Gazeteciliğin gereği muhalif olmaktır

Geçtiğimiz günlerde kanalı tarafından erken tatile çıkartılan Ayşenur Arslan'la MediaCat Haziran sayısı için konuşmuştuk.

13.06.2012 - 00:00 | MediaCat

Facebook
Twitter
Google+
LinkedIn
+

Muhalif kimliğini gizlemeyen, sözünü sakınmayan bir gazeteci Ayşenur Arslan. 1974 yılında TRT’de başladığı kariyeri boyunca sayısız gazete, dergi ve televizyon kanalında kendi deyişiyle ‘bulmaca hazırlamak’ dışında neredeyse her tür görevde bulunmuş. CNN TÜRK’te hafta içi her gün Medya Mahallesi’ni hazırlayan ve sunan Ayşenur Arslan ile mesleki geçmişi ışığında günümüzün Türkiye medyasını konuştuk.

Neredeyse 40 yıla yakın bir süredir gazetecilik mesleğini sürdürüyorsunuz. Gazeteciliğe ilk adımı attığınız dönemle bugünü karşılaştırırsak Türkiye’de gazetecilik size göre nasıl bir değişim gösterdi?

1974 yılında mesleğe adımımı attım. Murathan Mungan’ın sözlerini yazdığı, Yeni Türkü’nün şarkısında geçen ‘Biz Büyüdük, Kirlendi Dünya’ sözleri o tarihten bu yana gazeteciliğin geçirdiği dönüşümü anlatmak için uygun olur. Bana göre, geçmişte gazetecilik kendi öz anlamına daha yakın bir biçimde yapılıyordu. Maalesef zaman içinde, gazetecinin başarısı gazetecinin sahip olduğu ün, yakınlık kurduğu isimler ve yaşam biçimi gibi kriterlertarafından belirlenmeye başlandı. Bu durumun bir diğer yüzü de bu gibi kaygıları taşımayan birçok kişinin gazetecilikten uzak durması oldu. Bir de, günümüz Türkiye medyasında haber yapılırken geçerli kriterin Ankara’yı kızdırmamak olduğunu fark ettiğinizde yapılan gazetecilik konusunda şüpheye düşmek kaçınılmaz hale geliyor. Bu tabloya bakınca gazetecilik mesleğinde gözle görülür değişimler olduğunu söyleyebilirim.

Sektörde kadınların işi neden daha zor?

Hem bir kadın olarak çalışıyor olma gerçeği hem de izleyicinin medya sektöründe görev alan bir kadından beklediği roller nedeniyle kadınların işi kolay değil. Medya, kadın istihdamının yoğun olduğu bir sektör olmasına rağmen yönetim kademesinde kadınların ikinci planda kaldığı bir sektör. Kadınların karar mekanizmasına katılımlarının zayıf olduğunu açığa çıkaran bir durum bu. Buna ek olarak, bazı durumlarda yönetici pozisyonlarında kadınların bulunması da durumu değiştirmiyor.Kadın yöneticiler erkek egemen şablonlara uygun düşündükleri sürece kadınlara yönelik sektörde bazı zorlukların aşılmasını beklemek hayalcilik olur. Bunun yanında, ev içinde de birçok sorumluluğu yüklenen kişinin kadın olması genel olarak hem iş hayatında hem de ev hayatında kadınları zorlayan bir diğer faktör. İzleyicinin tutumuna gelirsek, izleyiciler medyada kadınlardan, genellikle belli bir rol modele uygun davranmasını bekliyorlar. İzleyicinin beklentilerine uygun davranmak zorunda hisseden medya çalışanı kadınlar bu nedenle belli bir baskıya maruz kalıyor.

Muhalif bir gazetecisiniz. Gazetecilikte ne kadar önemlidir muhalif olmak? Programınızda gündeme getirmekten çekindiğiniz konular var mı?

Muhalif olmak mevcut hükümet ya da iktidardanbağımsız olarak bir gazetecinin benimsemesi gereken tutum. Bugünkü iktidar gider yarın ana muhalefet hükümet kurabilir. Böyle bir iktidar değişikliği söz konusu olsa bile muhalif olmaya devam ederim. Muhalif olmak ‘bir şeyi nedensiz bir şekilde kötülemek’ olarak algılanabiliyor. Oysa, gazetecilikte, farklı bir soru sormak, halk adına sorgulamak ve haber alma hakkına sahip çıkmak muhalif olmanın gerekleridir. Programın konularını belirlerken kırmızı çizgilerim, çekincelerim yok. Sadece, özel hayatı ilgilendiren bazı konulara ya da seviyeli bir zeminde ilerlemediğini düşündüğüm tartışmalara programda yer vermiyorum. Bir de bazı konuları çok sıkıcı bulduğum, izleyicide ilgi yaratmayacağını düşündüğüm için gündeme taşımamayı tercih ettiğim oluyor.

Anıl Telcioğlu tarafından yapılan röportajın tamamını MediaCat dergisi Haziran sayısından okuyabilirsiniz.