“Halkla ilişkiler bir yönetim bilimidir”

TÜHİD Yönetim Kurulu Başkanı Gonca Karakaş ile TÜHİD ve halkla ilişkiler disiplini üzerine samimi bir sohbet.

12.02.2018 - 14:40 | Haluk Kasarcı

"Halkla İlişkiler bir yönetim bilimidir"

TÜHİD Yönetim Kurulu Başkanı ve Effect Burson-Marsteller CEO’su Gonca Karakaş ile başkanlığını yürüttüğü TÜHİD’in, Anadolu’da iş dünyasını ve iletişim profesyonellerini kucaklayan Anadolu Buluşmaları organizasyonunun yanı sıra genç iletişimcilere sunduğu hizmetler, Altın Pusula Türkiye Halkla İlişkiler Ödülleri ve halkla ilişkiler disiplinin itibarına uzanan samimi sohbetimize buyurun.

Altın Pusula ile başlayalım istiyorum. Başvurular devam ediyor. İlgi nasıl bu yıl?

Her zaman olduğu gibi çok iyi. Biliyorsunuz, tüm iletişimcilerin katılımına açık Altın Pusula. Genç iletişimciler (üniversitelerden çok başvuru alıyoruz), özel sektör, iletişim ajansları, STK’lar, kamu sektörü, yerel yönetimler yine aynı şekilde hayli aktif. Bu açıdan bakınca da iyi bir katılım olduğunu söyleyebiliriz ama tabii amacımız her sene bir öncekinden daha çok ilgi ve etki yaratmak ve iletişim sektörünün büyümesine katkı sağlamak.

Altın Pusula’nın özel ödüller konusunda da eli hayli güçlü.

Meslek Duayenlerimiz Betûl Mardin adına vizyoner türk iş kadınlarına verilen Geleceği Şekillendiren Liderler Ödülü’nü ve Alâeddin Asna adına meslek profesyonelleri ve iş dünyası nezdinde verilen Kurumsal Sorumlulukta Tutarlılık ve Süreklilik Ödülü’nü 2015’ten bu yana takdim ediyoruz.

Altın Pusula’yı ve TÜHİD’i çok özel kıldığına inandığım bir diğer ödül UNDP Özel Ödülü. TÜHİD UNDP (Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı) ile 2011 yılından bu yana süren işbirliğimiz kapsamında sosyal, ekonomik ve çevresel etkileri en iyi ele alan, sürdürülebilirlik kriterlerini en iyi karşılayan projeyi ödüllendiriyoruz. Yeri gelmişken TÜHİD’in Global Compact’i imzalayan ilk STK’lardan biri olduğunu da eklemek isterim.

KAGİDER ile işbirliğinde hayata geçirdiğimiz diğer özel ödülümüz TÜHİD-KAGİDER 1e1 Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Ödülü. Bu ödül, Ekonomik Katılım ve Fırsatlar, Eğitim Olanaklarına Ulaşım, Sağlık ve Yaşam ile Siyasi Yetkinlik kriterleri gözetilerek, Kurumsal Sorumluluk kategorisine başvuru yapan projeler arasında değerlendirilip, ödüllendiriliyor.

Üniversiteler aracılığıyla epeyce temas etme şansı buluyorsunuz yeni nesil profesyonellere. Sektörün yeni/potansiyel temsilcilerinden umutlu musunuz?

Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de nitelikli insan gücü bulmak zorlaşıyor. Türkiye’de bunun zor olmasının nedeni mesleğin hâlâ tam olarak doğru algılanamaması. Bazen iletişim fakültesi öğrencilerinin bile mezun olduklarında ne yapabileceklerini veya ne yapmak istediklerini bilmeden bölümlerini seçmiş olduklarını gözlemliyorum.

Bunda, sektörün doğru anlaşılamamış olmasında, hepimizin payı var. Çok fakülte var ve haliyle Türkiye inanılmaz sayıda iletişim fakültesi mezunu çıkarıyor. Sektörün ihtiyacının çok üstünde rakamlardan bahsediyorum. Fakat bu mezunlar sektörde aranan niteliklere karşılık verme konusunda çok yeterli donanımda mezun olamadıkları için sorun yaşanıyor. TÜHİD Yönetim Kurulu bir program dahilinde yıl içinde iletişim fakültelerini ziyaret ediyor, gençleri dinliyor, sektörü anlatıyor. Bu dönemde de yine yönetim kurulu olarak birçok iletişim fakültesinde gençlerimiz ve akademisyenlerimizle buluşacağız.

Anadolu Buluşmaları’nın Gaziantep’teki ayağında yaptığınız açılış konuşmasında “Mesleğimizin hak ettiği itibara ulaşması hedeflerimizin özünü oluşturuyor” demiştiniz. Bu neden hâlâ aşılamamış bir durum sizce?

Halkla İlişkiler, çoğu zaman “medya ilişkileri” ve “etkinlik yönetimi” olarak algılanan, ne kadar kapsamlı bir uzmanlık olduğu çoğu ortamda göz ardı edilen bir disiplin. İletişim sektörü çoklu uzmanlıklar ve derin bir bilgi birikimi gerektiriyor. Medyayı da, siyasi, ekonomik ve birçok gündemi de çok iyi takip etmeniz, dijital dünyanın dinamiklerini bilmekten öte hâkim olmanız, global trendleri anlamanız, gelişmeleri anında takip edebilmek için mutlaka yabancı dil bilip dünyayı izleyebilmeniz gerekiyor. Örneğin, uzmanlık alanlarımız arasında sayılan “sürdürülebilirlik”, başlı başına dev bir disiplin -ki Türkiye’de özünü çok iyi anlayıp bu yönde çalışabilen profesyonellerin sayısının çok fazla olmadığını söyleyebilirim… Kriz iletişimi de yine öyle. Bugün dijital iletişim dünyasında olup bitenleri takip etmeden veya her mecranın dinamiklerini derinlemesine bilmeden kriz iletişimi konusunda hizmet verebilmeniz mümkün değil.

