tüm Diet Cola tüketicilerine sıradışı oldukları mesajını iletecek böylesine komplike, inovatif ve sıradışı bir kampanyayı hayata geçirmek bizim için bir gurur kaynağı.”

Kampanya kapsamında üretilen 150, 50 ve 35 cl’lik şişelerin her biri tasarım tekniğinin mümkün olmasını sağlayan özel bir algoritma ile üretilip; tamamen otomatik olarak üretilen tasarımlarda insan müdahalesine ihtiyaç duyulmamış.

Firma yetkililerine göre kampanya için yalnızca bir defa görülmek üzere hazırlanan billboard’lar da son derece kendine has tasarımlar. Diet Cola severler online’da da kendilerine has tasarımlar yaratma şansına sahipler. Marka, sevenlerine beğendikleri şişelerin tasarımlarını fincan, çanta, tişört ve iPhone kılıflarına dönüştürme fırsatı sunuyor.

Lansmandan kısa süre sonra özel baskılı şişelerin koleksiyonları 200, her biri ise 15 dolardan eBay’de satışa sunulur olmuş. Dahaf’tan gelen reklam desteği; lokal kreatif ekip Gefen’den gelen yaratıcı destek ve HP Indigo ve Q Digital’dan sağlanan üretim ve dijital teknoloji desteği ile kampanyanın “markanın tüketicileri için bu denli önemli olmasına sebep olan inovatif ve modaya uygun olma değerlerini bizzat taşıması hedefleniyor.”

ALKIŞI HAK EDİYOR

Coca-Cola’nın yakın zamanda hayata geçirdiği “Share A Coke” kampanyası da inovatif baskı teknolojileri sayesinde mümkün kılınmıştı. Şişelerin üzerine isim yerleştirme fikri ilk olarak 2011 yılında Ogilvy tarafından Avustralya’da (iyi fikrin menşei önemli değildir) uygulanmış ve Wall Street Journal’ın haberine göre o dönemde kola tüketimi yüzde 7 oranında artış göstermişti. O tarihten bu yana kampanya 80 farklı ülkede hayata geçirildi ve dünyadaki en sık rastlanan 5 bin isim 6 milyardan fazla şişenin üzerinde kendine yer buldu.

Coca-Cola İsrail bir süredir kendi kendine, odağında teknolojinin olduğu pazarlama projeleri yürütüyor. 2013’te lansmanı yapılan ve Coca-Cola hayranlarını kendilerinin minyatür 3D modellerini elde etmek için rekabete zorlayan “Mini Me” kampanyası da bunlardan biri. Katılımcılara mobil bir uygulamada minyatür modellerini yapma imkânı tanıyan kampanyanın kazananları bizzat Coca-Cola’nın kurduğu 3D baskı laboratuvarında 360 derece vücut taramalarının ardından kendi minyatür versiyonlarını kazanma hakkı elde etmişti. Otantik son derece kişisel bir heykelcik…

Bana soracak olursanız ortaya koydukları diğer yaratıcı işler (ilanlar, afişler, televizyon reklamları vs.) çok da üst düzey bir kalitede değil. Ama teknolojinin inovatif biçimde kullanımını yaratıcı ve cesur bir stratejiyle harmanlayarak; üstelik tüketicilerin gerçek insanlardan öte birer birey olarak konumlandırılmasını sağlayan işlerinin de alkışı hak ettiği ortada.

Türkiye’de böylesi fikirleri hayata geçirebilir miydiniz?