İstanbul Dergisi 64. sayısıyla veda ediyor

Tarih Vakfı tarafından 16 yıldır yayımlanmakta olan İstanbul Dergisi, 64. sayısıyla okurlarına...

28.07.2008 - 15:34 | MediaCat

Facebook
Twitter
Google+
LinkedIn
+

Tarih Vakfı tarafından 16 yıldır yayımlanmakta olan İstanbul Dergisi, 64. sayısıyla okurlarına veda ediyor. Dergi, söyleşiden araştırmaya, İstanbul’u farklı renkleriyle işleyen bir veda sayısı hazırladı.

Tarih Vakfı, 16 yıldan bu yana, bağımsız yayıncılığın maruz kaldığı tüm zorluklara rağmen var etmeye çalıştığı İstanbul Dergisi’nin yayınına, mali nedenlerden ötürü, son veriyor. Bu kararın ne anlama geldiğini, belki de en iyi “İstanbul’un bellek yitimi” ifadesi açıklıyor. İstanbul Dergisi’nin 64. ve son sayısı, birkaç merkezi bayi (Beşiktaş, Karaköy, Kadıköy, Üsküdar iskele bölgesi bayileri) ve kitabevlerinde satışa sunuldu.

Bitirirken, İstanbul Dergisi ile bir şekilde temas eylemiş ve “son dakikada” ulaşabildiğimiz dostlarımız kısa kelamları, gözlemleri ve işleri ile “veda dosyamıza” renk kattılar.

Murat Belge, “İstanbul Dergisi” için yaptığı son gezisini, yüzyılın en görkemli yılı 1968’in kırkıncı yılına selam babında, dönemin İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğrencisi Mehmet Tansuğ ile, Beyazıt ve İstanbul Üniversitesi’nde gerçekleştirdi.

Son dokuz sayıda olduğu gibi, İstanbul’un köklü liselerine konuk olmayı sürdürdük. Bu sayıda, 1966 mezunları ile 1988 mezunlarını bir araya getirdiğimiz ortamda, 136 yıllık eğitim abidesi Vefa Lisesi’nin gayri resmi tarihini ve muhabbetlerini dinledik.

Son sayımız, söyleşi ağırlıklı bir sayı oldu. Mayıs ayında bir konuşma yapmak için şehrimizi ziyarete gelen, Leiden Üniversitesi’ne bağlı İSİM’de (Modern Dünyada İslam Araştırmaları Enstitüsü) akademik müdürlük görevini yürüten Asaf Bayat ile, kent, modernite ve yoksulluk üzerine söyleştik.

İstanbul’un geçmekte olduğu kapsamlı dönüşüm evresinin tarihselleştirilmesi, araç ve amaçlarının anlaşılması yolunda yaptığımız gayretleri vesilesiyle, bir bilenle, Prof. İlhan Tekeli ile son derece geniş bir söyleşi yaptık.

Öte yandan, her sayı itinayla takip ettiğimiz “kentsel dönüşüm” sürecinde bu sayıki durağımız Başıbüyük Mahallesi idi. Maltepe’nin bu semtinde son dönemde yaşanan olayları, süreci yakından takip eden arkadaşlarımız kaleme aldı. Hemen peşinden “kentsel dönüşüm” paradigmasına dair hukuki ve ideolojik parantezler açarak fikir jimnastiği yaptık.

İstasyon, Yeşiltepe ve Tarlabaşı mahallelerinde birbirlerine benzeyen/benzeyecek süreçleri gözleyerek kentin “anakronik” gelişimine dikkat kesildik.

Dünya müzik piyasasının yükselen “platosu”, “manzarası” İstanbul’un hangi albümlerde, şarkılarda ve kliplerde yer aldığını müzik yazarı arkadaşımız bizim için derledi.

İstanbul’a her daim methiye düzülmez ki… Ulus-devlet inşa sürecinde “bir nefret objesi olarak” İstanbul’a dair hissiyatların izini Türk edebiyatı üzerinden gözlemledik.

Şehrin kültürel aksına bakmayı da unutmadık. 11. İstanbul Bienali’nin küratörü WHV (what (ne), how (nasıl), for whom (kim için)) kolektifi ile bienallar, kürsel sanat piyasası, kent ve yerellik üzerine konuştuk.

Kentin “görsel pozları” her daim olduğu gibi bu sayıda da ilgimizi çekti. 12 yıldır düzenlenen GRAFİST organizasyonu vesilesiyle kent ve tasarım ilişkisine bakarken, şehrin seyyar satıcılarını bahane ederek İstanbul ve “kayıtdışı” tasarım muhabbetine dahil olmayı da ihmal etmedik.

Geçen sayılarda yaptığımız “eğlence kültürü” tartışmasına bir yazıyla daha katkıda bulunduk: “Uluslararası kültürün meşrulaşması”.

Daimi konuğumuz Gökhan Akçura’nın sandığından bu sayıda çıkan ise Türkiye’nin ilk seyyar gemisi Tarsus oldu.

Diğer daimi sayfalarımız ise Ayşe Çavdar’dan “Haberler”, Fatih Pınar’dan “Foto-Röportaj”, Ahmet Eken’den “İstanbulca Sözlük”, Aydan Çelik’ten “Kuşbakışı” ve kitap tanıtımı sayfamız “Neşriyat”tı.