Kültür 2.0

Yeni medya teknolojileriyle birlikte kültürde 2.0 dönemi başladı!

21.02.2017 - 16:45 | Cansu Karagül

Kültür 2.0
8
paylaşım
Facebook
Twitter
Google+
LinkedIn
+
Nedir?

Geçtiğimiz hafta yayınlanan İKSV Kültür-Sanatta Katılımcı Yaklaşımlar Raporu, Türkiye’nin kültür sanat evrenine derinlemesine bir bakış sunarken aynı zamanda kültür ve sanat alanının yeni medya teknolojileriyle geçirdiği dönüşümü ve alandaki devinimi de gözler önüne seriyor.

İKSV’nin kültür politikaları çalışmaları kapsamında hazırladığı altıncı rapor olan Kültür-Sanatta Katılımcı Yaklaşımlar Raporu odak grup görüşmelerinden derinlemesine görüşmelere, yapılandırılmış formlardan ikincil araştırmalara kadar pek çok farklı rapora ve veriye dayanıyor. Kültür-Sanatta Katılımcı Yaklaşımlar Raporu İstanbul’daki kültür sanat evrenini izleyici ve kültür tüketimi açısından tanımlamak amacıyla boş zaman ve eğlence istatistikleri, dijital teknoloji kullanım oranları, kütüphane kullanım oranları ile benzeri veri ve araştırmalara başvuruyor. Kapsamı İstanbul’la sınırlı tutulan raporun dayandığı verilerin bir kısmı üç araştırmanın sonuçlarına dayanıyor: İKSV için araştırma şirketi GfK tarafından yürütülen Paydaşlar Araştırması Kalitatif Raporu, GfK tarafından yürütülen Paydaş Algı Araştırması Halk Paydaşı Raporu, İstanbul’daki kültür sanat kurumlarıyla gerçekleştirilen görüşmeler.

Pek çok önemli bulgunun yer aldığı raporun en çarpıcı sonuçlarından biri kültür sanat alanında geçilen yeni evre.

Sosyal medya en çok tercih edilen iletişim kanalı

İKSV’nin raporuna göre kültür sanat kurumları kendi iletişim faaliyetleri ve halkla ilişkiler çalışmaları için en çok sosyal medya kanalını kullanıyor. Buna karşılık en nadir kullanılan medya kanalları televizyon ve gazete ilanları. Televizyon ve gazete geniş kitlelere ulaşmayı mümkün kılsa da genelde yüksek maliyetinden ötürü ancak kanallarla barter (takas) ilişkisi kurulduğu takdirde kullanılabiliyor. Açıkhava panoları ve radyo gibi kanalların kullanımıysa etkinlikten etkinliğe farklılaşıyor.

Etkinliklerle ilgili insanları bilgilendirmek için sosyal medyada en çok başvurulan mecralarsa sıklıkla Facebook ve Instagram. Kurumlar bu mecralara reklam vererek ya da posta yoluyla takipçi listelerine davetiye göndererek onları etkinliklerinden haberdar etmeyi seçiyorlar.

Dijitalleşen seyirci

Birçok araştırma gösteriyor ki, dijital teknolojilere aşina olan ve bu teknolojileri kullananların sayısı dünyada olduğu kadar Türkiye’de de her geçen gün katlanarak artıyor. Bu durum, kültür sanat kurumlarının hemen hemen hepsinin dijital teknolojileri gelecekteki iletişim stratejilerinin merkezinde konumlandırmasını zorunlu kılıyor.

Yeni medya ve çevrimiçi servislerin gelişmesiyle birlikte kültür kurumları farklı toplumsal kesimlere daha hızlı erişme fırsatı buluyor. Ayrıca gelişmiş veri sağlayıcıları sayesinde izleyicilere dair bilgilere ulaşmaları ve hedef kitlelerini yakından tanıyıp onların eğilimlerini takip etmeleri de kolaylaşıyor. Bu da, kültür sanat kurumlarının hemen hemen hepsinin dijital teknolojileri gelecekteki iletişim stratejilerinin merkezinde konumlandırmasını zorunlu kılıyor.

