“Gelecek rüyamız Acun”

Radikal gazetesi yazarı Tayfun Atay, rol modelleri araştırmasını 'kendini yaratan insan' anlayışından bakarak değerlendirdi.

04.02.2013 - 14:04 | MediaCat

“Gelecek rüyamız Acun” acun ılıcalı hülya avşar tayfun atay
Facebook
Twitter
Google+
LinkedIn
+

Tayfun Atay, Radikal gazetesindeki köşesinde ‘Türkiye’nin Rol Modelleri’ araştırmasıyla ilgili görüşünü “Acun Ilıcalı sadece kendisini değil, pek çok başarılı şöhreti de topluma rol model sunma yetkinliğinde.” diye ifade ediyor. Atay, medyanın sunduğu imkânı alabildiğine kullanan Ilıcalı’nın aynı zamanda bir ‘meşhurluk moderatörü’ olduğunu belirtiyor.

“Sosyolog Karen Sternheimer 2011’de yayımlanan ‘Celebrity Culture and the American Dream’ (Meşhurluk Kültürü ve Amerikan Rüyası) başlıklı önemli kitabında ‘Amerikan Çağı’ diye tanımlanabilecek 20’nci yüzyılda yükselen yıldızlık ve meşhurluk olgularını sınıf, sosyal hareketlilik, değişme, cinsiyet, ırk, evlilik gibi kavramları işlerliğe sokarak inceler. Vardığı bir sonuç şu: Şöhretlerin kitlelere sunulan hayat hikâyeleri, bir hiçken istenip çalışılırsa her şey olma imkân ve fırsatlarının herkese açık olduğu inancını en çok besleyen kaynaktır. Yani şöhretler, yoksulluktan zenginliğe çıkılabileceği şeklindeki ‘Amerikan Rüyası’nın gerçek ve somut kanıtlarıdır. Aynı zamanda da Amerikan yaşantısının temel düsturlarından bireyciliğin ve ‘kendini yaratan insan’ (self-made human) anlayışının göz kamaştırıcı karşılığıdırlar.

Toplumdaki eşitsizlikleri haklılaştıran (fakirsin, demek ki yeterince çalışmıyorsun!) bu ‘kültürel’ olguyu değerlendirirken Sternheimer, 19’uncu yüzyıl sonu yazarlarından Horatio Alger’e de atıf yapar. Alger’in hikâyelerinde hep yoksulluğun içine doğmuş yetim, ama çok çalışmaya da azimli bir çocuk vardır; ondaki cevheri fark eden birileri onun elinden tutar ve zengin olması yolunda fırsatlarla önünü açar. Sternheimer sahne, şov ve medya dünyasındaki pek çok meşhurun, bu Alger ‘mit’inin kişilik bulmuş hali olduğunu öne sürmektedir.

Acun Ilıcalı’nın MediaCat’in Ipsos’a yaptırdığı Türkiye’nin rol modelleri araştırmasında zirvede oluşunu değerlendirme yolunda yukarıda aktarılanlar bir baz oluşturabilir. Geçen seneki 27’nci sıra ile karşılaştırıldığında müthiş sıçrama yapmış o. Ayrıca kadınlar tarafından da örnek alınan tek erkek rol model… Acun, yoksul ve öksüz-yetim bir geçmişten gelip Türkiye’de 1990’ların ‘medya-kültürel’ ortamına intikal etme şansı yakalamış biri. Aynen Alger’in hikâyelerinde olduğu gibi, elinden tutan insanlar sayesinde (Can Tanrıyar zikredilmeden geçilmemeli) bu ortamın sunduğu imkânları alabildiğine kullandı denilebilir.

Televizyon futbol muhabiri olarak başladığı yolculukta 2000’lerin başında ‘Acun Firarda’ ile ivmeyi yükseltti. Onu şöhret ve servetin en göze hoş görünen manzarası kumsallarda koştururken izlediğimiz bu gezi-eğlence programı, relalite-şov kulvarına geçiş kanalı oldu denilebilir. Muhtemel ki bu seyahatlerde medya-şov dünyasının ağır toplarıyla bağlantı kurdu.

Sonuç, çok büyük bir servet. Artık o, Amerika’dan yaklaşık 80 yıl gecikmeli olarak bu yüzyılın başında girdiğimiz ‘Meşhuriyet Çağı’nda bu ülkede çoğunluğun rüyalarının somut karşılığı. Üstelik bu rüyayı gerçekleştirme yolunda kendi hayatını örneklemekten öte, herkese şansını deneme yolunda çağrı yapıp imkân sunan bir ‘meşhurluk moderatörü/operatörü’.

‘Amerikan Rüyası’ 1920’lerden itibaren, özellikle Hollwood dolayımıyla meşhurluk kültürünün başlamasıyla yaygınlaşmıştı. Sürecin ekonomik dinamiği de aynı dönemlerde belirginleşen ‘orta-sınıflaşma’ydı. Çünkü bu, toplumun geçim derdinden silkinip refah ve zenginlik arzusuna kendini kaptırmasının bir ön-koşuludur. Benzeri ‘orta-sınıflaşma’ dinamiğinin Türkiye’de hem laik kesimde arttığı hem de dindar-muhafazakâr kesimde belirdiği 2000’ler dönümünün aynı zamanda kuruluşu 90’lara giden özel televizyonların yükselişine ve realite-şovların patlamasına da (BBG, Popstar, vd.) denk gelmesi anlamlı olsa gerek. Dönem, Acun’unun da ‘firar’dan dönüp ‘realite’ kulvarında yükselişine tanıklık eder.

Evet, artık bir ‘Türkiye Rüyası’ da var ve Acun sadece kendisini değil, ‘realite’ icraatlarıyla yeni yetmesinden (Murat Boz; sıralamada 9’uncu, ‘Celebrity Güven Endeksi’nde de 3’üncü) yıllanmışına (Hülya Avşar; sıralamada 3’üncü) pek çok başka şöhreti de topluma rol model sunma yetkinliğinde. Ülkede laik-Batıcılardan dindar-muhafazakârlara, erkeklerden kadınlara, Türklerden Kürtlere hemen herkese en çok güven ve ilham veren figür o…

Ne diyelim? Hep dedik, hatta kitabını da Sternheimer’den önce (2004’te) yazdık; o yüzden demeyi de yazmayı da sürdürelim: Yaşasın meşhuriyet çağı!..”

 

(kaynak: radikal/Tayfun Atay)