Gelecek 20 yılı şekillendirecek trendler

Uzun vadeli teknolojik trendler öngörülebilir ancak bunların neler getireceğini, özelliklerini, detaylarını tahmin edemeyiz. Örneğin telefonun geleceği kaçınılmazdı. Ancak iPhone öngörülemezdi. Ya da internetin geleceğini onlarca yıl süren eğilimlerden anladık, ancak Twitter tahmin edilemezdi.
12.07.2016 - 14:19
Facebook
Twitter
Google+
LinkedIn
+

Uzun vadeli teknolojik trendler öngörülebilir ancak bunların neler getireceğini, özelliklerini, detaylarını tahmin edemeyiz. Örneğin telefonun geleceği kaçınılmazdı. Ancak iPhone öngörülemezdi. Ya da internetin geleceğini onlarca yıl süren eğilimlerden anladık, ancak Twitter tahmin edilemezdi.

Dünya tarihi boyunca insanoğlunun gerçekleştirdiği buluşlardan çok daha fazlası son 50 yılda gerçekleşti. Peki, önümüzdeki 25 yıl neler getirecek? Ne tür buluşlar, teknolojiler, hangi inovasyonlar hayatımızı şekillendirmeye devam edecek? Bundan daha ötesi ne olabilir ki demeyin.

Kevin Kelly, Wired dergisinin kurucu editörü, dijital kültür yazarı, fotoğrafçı ve dünyanın geleceği üzerine kafa yoran teknoloji düşünürü… Kelly, insan beyninin yarattığı her türlü faydalı şeyi teknoloji olarak tanımlıyor. Teknolojinin hayatın bir uzantısı olduğuna inanan Kelly’ye göre teknoloji aynı zamanda bize kim olduğumuzu söyleyen bir güç. Onun sayesinde kendimizi sürekli yeniden keşfediyoruz.

18 – 25 Haziran tarihleri arasında gerçekleşen ve onlarca ünlü/uzman konuşmacının katıldığı Cannes Lions Uluslararası Yaratıcılık Festivali’nin en ilham veren konuşmacısıydı Kevin Kelly. Dünyanın geleceğini şekillendirecek 12 trendle ilgili çok yakın bir zamanda “The Inevitable” isimli kitabı yayımlandı. Cannes Lions’ta kendisine ayrılan 45 dakikada bu trendlerin sadece birkaçına değinebildi.

En sosyal medya: Virtuality

Kevin Kelly, Sanal Gerçeklik (VR) ile ilk kez 1989’da tanıştığında bu teknolojinin çok kısa sürede dünyayı değiştireceğine inanmış. O kadar ki beş yıl içerisinde en önemli teknolojilerden biri haline geleceğini düşünmüş. “Ama 25 yıl sürdü” diyor. Peki, neden 25 yıl bekledik? Buluşların hayatımıza girmesi ancak anlamlı bir deneyim yaşatması, erişilebilir ve ucuz olması ile mümkün olabiliyor. Sanal Gerçekliğin hayata intikal etmesi için önce akıllı telefonların çıkması ve erişilebilir olması gerekiyordu.

Geleceğin para birimi: Deneyim

“Bugünün para birimi bilgi olabilir, ancak yarının para birimi deneyimler olacak.” Kelly’yi dinlerken düşündüm de biz henüz nesnelerin internetinin ne olduğunu anlamaya çalışıyoruz. Oysa, Kelly’e göre Nesnelerin İnterneti’nden Deneyimlerin İnterneti’ne geçmiş bulunuyoruz. Şu anda bir öğrenme ve bilgi platformu olarak kullandığımız internet büyük hızla bir deneyim platformuna dönüşüyor. Bu hızın en büyük gücü VR’dan geliyor. O halde bize de teknoloji ile desteklenen yeni deneyimleri kendi işimize nasıl taşıyacağımızı ve bunun sağlayacağı büyük fırsatları anlamak kalıyor.

“İzlenebilir olan her şey izlenir” diyen Kelly, VR’ın gelecekte en sosyal sosyal medya olacağını iddia ediyor. Gelecekte en büyük şirketler daha fazla dataya sahip olan VR şirketleri olacak. Ama tam ümitlenmeye başlamışken sunumunun sonunda vurucu darbeyi de ihmal etmiyor: “Henüz Sanal Gerçeklik (VR) ya da Yapay Zeka (AI) uzmanı yok.”