"Halkla İlişkiler bir yönetim bilimidir"Sektörde 25’inci yılımdayım. Yıllar içinde o kadar çok şey değişti ve gelişti ki… Hayırseverlik kurumsal sosyal sorumluluğa evrildi, o da sürdürülebilirliğe. Sürdürülebilirlik dediğimiz, bugün iletişimcilerin adeta hayatlarının bir parçası olan kavramı ilk kez bundan 15 sene önce Davos’ta duydum örneğin. Şu anda başlı başına, ayrı bir uzmanlık alanı oldu. Sürdürülebilirlik kurumlar için nasıl kriterleri ve ölçümleme standartları olan, tüketim, çevreye verilen zarar ve birçok konuya sosyal ve ekonomik eksende çözümler üretiyorsa da bunun önümüzdeki dönemde “goodness”a yani “iyiliğe” evrileceğini düşünüyorum.

Mesleğimizin hak ettiği itibara ulaşması gerek derken aslında biraz bunlardan bahsediyorum. İşimizin özü stratejik iletişimin kurulmasıdır. Medyada haber çıkarmak halkla ilişkiler demek değildir. Bunların dışında konuşulacak, geliştirilecek çok konumuz var. İletişimin önemini anlatmak, pozitif bir iletişim dili oluşturulmasını sağlamak ve uzmanlıklarımızda derinleşmek gibi birçok önceliğimiz olmalı.

Anadolu Buluşmaları ile devam edelim. Buluşmaların motivasyonuna ve şimdiye kadar gördüğü ilgiye dair neler söylemek istersiniz?

Anadolu Buluşmaları sektörümüzün Anadolu ayağını harekete geçirmek, bölgedeki iş dünyasının temsilcilerini iletişim konusunda bilgilendirmek, kamu ile işbirliği yapmak ve sektör temsilcileriyle, genç iletişimcileri akademisyenleri, fikir önderlerini iş dünyası ile bir araya getirmek amacıyla organize ediliyor.
Son buluşmamız söylediğiniz gibi Gaziantep’teydi. Sayın Fatma Şahin’in iletişime ne kadar inandığını, bu işi ne kadar sahiplendiğini biliyorsunuz. Bu yüzden her yıl olduğu gibi Gaziantep ziyaretimiz yine çok verimli oldu. 16 Şubat’ta İzmir’de 1923 İzmir İktisat Kongresi’nin 95’inci yıldönümü kapsamında, İzmir özelinde, TÜHİD’in Kurucusu, duayenimiz Prof. Dr. Alâeddin Asna anısına buluşmamızı düzenleyeceğiz. Sonraki Anadolu Buluşması 27 Nisan’da Afyon’da gerçekleşecek ve yıl içinde farklı illerle devam edecek.

"Halkla İlişkiler bir yönetim bilimidir"

Ziyaret edilecek iller nasıl belirleniyor peki?

İllerden gelen talepler çok önemli. Bunun dışında yerel yönetimler, sanayi ve ticaret odaları, STK’lar ve bölgedeki üniversitelerin iletişim fakülteleri de belirleyici rol oynayabiliyor.

Tabii sponsorların desteğini de mutlaka belirtmemiz gerekiyor. Sponsor desteği olmadan buluşmaları gerçekleştirmek TÜHİD için pek mümkün değil.
Bu konuda çalışmaya tüm hızımızla devam ediyoruz ve 2018’de de Anadolu’nun birçok şehrini ziyaret edeceğiz.

TÜHİD’in genç iletişimcilerle ilgili yakın zamanda aldığı bir karar ve hayata geçirdiği TÜHİD Connect adında bir organizasyon var.

TÜHİD olarak iletişim profesyoneli olmak isteyen gençlere destek olmak, iletişim ağlarını genişletmek ve kendilerine mesleki fırsatlar sunabilmek adına tüzüğümüzde yer alan şartları karşılayan tüm 30 yaş altı iletişimcilerin derneğe katılımlarını ücretsiz hale getirdik.

"Halkla ilişkiler bir yönetim bilimidir"Bu yıl ilk kez 26 Ocak’ta gerçekleştirdiğimiz TÜHİD Connect de yine gençleri de kapsayan bir organizasyon. TÜHİD Connect çatısı altında her ayın son cuması iletişim sektörünün profesyonelleri, iş dünyasından temsilciler ve genç iletişimciler olarak bir araya gelmeyi hedefliyoruz. Buluşma saatlerimiz 08:00-10:00. İlk buluşmamızda 60 kişi kadardık ve aramızda Yalova’dan gelen iki öğrencimiz, TÜHİD’in geçmiş dönem başkanları, yönetim kurulu üyelerimiz de vardı. Biz, TÜHİD Connect’in anlamlı bir ihtiyaca karşılık vereceğini düşünüyoruz.

Sizin aracılığınızla da duyurmuş olalım, genç iletişimcileri, iş dünyasının temsilcilerini, sektöre gönül verenleri ve sektörümüzü merak edenleri bekliyoruz. Bir dahakine 100 kişi olsak fena mı olur?