Hayaller blockchain gerçekler Çiftlikbank

Neden yasama ve yürütme organlarımızın hızlı karar alma ve uygulama kapasitesini kullanarak blockchain teknolojisi sayesinde büyük bir sıçrama yapmayalım?
02.05.2018 - 14:18

Biz saadet zinciri Titan (ve muhteşem ceket tasarımları) haberleriyle büyüdük ama insan hafızasının zayıflığı unutkanlık olduğundan Çiftlikbank ve türevleri geçtiğimiz günlerde manşetleri yeniden süsledi. Bizim gündemimizi bunlar meşgul ederken dünya devrim niteliğinde bir internet teknolojisiyle büyük bir sıçrama yapmanın eşiğinde.

Son günlerde pazarlama dünyasının havalı terimleri arasında yerini alan blockchain gittikçe daha fazla yerde karşımıza çıkıyor. Bazıları oldukça spekülatif kripto para alışverişlerinin altyapısını oluşturduğundan bu teknolojiye de saadet zinciri muamelesi yapıp onun gerçek potansiyelini görmezden geliyor. Bazıları da karışık teknolojik altyapısını anlamaya üşendiğinden bekleyip görme stratejisiyle hayata geçen uygulamalar üzerinden gündemi takip ediyor. Ayrıca bu teknolojinin yönetişimi konusu da tam olarak açıklığa kavuşturulamadığından dünyada da ölçeklenebilir bir büyüklüğe ulaşmasına daha var.

Herkes bu teknolojinin potansiyelinin ve olası etkilerinin yapısal değişikliklere gebe olduğunun farkında ama kimse tam olarak sistemsel sıkıntılarını çözüme ulaştırmayı başarabilmiş değil. İşte tam da bu yüzden blockchain, Türkiye için çok büyük bir fırsat teşkil ediyor. Fransız hükümetinin AI stratejisi ve Kanada’nın kuantum teknolojisiyle ilgili devlet yatırımları haberlerini kıskançlıkla takip ediyoruz.

Peki biz neden yasama ve yürütme organlarımızın hızlı karar alma ve uygulama kapasitesini kullanarak blockchain teknolojisi sayesinde büyük bir sıçrama yapmayalım?

Hayaller blockchain gerçekler Çiftlikbank

Blockchain teknolojisini anlamak

Korkunun ecele faydası yok. Juniper Research tarafından yapılan araştırmaya göre, 20 binden fazla çalışanı olan firmaların üçte ikisinin yıl sonunda blockchain teknolojisini kullanmaya başlaması bekleniyor. Birilerinin blockchain teknolojisiyle pazarı ve markalarımızın kategorilerini altüst etmesini beklemek yerine bu rekabetten kârlı çıkmak istiyorsak, teknik detaylarını bilmesek de nasıl çalıştığını ve neye hizmet ettiğini anlamaya çalışmalıyız.

Aslında kripto para birimi değiş tokuşlarının kaydını tutmak amacına hizmet eden blockchain, adem-i merkezi (decentralized) ve değiştirilemeyen bir hesap defteri olarak düşünülebilir. Normalde internet üzerindeki veri alışverişlerinin kayıtları merkezî sistemlerde tutulduğundan hem bu sistemleri yöneten aracılara ihtiyaç duyuluyor hem son günlerde gündemi meşgul eden, verilerimizin güvenliğiyle ilgili sorunlar karşımıza çıkabiliyor. Oysa blockchain üzerinde yapılan alışverişlerin bilgileri şifrelenerek küçük bloklara bölünüyor ve bu bloklar birden fazla kullanıcıya dağıtılarak merkezî olmayan bu sistemde değiştirilmesi imkânsız bir şekilde kayıtlara geçiyor.

Kayıtlarda güncelleme yapılmasını gerektiren yeni bir alışveriş olduğunda, şifrelenen ilgili blokların hepsinin güncellenmesi gerekiyor. Böylece blockchain üzerinde kayda geçen bir veri manipüle edilemediği gibi kimsenin tekelinde de olamıyor. İnsanlar blockchain denen yapıyı oluşturan bu blokları diğerlerinin kara kaşı ve gözünün hatrına depolayıp güncellemiyorlar tabii ki. Onlar da bu emeklerinin karşılığında dijital para birimlerinden kazanıyorlar. İşte bu yüzden de bu işlemlere dijital para madenciliği (mining) deniyor.

Yenilikler kapıda

Blockchain sayesinde gelecekte iş yapış şekillerini tamamen değiştirecek bir diğer gelişme de akıllı kontratlar olacak. Blockchain üzerinde kaydı tutulan varlıkların el değiştirmesi, tarafların önceden belirlediği koşulların gerçekleşmesi durumunda otomatik olarak gerçekleşebilecek.

Örneğin IoT ve GPS teknolojileriyle donatılmış bir tedarik zinciri sayesinde üretim süreçlerine dair kayıtlar blockchain üzerinde şeffaf ve manipüle edilemeyecek şekilde tutulabilecek. Böylece ilgili ürünün alıcısı da üretim süreciyle ilgili belirlediği standartların yerine getirildiğinden emin bir şekilde ve aracı kurumlara ihtiyaç duymadan satın alma işlemini otomatik bir şekilde gerçekleştirebilecek. Blockchain ve akıllı kontrat uygulamaları hayatımızın bir parçası olduğunda ise olay B2B’den çıkıp nihai tüketicinin satın alma kararlarına da yön vermeye başlayacak.