Her şeyi daha akıllı hale getirmek: Cognify

“Cognify” kelimesini her şeyi daha da akıllı hale getirmek olarak tanımlıyor Kevin Kelly. Aklınıza gelen her şeyi. Önceden güç vardı. Şimdi zeka var. Önceden her şeyi harekete geçiren güçtü, artık zeka. Hatta gelecek 10 yılın start-up’larının formülünü şöyle tanımlıyor: “Herhangi bir şeyi alın ve ona yapay zeka ekleyin.” Kullandığımız her şeyin bizden daha akıllı olması! Çok çalışmamız lazım, çoook!

Anlıyoruz ki yapay zeka geleceğin ufkunu oluşturuyor. Peki ya insan zekası? İşte en ürkütücü olanı da tam bu noktada duyuyoruz: “Ne yazık ki insan zekası yapay zekayı geliştirebilecek güçte değil. Yapay zekanın gelişmesi de yine yapay zeka tarafından gerçekleştirilecek.”

Peki, geleceğin en büyük AI yani yapay zeka şirketi hangisi olacak dersiniz? Yanıt yine Kelly’den geliyor: “Google.” Hem de öyle uzak bir gelecekten söz etmiyor. 10 yıl sonra yani 2026’da Google dünyanın en büyük yapay zeka şirketi olacak.

Gelecek 20 yılı şekillendirecek trendler

Mesleğinizi sorgulayın

Kelly, yapay zekanın aynı zamanda ikinci sanayi devriminin de başlangıcı olduğunu söylüyor. Yakın bir gelecekte rutin, yaratıcılık gerektirmeyen pek çok iş kolunun tamamen robotlara teslim edileceğini söyleyen Kelly; bunun da daha yaratıcı olmak için insanlara fırsat yaratacağına inanıyor.

Örneğin Amerika’daki en yaygın meslek olan kamyon şoförlüğü. 20 yıl içerisinde bu tür işlerin yüzde 50’si, 30 yıl içerisinde ise yüzde 100’ü sonlanmış olacak. İnsanların sıkıldığı pek çok işi robotlar yapacaksa o zaman insanların bir kısmına ne olacak? Acilen cevap bulmamız gereken soru bu galiba.

Ahlaklı robotlar ve yapay zeka

Robotlar için verimlilikten çok etik problemlerin söz konusu olduğunu belirtiyor Kelly. Ve dediğine göre yapay zeka ve robotların etik davranmayı öğrenecekleri günler hiç uzak görünmüyor. Örneğin çok yakın bir gelecekte sürücüsüz araçların önce yolcu güvenliğine odaklanacağını göreceğiz.

Evet, Kelly’nin dediği gibi imkânsız olana daha fazla inanmalıyız. Sizi bilmem ama ben inandım doğrusu. Şimdi içinde yaşadığımız coğrafyayı düşününce daha da ürküyorum. Biz burada yapay gündemlerle oyalanmaya devam ederken dünya tahmin edemeyeceğimiz bir hızla değişiyor.

Takım ruhu

Dünyanın en iyi tıp doktorları yapay zekayla bir takım oluşturabilen, onunla verimli çalışan kişiler olacak. Bu, pek çok meslek için geçerli olacak. İnsanoğlunu bekleyen en büyük sorulardan biri: Peki, biz buna ne kadar hazırız? Özellikle yaratıcı işlerde çalışan insanlar yapay zekayla uyumlu çalışarak verimliliği artırabilecek mi? Zira geleceğin işe alınma kriterlerinden birisi ekip çalışmasına yatkınlık, takım ruhuna uygunluk olacak. Ancak insanlarla değil, robotlarla, yapay zekayla takım olabilme yetisi çok önem kazanacak.

Geç değil

Kevin Kelly’den gelen çarpıcı kapanış cümleleri ise şöyle: “Önümüzdeki 25 yılın en büyük inovasyonları henüz gerçekleşmedi. En önemli buluşlar henüz keşfedilmedi. Geleceğin ürünlerini henüz bilmiyoruz. Tıpkı çağımızın en önemli buluşu interneti 25 yıl önce bilmediğimiz gibi. Bildiğimiz tek şey makinelerle, teknolojiyle aynı hizada olabilmek ve onları anlamaya çalışmak.”