İnternet, nihayet 1960’ları yakaladı!

1970’ler ve 1980’lerde büyük bütçeli devasa televizyon kampanyalarına baştan sona kadar sanat yönetmenleri hükmetti, dijital devrim gerçekleşene kadar bu böyle devam etti. İnternetin gelmesi, sanat yönetmenliğinin ölümünü de beraberinde getirdi.
28.07.2011 - 00:00
Facebook
Twitter
Google+
LinkedIn
+

Hayatını nasıl kazandığını annesine anlatmaya çalışan sanat yönetmeniyle ilgili o eski hikayeyi* bilirsiniz. Hikayede, anne oğlunun tam olarak ne iş yaptığını pek anlayamıyordu ama dijital dünya sanat yönetmeninin ne işe yaradığını nihayet anlamaya başlamış gibi görünüyor.

Reklamcılık gençken kelimelerden ibaret bir işti. Ardından reklamlar gazetelerde gittikçe daha çok yer kapmaya başladılar ve böylece mesajları daha canlı bir şekilde sunabilmek için illüstrasyonlardan yararlanılmaya başlandı. Zaman içinde baskı kalitesinin yükselmesi ve fotoğrafın reklamlarda sıkça kullanılan bir şeye dönüşmesiyle tasarımcılar, ilanın tüm bileşenlerini belirli bir bakışla düzene sokma ihtiyacı duydular.

1960’LARIN GÖRSEL DEVRMİ

Ardından 1950’lerin sonu ve 1960’ların başında Bernbach’ın Volkswagen işleri, Ogilvy’nin Jamaika turizmini canlandırmak için yaptığı çalışmalar gibi güçlü kampanyalar ve Britanya menşeli, ağırlıklı olarak basında boy gösteren büyük muhteşem kampanyaların ilk örneklerinin ortaya çıkması, reklam dünyasında sanat yönetmeni çağını başlattı. 1970’ler ve 1980’lerde büyük bütçeli devasa televizyon kampanyalarına baştan sona kadar sanat yönetmenleri hükmetti, dijital devrim gerçekleşene kadar bu böyle devam etti.

İnternetin gelmesi, sanat yönetmenliğinin ölümünü de beraberinde getirdi. Daha doğru ifade etmek gerekirse, sanat yönetmeninin yerini bilgisayar ve grafik programlarından anlayan birileri aldı. Şablonlar ve metin kutuları, dizgicilerin sonunu getirdi. Stok görsel siteleri birçok profesyonel fotoğrafçının resmin dışına çıkmasına neden olurken, sanat yönetmeninin gücünü de zayıflattı. Ucuz YouTube videoları, daha küçük bütçeli prodüksiyonlar ve büyük paralar talep eden televizyon yöneticileriyle daha seyrek öğle yemekleri anlamına geliyordu. Böylece internet, dünyanın en başarılı mecrasına dönüşürken, stil ve tasarım zevkinin unutulmasına da neden oldu.

Bu koşullar altında yaklaşık 15 yıllık bir dönem boyunca sanat yönetmenleri, varoluşsal bir kriz yaşadılar. Şimdi bakıldığında ise, sanat yönetmeninin yeniden doğuşu çok yakın bir gelecekte gerçekleşecek gibi görünüyor.

Avustralyalı bir araştırmacı, yakın bir dönemde yaptığı bir çalışmada, internet kullanıcılarının eli yüzü düzgün, güzel görünümlü sitelere, görsel çekicilik açısından zayıf sitelere nazaran daha çok güvendiklerini ortaya koydu. Araştırmanın sonuçlarını kaleme alan yazar Brent Coker, son beş yılda internete duyulan güven konusunda belirgin bir artış yaşandığını, bu artışın ise çekici arayüzleri olan sitelerin sayısındaki artışla doğrudan ilişkili olduğunu belirtiyor. Melbourne Üniversitesinde görev yapan Coker, bu konuda “İnternet son beş yılda yaklaşık yüzde 20 oranında daha güzel bir mecra oldu” diyor.

