İlahi Kreasyon 2

İşte tam o sırada Zeus, gökten bir yaşam koçu indirdi. 'Şiddete gerek yok, mesele her neyse bu beyefendi halleder' dedi. Yeni bir skandal istemiyordu.
01.06.2013 - 10:17
Facebook
Twitter
Google+
LinkedIn
+

Reklam Tanrısı Jargon, ilke olarak ünlülerle çalışmaktan yanaydı. Gerçi son yaptığı Heraklit Şampuanı reklamında yılan saçlı Medusa’yı oynatması tamamen ters tepmiş, marka batmakla kalmamış, Zeus ani bir basın toplantısı düzenleyerek şampuan ve saç kremini lanetlemiş, “Milli temizleyicimiz beyaz kalıp sabundur” açıklamasını yapmak zorunda kalmıştı.

Lakin Jargon, ilkelerinden kolay vazgeçecek tıynette biri değildi. Sparta Valisi Balalayka’nın ricası üzerine üstlendiği bir kırmızı et firmasının reklamı için üç gündür ünlü düşünmekteydi.

“Tokalaşmadığım esnafla çalışmam”

Söz konusu firmanın tam açılımı Toraman Kardeşler Kırmızı Et ve Yan Ürünleri Limited Şirketi’ydi. Beş kuşaktır et işiyle uğraşan ve yerel olarak İon bölgesinde çok tanınan firma, dışa açılmayı, özellikle de kentli tüketiciye ulaşmayı hedefliyordu. Toraman kardeşlerin üçü de iyi eğitim almışlar, işleriyle hiç ilgisi olmamasına rağmen rafting yapmayı ve lir çalmayı öğrenmişler, yabancı dil babında da Sanskiritçe’yi ve Ural-Altay dillerinin tamamını şakır şakır konuşur hale gelmişlerdi. Aşırı girişimci, atılgan insanlardı ama tevekkül sahibi, tutucu babaları Hadjitoraman önlerindeki tek engeldi. Yaşlı adam “Tokalaşmadığım esnafla çalışmam” prensibindeydi.

Kurnaz kardeşler, bu sebeple valiyi devreye sokmuşlar, otoriteye saygılı baba, içi sıkıla sıkıla reklam yaptırmayı kabul etmişti. Aynı paraya satın alabileceği sığırların mahzun yüzleri gözünün önüne geldikçe sessizleşiyor, uzaklara çok uzaklara dalıp gidiyordu.

Uzun toplantılarda fikirler havada uçuşmuş, kayda değer bulunanlar Strateji Tanrıçası Çisil tarafından çiviyle taşa kazınmıştı. Zeus’un oğlu olmanın tüm avantajını kullanarak ajansa sızan Fayton, giderek daha da fenalaşan sayısız öneri sunmuş, bunların sadece bir tanesi, o da def-i bela kabilinden kaydedilince aşırı bozulmuş, Jargon’a ters ters bakmış, “Babama söyleyeyim de, Olimpos dahilinde ürün yerleştirmeyi tamamen yasaklasın” diye kendi kendine homurdanmıştı. Jargon, sertçe “Efendim, duyamadım?” diye sorunca da “Yok bi şey, sesli düşünüyorum” demişti. Jargon’un tek tesellisi, Zeus’un ölümsüz oluşuydu. Zeus ölecek de yerine Fayton geçecek gibi bir ihtimal olsa, Jargon reklam sektörünü kesinlikle bırakır, bir sahil kasabasında elişi olimpiyat madalyaları yapar, takı tasarlardı.

Toraman Kardeşler için bulunan ‘ünlülü fikirler’ şöyleydi:

  1. Sırtında kahverengi dünyayı taşıyarak Olimpos dağı etrafında dönen Atlas, burnuna gelen ani bir kokuyla duraklar. Bu koku, Toraman Sucukları’nın kokusudur. Tunç bir sahanda kızaran sucuk dilimlerini gören Atlas’ın dili dudağını yalar. Sırtındaki dünyadan Kıbrıs Adası’nı çekip, ucuyla sucuk dilimlerinden birine batırır ve yer. Mutlulukla çiğnerken, Kıbrıs’ı tekrar yerine takar. Atlas’ın keyifli yüzüyle birlikte, taşıdığı dünya da maviye dönüşür…
  2. Kim olacağı müşterinin isteğine ve daha çok da bütçeye göre belirlenecek bir ünlü, DJ kabini benzeri bir mangalın başındadır. Trendy şekilli DJ Mangal, Toraman Pirzolaları’nı estetik hareketlerle pişirmekte ve pişen etlerin çıkardığı seslerden enfes bir müzik oluşmaktadır. Kafalarında defne yaprağından taç olan gençler, mangal çevresinde dans ederler. Bazıları taçtan bir defne yaprağı koparıp, onunla pirzola sopasını tutarak yemekte, aldıkları keyifle dansı daha da coşarak sürdürmekte, DJ Mangal da keyifle gülümsemektedir… (‘DJ Mangal’ için ünlü adayları: Kıvanç Tatlıtuğ, Yasemin Kozanoğlu, Burak Özçivit)
  3. Şarap Tanrısı Dionysos, lüks restorantta kendisine sunulan tadımlık şarapların hepsini reddeder. Uyanık bir garson, arada kürdanla minik bir köfte uzatır. Dionysos, minik köfteyi yedikten sonra tattığı ilk şarabı kabul eder. Sunulan köfte Toraman Köftesi’dir… (İşte bu, Fayton’un fikriydi ve uyanık garsonu kendisi oynamak istiyordu.)
  4. Ünlü gurme Vedat Milor, Sparta’ya gelir… Toraman Pastırmaları’nı o kadar sever ki, oraya yerleşmeye karar verir. Ama aynı mekânda bulunan Toraman Kardeşler, “Düzeninizi bozmanıza gerek yok Vedat Bey, biz size geliyoruz zaten” derler. Milor ve diğerleri, hep beraber gülüşürler…

“Mesele her neyse bu beyefendi halleder”

Çisil, bu elektrikli fikirleri kardeşlere elektronik postayla yolladı. Yaşlı Hadjitoraman, internet kullanmıyordu ama bir adamı, casusluk yapıp her olan biteni kendisine ulaştırıyordu. Casus, mailden bir çıkış alıp Hadjitoraman’a yetiştirmekte gecikmedi.

Fikirleri okuyan yaşlı adam, çıldırdı. Çocuklarını çağırıp ellerini, ayaklarını bağladı, gözlerini bantladı. Eline emektar satırını aldı. Gökyüzüne doğru “Bana bu zulmü yaşatacak çocuklarımı kurban edip sosis yaparım, daha iyi” diye bağırdı. Elindeki satırı, yukarı kaldırdı.

İşte tam o sırada Zeus, gökten bir yaşam koçu indirdi. “Şiddete gerek yok, mesele her neyse bu beyefendi halleder” dedi. Yeni bir skandal istemiyordu.