Bunu öngören De Beers, mücevherlerinde kullandığı elmasların topraktan çıktığı andan itibaren kaydını blockchain üzerinde tutmaya bu sene içerisinde başlayacağını açıkladı. Marka böylece müşterilerine, mücevherlerine ödenen paraların Afrika’da bir silahlı çatışmayı finanse etmediği güvencesini de verebilecek. Bu uygulama gıda ve içecek sektörümüze sirayet ettiğindeyse herkes kafasına göre Bodrum mandalinası veya Taşköprü sarımsağı temalı reklam yapamayacak muhtemelen. Zira iletişimini yapmadan önce bu ürünlerin menşenin ve üretim sürecinin işin kitabına uygun olduğunun şeffaf bir şekilde tüketicilere ispat edilmesi gerekecek.

Markalarin sadakat yönetimi de elbet blockchain teknolojisinden nasibini alacak. Tüketici verilerinin blockchain üzerinde tutulduğu günleri gördüğümüzde tüketicilerin markalar üzerindeki yaptırım gücünün daha da arttığına şahit olacağız. Zira vatandaş isterse, geçmiş tüketici verisini kullanma iznini anında rakip bir markaya geçirebilecek. Böylece kategorideki rakip markalar da benzer deneyimler sunarak tüketicinin marka değişikliğinde ödemesi muhtemel fırsat maliyetini çok daha düşük seviyelere çekebilecek. Ayrıca üretim süreçlerinin şeffaflaşmasıyla tüketicilerin beklentileri de gittikçe yükselecek. Bir marka ürünlerinin hammaddesiyle ilgili detayları tüm şeffaflığıyla tüketicilerle paylaşırken, aynı bilgi paylaşımını yapmayan markalara daha kuşkuyla bakılacak. Sonuç olarak markalar tüketicilerine paydaşları (stakeholder) gibi davranarak günümüzdeki standartların çok ötesinde şeffaf bir ilişki kurmak zorunda kalacak.

Hayaller blockchain gerçekler Çiftlikbank

Fırsatlar ve tehditler

Ajans dünyası bu aralar yapay zekâyı bir risk olarak görüyor ancak asıl golü blockchain teknolojisinden yemek kuvvetle muhtemel. Özellikle dijital medya yatırımlarının etkinliği ciddi şekilde sorgulanırken, JavaScript teknolojisinin yaratıcısı Brendan Eich, Basic Attention Token (BAT) girişimiyle sektörün kanayan yarasına derman olmaya soyundu bile. Bu girişim blockchain üzerinde çalışan dijital reklam platformuyla hedef kitle, reklamveren ve yayıncıyı aracıları ortadan kaldırarak en etkin şekilde buluşturmaya hizmet ediyor. Bugün kullanımda olan Brave internet tarayıcısı hedeflenen tüketicinin içeriklere ne kadar ilgi gösterdiğini ölçüp orantılı bir şekilde yayıncıları BAT ile ödüllendiriyor. Ayrıca hedef kitle de bu tarayıcıyı yükleyip sistemin bir parçası olduğu için aynı sekilde ödüllendiriyor. Sonuç olarak reklamverenler de hedefledikleri tüketicilerle ilgili daha güvenilir bir raporlamaya sahip olabiliyor.

BAT ve türevleri geliştikçe her tüketicinin kendi reklam mecrasını doğrudan markalara sattığı günlerin de çok uzakta olmadığını öngörebiliriz. İş bu boyuta geldiğinde marka ve nihai tüketici arasındaki ilişki de çok farklı bir boyut kazanacak. Sonuç olarak markanın tüketicisine sunduğu değer ve tüketicinin markasına karşılığında yaptığı ödeme çok farklı şekillere bürünebilecek.

Blockchain teknolojisi dijital izdüşümü olan her alışverişte aracıları ortadan kaldırarak birçok sektörde kuralların yeniden yazılmasına vesile olacak. Bu da yıllardır dile getirilen katma değerli hizmet sunmanın önemini bir kez daha gözler önüne serecek. Zira tek işlevi bir veri alışverişine aracılık yapmak olan kurumlar blockchain ve akıllı kontratlar sayesinde hayatımızdan çıkacak.

İşte bu yüzden blockchain beraberindeki büyük fırsatlarla ve tehditlerle gümbür gümbür geliyor. Genç nüfusumuz ve geniş çağlı yapısal düzenlemeleri yürürlüğe sokmaktaki hızımız, fırsatları yakalayıp uluslararası rekabette birer avantaja çevirmemize hizmet edebilir. Ancak bunun için de başkalarının blockchain regülasyonunu çözmelerini beklemeden konuyla ilgili yasal düzenlemeleri yapmak üzere çok hızlı harekete geçmek gerekiyor. En kısa zamanda konuyla ilgili farkındalığın artması ve Çiftlikbank türevi saadet zinciri skandalları yerine blockchain yatırımlarımızla kazandığımız uluslararası başarı hikâyelerimizin manşetleri süslemesi dileklerimle…