Gerçek hayatta ne işimize yarayacak?

Verinin işlenmesi hem günlük hayatımız için hem de pazarlama dünyası için başka fırsatları da beraberinde getirecek. Hayatımızı kolaylaştıran "big data"ya tüm içtenliğimizle hoş geldin diyebiliriz.
01.03.2017 - 16:39
10
paylaşım
Facebook
Twitter
Google+
LinkedIn
+
Nedir?

Google resim aramalarında “Big Data” araması yap, bulduğun afili kelime bulutunu sunumun önemli bir yerine yapıştır. Yorum da belli, “Big data çok önemli!” Onu biliyoruz da, hâlâ aklımızda okul yıllarından kalma soru: Gerçek hayatta ne işimize yarayacak?

Yıllardır efsanesini duyduğumuz ‘big data’larını işleten kuruluşlar hem pazarlama dünyasına katkıda bulunuyor hem de kendilerine yeni alanlar açıyorlar.

Şimdi bu satırlarda size verinin öneminden bahsedip, programatik satınalmayla nasıl kullanabileceğimizi anlatmayacağım. Onu da çoktandır duyuyor, pek çoğumuz uyguluyor ya da uygun fırsatları kolluyoruz. Ama pazarlama dünyasının dinamikleri bizi hep tek yönlü düşünmeye itiyor. Medya kuruluşları verilerini açsın, biz de kampanyalarımızda onları kullanalım, hatta mümkünse üstüne para da vermeyelim.

Elbette pek çok alanda olduğu gibi sektörümüz burada da kendi doğrularını bulacak ve veriye hak ettiği değer verilecek. İşte tam da bu noktada veriyi işlemenin markalar ya da kurumlar için açtığı yeni kapılara dikkat çekmek gerekiyor. Yıllardır efsanesini duyduğumuz “big data”larını işleten kuruluşlar hem pazarlama dünyasına katkıda bulunuyor hem de kendilerine yeni alanlar açıyorlar.

Sberbank ve büyük veri

Bu konudaki taze ve dikkat çekici birkaç gelişmeyi yakından inceleyerek ne demek istediğimi daha iyi anlatabilirim. İlk örneğimiz Rus devletinin sahip olduğu, ülkenin en büyük bankası olan Sberbank. 2015’te Rusya’nın en gelişmiş programatik platformu Segmento’yu bünyesine katan Sberbank, 84 milyon kullanıcısının verisini sınıflandırarak reklamcılara sundu. Müşterilerinin kişisel gizliliğine zarar vermeden, dijital davranışları ve alışkanlıkları üzerine yoğunlaşan algoritma, gerçek zamanlı hedefleme olanaklarıyla markaların banner, video, mobil uygulama ve sosyal ağlardaki reklamları için bir fırsat sundu. Aynı zamanda satış noktalarındaki POS cihazlarıyla da eşleşebilen sistem yapılan kampanyaların ölçümlerini de bir adım ileriye götürdü.

Rusya, Sberbank ve veri satışı konusunun ilginç bir üçlü olduğunun farkındayım. Gerçekten de bu işbirliği Avrupa için bu denli büyük çaplı banka verisinin pazarlama dünyasındaki ilk örneğiydi. Gelen son haber ise işlerin daha da büyüyeceğini gösteriyor. Sistema adındaki Rus holding, Segmento hisselerinin yarısını satın alarak banka verilerini diğer sektörden kaynaklarla birleştirerek büyüteceğini açıkladı. Bu da reklamverenler için çok daha değerli bir verinin kullanımlarına sunulması demek. Rusya’daki iş arkadaşlarımızdan aldığım bilgilerle iş sonuçları anlamında da oldukça başarılı bir veri havuzu elde edildiğini söyleyebilirim.

Verinin işlenmesi hem günlük hayatımız için hem de pazarlama dünyası için başka fırsatları da beraberinde getirecek.

Londra’nın İETT’sinden veri açılımı

Diğer örneğimiz ise Londra’dan. Geçtiğimiz günlerde yayınlanan bir haber TfL (Transport for London – Londra’nın İETT’si) cephesindeki gelişmeden bahsediyordu. 2016’nın Kasım-Aralık aylarında metro istasyonlarında cihazları takip ederek pilot proje başlatan TfL, Wi-Fi ayarı açık olan tüm cihazların verisini topladı. Öncelikli amacı hizmetlerini geliştirmek ve daha iyi seyahat bilgisi toplamak olan bu çalışmada oldukça ilginç sonuçlar elde edildi. Metroda insanların hangi noktalarda aktarma yaptıkları, sık kullanılan iki nokta arasındaki bağlantılar için hangi hatların tercih edildiği, istasyonların yoğunluğu ve aşırı yoğunluk zamanları, insanların alışkanlıkları gibi konularda önemli veriler sağlandı. Bu sayede, TfL Wi-Fi verisini dijital bilet verileriyle birleştirerek bugüne kadar hiç farkında olmadığı bilgilere erişmiş oldu.

Elbette hikâye burada bitmiyor. Farkına varılan bir diğer önemli nokta ise aslında bu verilerin kuruluş için ciddi bir gelir kapısı yaratabileceği ihtimali. Merkez Londra’da yoğun zamanlarda tek bir yön için 2,40£ (Yaklaşık 11 TL) fiyatı olan metro ciddi bir finansal baskı altında. Belediye başkanı Khan’ın 2020’ye kadar zam yapılmayacağına dair verdiği garanti, TfL’i farklı yollar aramaya itiyor. Bu sebepten de verinin pazarlama endüstrisine sunulması gündeme alınmış durumda. Bu örneğin, pek çok ülkedeki kuruluş için de bir başlangıç olacağını tahmin ediyorum.

Sanırım artık yazının başlığındaki soru, cevabını bulmaya başladı. Verinin işlenmesi hem günlük hayatımız için hem de pazarlama dünyası için başka fırsatları da beraberinde getirecek. Hayatımızı kolaylaştıran “big data”ya tüm içtenliğimizle hoş geldin diyebiliriz.