Aynı zamanda bu teknolojiler izleyicilere de kültür sanata ulaşmanın yeni yollarını sunuyor. İzleyicilerin dijital ortamla etkileşimi beş ayrı kategoride inceleniyor:

  • Yeni etkinlikleri keşfetmek, var olan imkânları araştırmak ve hangi etkinliğe katılacağına karar vermek,
  • Yeni yeti ve bilgiler edinmek (örneğin bir sanatçının hayatı hakkında bilgi edinmek),
  • Bir sanatsal işi çevrimiçi olarak görmek,
  • İçerik, deneyim ve fikir paylaşımı için interneti kullanmak,
  • İnterneti yaratıcı süreçler için kullanmak.

Kültür sanatta dijitalleşme dönemi

Türkiye YouTube Kullanıcı Profili Araştırması 2016 başlıklı rapora göre 16 yaşın üstündeki kullanıcıların yüzde 67’si YouTube’u her gün, yüzde 22’si haftalık, yüzde 10’u ise ayda bir veya daha az aralıklarla ziyaret ediyor. Ayrıca internet kullanıcıları arasında 45 yaş üstündeki her iki kişiden biri ve 55 yaş üstündeki her dört kişiden biri YouTube’u her gün ziyaret ediyor.

Durum böyle olunca kültür sanat alanındaki aktörlerin bu gelişmelere kayıtsız kalması imkânsızlaşıyor. Dijital teknolojiler kültür sanatın ölçümünde olduğu kadar sunumunda da kurumlar açısından yeni performans biçimlerini ve pazarlama faaliyetlerini gerekli kılıyor. Raporda yer alan örneklerden bazıları şöyle:

“Artan dijital arşiv kullanımı bu alandaki gelişmeleri de tetikliyor. Google Arts&Culture60 kültür kurumlarının koleksiyon ve sergilerine dijital erişimi mümkün kılıyor. Böylece 360 derece sanal gerçeklik tecrübesiyle dünyanın farklı yerlerindeki müzeler ziyaret edilebiliyor ya da tarihî bir olay hakkında çeşitli belgelere ulaşılabiliyor. Henüz beta sürümünde olan bu oluşumda yer alan bilgiler sanatçılar, malzemeler, sanat akımları, tarihî olaylar, tarihî kişiler ve yerler gibi başlıklardan oluşan bir sınıflandırma sistemi altında sunuluyor. İnternet erişimi olan herkese açık bu platform, dijital teknolojiler sayesinde oluşan en önemli görsel kaynaklardan biri olarak kabul ediliyor.”

“Türkiye’de koleksiyonunu ya da arşivini Google Kültür-Sanat’a açanlar arasında Pera Müzesi, SALT, İstanbul Modern ve Sakıp Sabancı Müzesi de yer alıyor. SALT süreli sergilerini ve arşivindeki dijital malzemeyi metinlerle destekleyerek paylaşmayı tercih ederken, Sakıp Sabancı Müzesi sabit koleksiyonları hakkında kapsamlı metinlerle desteklediği seçkiler yapıyor, Pera Müzesi sergi ve koleksiyonundan seçkileri ayrıntılı bir şekilde anlatıyor, İstanbul Modern ise koleksiyonundaki kimi eserlerin görsellerini açıklayıcı metinler eşliğinde izleyicilerle paylaşıyor.”

Dijital teknolojilerin yol açtığı değişimlerden biri de kültür sanat alanındaki tüketim alışkanlıkları.

“Sinema kültürünü geliştirme ve yaygınlaştırmaya odaklanan Sinemia, Türkiye’deki tüm sinema salonlarında geçerli bir kart sistemi ve paralelinde mobil bir uygulama sunan bir sinema kulübü niteliği taşıyor. Çevrimiçi bir üyelik sistemi üzerine kurulu olan bu girişim, Türkiye genelinde sinema salonlarıyla anlaşarak üyelerine her gün istedikleri bir filmin istedikleri seansına girme hakkı sunuyor. Sinemia’nın araştırmalarına göre üye olan insanların sinemaya gitme alışkanlıkları zaman içinde ortalama dört kat artıyor. Kullanıcılara sunulan uygulama içindeki ölçümlemeler, sinemaya gitme sıklığı yüksek olan üyelerin daha fazla yorum ve paylaşım yaptığını gösteriyor. Hizmetin ücretsiz uygulaması ile izleyiciler paylaşım ve yorum yaparak aktif bir rol üstlenebiliyor.”