Burada “daha güzel olmak”, “daha iyi bir tasarıma sahip olmak”, başka bir deyişle “daha yetkin bir sanat yönetiminden geçmiş olmak” anlamına geliyor tabii. Bu yaşananlar, 1960’lardan itibaren, geleneksel basın estetiğinin reklamda değerli bir pazarlama enstrümanına dönüşmesine çok benzeyen bir süreç.

Araştırmanın bir parçası olarak kullanıcıların online davranışlarını ölçmek amacıyla bir formül geliştirilmiş durumda. Bu formül uygulandığında, insanların bir siteye güvenip güvenmeme konusundaki davranışlarının, tanışılan yeni bir insana yönelik davranışlarına çok benzediği açıkça görülüyor. Nasıl ki yüz simetrisi insanların çekici olup olmadığına karar vermek üzere başvurulan temel bir özellikse, güzel bir şekilde dengelenmiş bir site arayüzü de daha çekici bulunuyor. “Çekici insanlara karşı güven duyarız” diyor Coker: “Güzel kadınlar, insanları kandırma konusunda inanılmaz becerikli olabilirler çünkü erkeklerin güvenini çok kolay bir şekilde elde edebilirler –aynı şeyin web siteleri için de geçerli olduğunu görüyoruz.” Etik davranmayan bir kadının hileciliğini bir sanat yönetmeninin yetenekleriyle karşılaştırmak, eskiden beri (özellikle reklam yazarları tarafından) daha beter nitelemelere maruz kalan bir mesleğin mensupları için çok da ağır olmasa gerek.

SADAKAT AZALIYOR

İlginçtir, çekicilik konusundaki genel artış sadakat üzerinde doğrudan bir etkiye sahip. Görünen o ki, çekiciliğin artması bizi daha sadakatsiz kılıyor. Söz konusu araştırmaya göre internet sitelerinde gözlenen çekicilik artışı, site sadakati konusunda son beş yılda yüzde 30’luk bir düşüşü beraberinde getirmiş. Geçtiğimiz ay Las Vegas’ta düzenlenen 2011 Dünya Bilgisayar Bilimleri, Mühendisliği ve Uygulamalı Bilişim Kongresi’nde, yaptıkları araştırmanın bulgularını sunan Dr. Coker, bu konu hakkında “Geçmişte insanlar Amazon gibi sitelere büyük bir sadakat gösterirlerdi. Şimdi ise sitelerin çekiciliğinde yaşanan genel artış sonucunda alışveriş yapmak üzere webde dolanıp duruyorlar” yorumunu yapıyor.

Bir sitenin popülerliği yalnızca görünüşüyle, başka bir deyişle iyi sanat yönetmenliğiyle ilgili bir şey değil kuşkusuz. Dr. Coker bu konuda net bir uyarıda bulunuyor: “İnternet kullanıcıları için en büyük hayal kırıklığı kaynağı, ilgisiz bilgidir.”

 *Bir gün bir sanat yönetmeni yeni ve gösterişli arabası ile güzel kız arkadaşını göstermek için annesini ziyarete gider. Anne sorar:

“Reklam ajansında bu kadar başarı ve para kazanmak için tam olarak ne yapıyorsun?”

“Ben bir sanat yönetmeniyim anne.”

“Bu tam olarak ne demek? Reklam fikirlerini sen mi bulup getiriyorsun yani?” diye sorar kadın.

“Hayır. O reklam yazarının işi.”

“Hmm” der anne: “O zaman herhalde reklamlardaki şu güzel fotoğrafları sen çekiyorsun.”

“Hayır der” sanat yönetmeni: “O iş için profesyonel fotoğrafçılarla anlaşıyoruz.”

“Fotoğraflar çekildikten, yazılar da yazıldıktan sonra sen onları bir araya getiriyorsun o zaman.”

Yine “Hayır” der sanat yönetmeni: “Ajansta bu işi bilgisayarda yapmak üzere bir stüdyo dolusu insan çalışıyor.”

Kadın önce oğluna, sonra pahalı arabasına ve en sonunda kız arkadaşına bakar, kafasını yavaşça sallar ve şöyle der: “Dikkatli ol oğlum, çok dikkatli