Geleceğin bilinmeyenleri

4129Grey CEO'su Alemşah Öztürk'ten sektörün geleceği üzerine.

12.12.2017 - 11:46 | MediaCat

Geleceğin bilinmeyenleri
0
paylaşım
İlk paylaşan sen ol!
Facebook
Twitter
-Share on LinkedIn
+
Nedir?

Markaların tüketicinin hayatına katkısı artık sadece iletişim temelinde olamaz” diyor Alemşah Öztürk, kendi ürün stratejilerinin yanı sıra hayata fayda sağlayan iletişim ürünleri de geliştirmek zorunda olan markaların başrolünde oldukları sektör geleceğine dair düşüncelerini paylaşırken.

4129Grey CEO ve Chief Happiness Officer’ı, sektörü nelerin beklediğini ve geleceğin reklamcısını MediaCat okurları için anlatıyor.

Geleceğin bilinmeyenleri

Geleceğin bilinmeyenleriDijitalleşmiş dünya temelde 3 – 4 gerçeğe dayanıyor: daha detaylandırılmış kullanıcı datası, daha akıllı arayüzler, bilgiye daha hızlı ulaşma, otomatikleşmeye giden birçok işlem. Tüm bunların perspektifinde hayatımızda bugün vaktimizi alan birçok konunun hızlanması ve kolaylaşması söz konusu. Bankacılığı düşünün… Şubeye gitmekten internet şubesine, oradan da mobil bankacılığa geçtik. Kazanılan zaman inanılmaz. Aynı şekilde hizmet sektöründe birçok şey değişiyor. Blockchain ile birlikte daha da hızlı çalışan, globalleşmiş sistemler mümkün olacak. Böyle baktığımızda da tüketicinin hayatının her anında daha kişiselleşmiş, kolaylaşmış bir deneyim yaşaması gayet mümkün.

Bunun daha da ilerisine bakacak olursak, reklamcılığın format değiştireceğini düşünüyorum. Markaların reklam değil içerik ve hizmet üreteceklerine ve bunları markalı olarak sunacaklarına inanıyorum. Nasıl şu an YouTube’ta içerik önüne koyulan reklamlar varsa, gelecekte birçok ürün ve hizmeti, reklam ya da markaların araştırmalarının parçası olarak bedavaya alabileceğiz.

Sanal dünyada tüketici iletişimi

Reklamcılık ve iletişim sektörü özelinde bakarsak; teknolojinin gelişmesi tüketiciyi daha iyi anlamamıza ve onu daha iyi hedeflememize izin veriyor. Bu da yaratıcılığımızı daha iyi kullanmamız; hikâye anlatıcılığının daha net olması ve platformların daha zekice kullanılabilmesi demek. Öte yandan teknolojik araçlar geliştikçe yeni arayüzler, yeni fikirler doğuruyor. Bugün artırılmış gerçeklik ve sanal gerçeklik sayesinde belki 10 yıl sonra herkes “Ready Player One” kitabında olduğu gibi tamamen sanal bir dünyada yaşayacak, eğitim görecek, eğlenecek.

Böyle bir dünyada markanın rolü ne olacak? Tüketicisiyle nasıl iletişim kuracak? Bunları düşünmenin tam zamanı. O yüzden önümüzdeki 5 – 10 yıllık dönemde yeni bir marka deneyiminin tasarlanması gerekiyor.

Geleceğin reklamcısı

Geleceğin reklamcısı data’dan anlamak zorunda. Data’yı nasıl okuyacağını, onu nasıl anlaşılır hale getireceğini bilmek zorunda; data’dan yeni bir kullanıcı yolculuğunu tanımayı ve tüketicinin dikkatini yakalayabileceği noktayı bulmak ve o nokta için en yaratıcı fikri geliştirebilmek zorunda.

Geleceğin reklamcısı sadece içerik değil, ürün de hayal edebilmeli. Markaların tüketicinin hayatına katkısı artık sadece iletişim temelinde olamaz. Markaların kendi ürün stratejileri haricinde, hayata fayda sağlayan iletişim ürünleri de geliştirmeleri söz konusu.

Geleceğin reklamcısı mecraların özelliklerinden ne çıkartabileceğini bilmeli ve çok mecralı bir kampanya yaratma kültüründen gelmeli. Bugünün dünyasında bile tek bir noktadan kullanıcıyı yakalamak ve tutmak mümkün değil artık.

Geleceğin reklamcısı hâlâ çok iyi bir öykü anlatıcısı olmak zorunda, hele dikkatin bu kadar düştüğü, bu kadar çok data’nın olduğu bir ortamda hikâyeciliğin önemi daha da arttı. Doğru görsel dünyayı, doğru sözleri yakalamayı bilmek zorunda.

Geleceğin reklamcısı iyi bir içerik üreticisi olmak zorunda. İçeriğin bu kadar hızlı tüketildiği sosyal medya çılgınlığı dünyasında, anlık tüketilebilecek ama akılda kalacak içerik kurguları geliştirebilmeli. Bu fikirlerle iz bırakabilmeyi bilmeli.