‘Hrant’ın yeni Agos’u görmesini isterdim’

'Hrant devam edebilseydi Agos şimdikine çok benzeyen bir Agos olacaktı' diyen Agos gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Etyen Mahçupyan, MediaCat'e gazetenin son bir yılını değerlendirirken AKP’den türbana, 301. maddeden Türk medyasına kadar gündeme dair sorularımızı cevapladı...

10.03.2008 - 16:08 | MediaCat

Facebook
Twitter
Google+
LinkedIn
+

Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink’in öldürülmesinden sonra yeni bir dönem başladı Agos için. ‘Hrant devam edebilseydi Agos şimdikine çok benzeyen bir Agos olacaktı’ diyen Agos gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Etyen Mahçupyan, gazetenin son bir yılını değerlendirirken AKP’den türbana, 301. maddeden Türk medyasına kadar gündeme dair sorularımızı da cevapladı.

Hrant Dink’in öldürülmesinden sonra yeni bir döneme başlayan, yoğun yazı trafiği ile sayfa sayısını iki katına çıkartırken, bir cemaat gazetesi olarak artık Türkiye siyasetiyle daha yakından ilgili olan Agos gazetesi, 25 kişilik kadrosuyla yola devam ediyor. “Hrant devam edebilseydi Agos şimdikine çok benzeyen bir Agos olacaktı” diyen gazetenin yeni Genel Yayın Yönetmeni Etyen Mahçupyan’a hem Agos’u hem de gündemin sıcak konularını sorduk.

Hrant Dink’in ardından genel yayın yönetmenliği görevini siz üstlendiniz. Önceden size zaten böyle bir teklifi varmış değil mi?

Birkaç senedir böyle bir isteği vardı. Ancak Zaman gazetesi buna çok olumlu bakmadı o dönem. Benim geniş bir kitleye hitap eden bir yazar olmaktan çıkıp daha dar bir kalıba girmem doğru olmaz gibi bir bakış vardı. Agos, ne olursa olsun bir cemaat gazetesi. Cemaat gazetesinde görev alıyor olmak daha fazla Ermeni olmak demek. “Peki ben daha fazla Ermeni olmak istiyor muyum?” gibi bir soru vardı. Aslında Hrant’la sürekli konuştuğumuz için benim ille de burada olmamı gerektiren bir durum yoktu. Ama Hrant öldükten sonra bir seçim şansım kalmadı.

Geçen bir yılda nasıl bir yol aldı Agos?

Daha önce Hrant’la 10. yılda neler yapılabilir konusunda ne konuştuysak hemen onları yapmaya başladım. Hatta kimin neyi yapabileceğini bile konuşmuştuk. Tıpatıp aynı yolu izlemek zor tabii, sonuçta başkası olsa elbette haber seçimi biraz farklı olacaktır. Ama Hrant devam edebilseydi Agos, şimdikine çok benzeyen bir Agos olacaktı.

AKP’nin azınlık politikalarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

AKP Osmanlı döneminin çok tipik Sünni Hanefi cemaati gibi davranıyor. Kendisine benzemeyenlerin farkında ama esas olan kendisi. Dolayısıyla sanki kafalarında bir tür hiyerarşik bir vatandaşlık kavramı var diye düşünüyorum. Kendilerinin bir anlamda daha makbul olduğu ama diğerlerine de adaletsizlik yapılmaması gereken bir dünya bu. Onun için de epey ataerkil bir bakış. Yine de diğer partilerle mukayese ettiğimizde en adalet hassasiyeti olan parti AKP. Türkiye’de böyle bir ironik durum var.

Son zamanların en sıcak konusu türban hakkında siz neler düşünüyorsunuz?

Sonuç olarak bu bir kılık kıyafet meselesi. 21. yüzyılda kendisine modern diyen bir ülkenin ne olursa olsun herhangi bir kıyafeti yasaklamasının bir mantığı ve meşruiyeti olamaz. Dolayısıyla bence bu ahlaki bir skandal aslında. Durup dururken laik kesim tarafından ortaya çıkartılmış bir mesele. Bence laik kesim bir cemaat olarak kendini modern ve çağdaş saydığı ve herkesin de kendisine benzeyeceğini varsaydığı için doğal olarak ülkeyi yönetmesi gerektiğini, ülkeyle ilgili normları kendisinin koyması gerektiğini düşünüyor.

301. madde hakkında neler diyeceksiniz?

İnsan hakları açısından düşündüğümüz zaman bu maddenin kesinlikle kaldırılması lazım. Şu anda AKP’nin önerdiği değişiklik pek çok problemi çözüyor. Maddeyi kaldırmıyor ama maddenin işlevsel olma ihtimalini çok aza indiriyor. Tabii bu durumda başka bir iktidar gelirse ne olur bilemiyorum. Türkiye’de her şey dönemseldir. Hiç ummadığımız şeyler olabilir. Hiç kimse bundan on sene sonra Trabzon’un ana caddesine Veli Küçük Caddesi denmeyeceğini garanti edemez.

Röportajın tamamını MediaCat’in Nisan sayısında okuyabilirsiniz.

Röportaj: Melisa KESMEZ