Gurbetçiler de reklamların uzunluğundan şikayetçi

İlk defa gerçekleştirilen “Almanya’da Yaşayan Türkler’in Televizyon İzleme Eğilimleri” adlı araştırmanın

15.11.2007 - 15:07 | MediaCat

Facebook
Twitter
Google+
LinkedIn
+

Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) tarafından ilk defa gerçekleştirilen “Almanya’da Yaşayan Türkler’in Televizyon İzleme Eğilimleri” adlı araştırmanın sonuçları Üst Kurul Başkanı Zahid Akman tarafından RTÜK Konferans Salonu’nda düzenlenen basın toplantısıyla açıklandı.

Almanya genelini temsilen 15 yaş üzeri toplam 1005 Türk’ün katılımıyla gerçekleştirilen araştırma, ilginç sonuçları ortaya çıkardı. İşte Almanya’daki Türklerin televizyon izleme alışkanlığı:

-Türklerin yüzde 66.3’ü daha çok Türk televizyonlarını izliyor.

-Katılımcıların yalnızca yüzde 17’si daha çok Alman kanallarını takip ederken, her iki ülke kanallarını eşit ölçüde izleyenlerin oranı ise yüzde 16.4’e ulaşıyor.

-Yeni kuşaklar birinci kuşağa, erkekler kadınlara nazaran daha az oranda Türk televizyonlarını tercih ediyor.

-Reklamlardan şikayetçiler

-Almanya’da yaşayan Türkler, günlük ortalama 3 saat 58 dakika televizyon izliyor.

-Türk televizyonlarını tercih edenlerin yüzde 72.2’si en çok haberleri izliyor.

-Ankete katılanların yüzde 58.4’ü reklamları hiç izlemediğini beyan etti. Katılımcıların yüzde 85.9’u reklamların çokluğundan, yüzde 79.8’si program arası reklamları uzunluğundan şikayet etti.

-Almanya’daki Türkler’in yüzde 61.7’si, Türk televizyonlarının kendileriyle ilgili olay ve gelişmelere dair yeterli bilgi vermediği kanaatini taşıyor.

-Türkçe’yi unutmama konusunda Türk televizyon yayınlarının yarar sağladığını düşünenlerin oranı ise yüzde 35.

-Ankete katılanların yüzde 45.5’i RTÜK’ü tanıdığını söylerken, yüzde 44’ü bilgisi olmadığını dile getirdi.


RTÜK Başkanı Akman uyardı

Araştırmayı değerlendiren RTÜK Başkanı Zahid Akman, Avrupa’daki vatandaşlarımızın beklenti, istek ve arzularının Türkiye’de yayın yapan yayın kuruluşlar tarafından dikkate alınmadığını söyledi.

Avrupa’daki Türklerden gelen şikayetleri Türkiye’den yapılıyormuşcasına dikkate alarak yayın kuruluşlarına ileteceklerini ve müeyyideler uygulayacaklarını ifade eden Akman, “Program akışını belirleyen ilgililerin sadece Avrupa’ya yaptığı yayını bir gelir getirici unsur olarak görmeleri kabul edilebilir bir şey değildir” diye konuştu.