“Salon İKSV, 2015 yılında başlayan bir proje kapsamında Londra merkezli National Theatre Live ile işbirliği yaparak dijital olarak yayınladığı tiyatro oyunlarını İstanbullu sanatseverlerle buluşturdu. Londra’da sahnelenen bir eserin İstanbul’da bir ‘salon’ dolusu izleyici tarafından izlenmesi, özellikle tiyatro oyunlarının normal koşullarda yüz yüze ve izleyiciyle birebir temasta sahnelendiği düşünülünce ‘tuhaf’ görünebilir. Oysa katılımcılık yaklaşımlarının vurguladığı gibi bu tarz yenilikçi kurgular, kültür sanata katılım alışkanlıklarını dönüştürme potansiyelini içeriyor. Salon İKSV’de National Theatre Live işbirliğiyle gösterimi yapılan tüm oyunların yoğun talep görmesi, yeni teknolojilerin sundukları deneyimlerin izleyicilerin erişim imkânlarının artırılması açısından taşıdığı potansiyeli de gösteriyor.”

Türkiye’nin kültür sanat karinesi

Türkiye’nin kültür sanat pratiklerinde rapordan öne çıkan bazı satır başları…

Türkiye’de kültür sanata en yüksek katılım oranı 18-24 yaş arasında ve eğitim seviyesi ile geliri yüksek olarak tanımlanan AB grubunda görülüyor. Hiçbir etkinliğe katılmadım diyenler ise yaklaşık yüzde 70 gibi bir oranla ezici çoğunluğu oluşturuyor.

Toplumun yüzde 49’u hiç sinemaya gitmemiş; yüzde 39’u hiç kitap okumuyor; yüzde 66’sı konser, tiyatro ya da opera gibi herhangi bir etkinliğe katılmamış; yüzde 81’i hiçbir enstrüman çalmıyor; yüzde 57’si video, VCD, DVD ya da internet üzerinden film veya dizi izlemiyor; yüzde 47’si dergi okumuyor; yüzde 86’sı bir hobi kursuna hiç gitmemiş. Yüzde 85 ile en sık yapılan etkinliğin televizyon izlemek olduğu görülüyor.

Türkiye’de 15-24 yaş grubundaki gençlerle yapılan boş zaman değerlendirme anketlerine (TÜİK 2014-2015) göre gençlerin en sık gerçekleştirdiği faaliyetler arasında televizyon izlemek (yüzde 93,9) ve sosyal medyada zaman geçirmek (yüzde 56,4) yer alıyor.

Geniş kitlelerin kültür sanat hayatına katılımını engelleyen faktörler arasında önyargıların yanı sıra sosyal çevre ve eğitim sisteminden kaynaklı sorunların ve maddi faktörlerin etkisi öne çıkıyor. Okul ve iş hayatının gerekliliklerine motivasyon eksikliği veya maddi engeller de eklenince, bu sürecin bireysel çabalar ile aşılması zor hâle geliyor.

Türkiye özelinde kültür sanat harcamalarına bakıldığında özellikle son üç yıl içinde bir düşüş söz konusu. TÜİK’in her yıl açıkladığı hane halkı tüketim verileri kıyaslandığında, yıllar içinde hane halkı harcaması artarken, kültür sanata ayrılan payın düşmekte olduğu görülüyor. Genel harcamalar artarken kültür sanata ayrılan payın düşmesi birçok faktörden kaynaklanabileceği gibi, ülkede yaşanan güvenlik sıkıntıları, kültür sanatın var olmasını kolaylaştırıcı koşulların azalması buna sebep olarak gösterilebilir.

Özellikle İstanbul gibi bir metropolde gündelik hayatın telaşı içinde kültür sanat etkinliklerine yer açmak için bireylerin özel bir çaba sarf etmesi gerekiyor. Bu nedenle şehir sakinleri kendilerine en kolay gelen seçeneği tercih ediyorlar. İş çıkışında işyerlerine yakın mekânlardaki etkinlikleri tercih ediyor, kültürel etkinliklere katılmak için trafikli bir yere gitmeyi ya da karşı yakaya geçmeyi istemiyorlar. Kendi taşıtlarıyla katılıyorlarsa da etkinlik alanında otopark olmasını önemsiyorlar.

Raporun tamamına buradan ulaşılabilir.

Kaynak: Görsel: Pablo Seminario