Gerçek ve samimi olmak

İçinde bulunduğumuz dönemde, reklamcılar özgün içeriğe her zamankinden çok daha fazla ihtiyaç duydukları için yaratıcı insanlar her koşulda kazanan taraf. Gerçek yaratıcılığın önemi daha net hissediliyor bugünlerde.
01.06.2012 - 00:00
Facebook
Twitter
Google+
LinkedIn
+

Kısa bir zaman önce, biri son zamanlarda en çok beğendiğim reklamın ne olduğunu merak etti. Soruyu hiç tereddüt etmeden cevapladım.

İngiltere’deki Charlestown isimli pub’ın hemen dışında konumlanan bir tabela. Reklam, iki büyük, ezeli rakip olan
Manchester United ve Manchester City futbol takımının karşılaşmasıyla ilgili.

Tabelada ‘United taraftarlarına yüzde 20 indirim. City tarafları, siz ise defolun’ yazısı göze çarpıyor.

Reklamın başarısının sırrı hedeflediği kitleye çok açık bir dille seslenmesinde ve değer yaratabilmesinde yatıyor. Reklam, aynı zamanda hedef kitlenin konuştuğu dili kullanması bakımından da oldukça başarılı. Kısacası, hem markaya sağladığı katkı açısından hem de müşterilerle duygusal bağ kurabilme başarısını gösterdiği için ciddiye alınması gereken bir reklam bana göre.

Gülmeyin. Bütün vaktini internet başında geçiren sosyal medya yöneticileri sosyal medyada bağ kurabilmenin önemini gün geçtikçe daha da iyi fark ediyor.Bağ kurabilmek lafından tüketiciye bir gerçeklik hissi yaşatmak anlaşılmalı.

Huffington Post’un kurucu ortaklarından ve ünlü viral platformu Buzzfeed’in yaratıcısı olan Jonah Peretti geçenlerde bu konu hakkında bir açıklama yaptı. (Buzzfeed online ortamda sosyal paylaşımları derleyen çok önemli bir platform. Şirket, buzz yaratan içeriklerin yanı sıra, kullanıcıların arkadaşlarıyla paylaşmak istedikleri içeriklere de yer veren bir platform olarak kendini tanımlıyor.)

Peretti, Facebook ve Twitter döneminde şirketlerin çalışma modellerini güncellemek durumuda kaldığını belirtti ve günümüzde işe yarayan bir strateji uygulamak amacıyla pazarlamacılarla medya şirketlerinin duygusal olana ağırlık vermesi gerektiğini sözlerine ekledi. Peretti konuşmasına şu sözlerle devam etti: “Günümüzde, şirketlerin ve pazarlamacıların portal ve arama motorlarının biçimlendirdiği alışkanlıklarını geride bırakması ve duygusal zekânın ön plana çıktığı bir sosyal medya anlayışını uygulamaya koymaları gerekir. Kullanıcıların değer verdikleri paylaşımlar söz konusu olduğunda eski alışkanlıkların terk edilmesi kaçınılmaz oluyor.”

Peretti, meseleye daha farklı bir çerçeveden bakılması gerektiğini şu şekilde ifade diyor: “Paylaşılan bir içeriği
gördüğümüz zaman kendimize belli sorular sormalıyız. Facebook’ta karşıma çıkan bu içerik bende duygusal bir etki yaratıyor mu? Bende diğerleriyle paylaşma isteği uyandırıyor mu? Söz konusu içeriği paylaştığım takdirde insanlarda benim hakkımda nasıl bir izlenim oluşur?”

İçinde bulunduğumuz dönemde, reklamcılar özgün içeriğe her zamankinden çok daha fazla ihtiyaç duydukları için yaratıcı insanlar her koşulda kazanan taraf. Gerçek yaratıcılığın önemi daha net hissediliyor bugünlerde.

Paylaşılan içeriğin başarılı sayılması için üç temel şartı karşılaması gerekiyor. İlk olarak, yeterince dikkat çekmek için özgün bir karaktere sahip olmalı. İkincisi, kendisine yönelen dikkatin kısa sürede kaybolmaması için merak uyandırması gerekir. Son olarak da, kullanıcıları paylaşmaya teşvik etmek için belli bir konuyla ilişkili ve tutarlı olması lazım.

Yukarıda bahsettiğim üç özellik dün olduğu gibi bugün de geçerli.Yalnız şunu gözden kaçırmamak gerek. Sorun, herhangi bir merak uyandırma meselesi değil. Esas sorun, bu merakı sürdürülebilir kılmaktan geçiyor.

Bir markayla ilgili içeriği yaymaya, paylaşmaya odaklanan anlayışın ötesine geçmek gerekir. Markayla ilgili içeriğe yönelik yatırımlar anlık geribildirimleri (sadece veriler değil) ve ham, doğal yaratıcılığı merkeze koyan bir anlayışa göre yönlendirilmeli.

Charlestown ismindeki pub’ın hemen dışındaki tabelada yer alan reklam kadar ham ve doğal olanını bulmak elbette zor.

‘Gerçek’ yaratıcılığa dair bir başka örnek ise Japonya’dan, ama bu sefer sözcükler yoluyla değil görsel olarak insanlara hitap eden bir çalışmadan söz ediyorum. Yaratıcılığı sağlayan araç bu sefer de oldukça basit, mütevazı. Söz konusu olan Japonya’nın farklı yerlerinde konumlanan boyanmış rögar kapakları. Bu kapaklar, turistlerin ilgisini çekmenin yanı sıra şehir karşısında duyulan gururu ve sokak estetiğini de simgeliyorlar. (Japonya’nın birçok şehrinde yer alan bu kapakları Flickr üzerinden görme şansınız var.)

Duygusal bağ oluşturmak şehir düzeyinde bu kadar güzel ifade edilebilirdi. Diğer şehirlerin de Japonya örneğini izlemesini temenni ederim.