Gaming

Pek çoğumuz boş zamanlarımızda cep telefonlarımız veya tabletler üzerinden bir oyuna dalıyoruz. Biz dalmasak bile telefonu elimizden kapan bir genç nesil üyesini bir köşede oynarken görmek şaşırtıcı gelmiyor. Oyun endüstrisi, her geçen gün karmaşıklaşan yapısına rağmen, hızla gelişen, basit, kitlesel ve operasyonu kolay alternatiflerle markalar dünyasına yeniden göz kırpıyor.
28.02.2011 - 00:00
Facebook
Twitter
Google+
LinkedIn
+

 

2011 yılı, dijital dünyada bilgisayar ve video oyun endüstrisinin büyümeye devam edeceği bir dönem olacak. Yüzde 6 büyüme ile 52 milyar dolarlık bir hacme ulaşması beklenen bu renkli dünya, markalarımız için de bir fırsat dünyası olabilir mi?

Aslında sosyal medya, search, display derken konunun bu kısmı biraz gölgede kalıyor gibi ajandalarımızda. Oysa sadece online oyun dünyasında bile ülkemizden milyonlarca insanın yüksek ilgi ile ve uzun saatler bağlandığı bir dünyadan bahsediyoruz.

Konu bu köşeye sığamayacak kadar detaylı, ama alternatif platformlar arayışında olan pek çok marka için oyun dünyasından ana hatları ile de olsa bahsetmek faydalı olabilir.

KONSOLLAR VE KORSANLAR

Dijital dünyada oyunlara baktığımızda aslında iki farklı pencereden bahsediyoruz. Birincisi ağırlıkla konsol üzerinden tüketilen “tek seferlik lisans” satışı. Basit tanımıyla XBOX 360, ve Playstation’da oynamak üzere satın aldığınız “disk”ler.

Bu dünyada hemen her 5 senede bir “negatif hesap” mantığıyla konsollar maliyetlerinin altında piyasaya veriliyor ve hane penetrasyonu sağlanıyor. Şirketler için esas ticaret ise sonra başlıyor. Gelir sürekli dev marketing bütçeleri ile tanıtılan “oyun”ların satışından elde ediliyor. Belirli bir süre zarfında toplam operasyon kâra geçiyor ve yeni/geliştirilmiş bir konsol piyasaya veriliyor. Çark dönmeye devam ediyor.

Günümüzde durum biraz karışık ve konsol dünyası için çok da iç açıcı sinyaller gelmiyor. “Korsan Dünya”nın endüstriye zararı milyarlarca dolara ulaşmış durumda. Öte yandan “Blockbuster” diye tabir edilen büyük oyun prodüksiyonlarında riskler artmış durumda ve her piyasaya sürülen oyun başarılı olamayabiliyor.

Son jenerasyon konsol lansmanları yapılalı 4-5 sene olmasına rağmen, henüz oyun geliştiriciler makinaların sınırlarını zorlamaktan uzak ve yukarıda belirtilen ticari kaygılar bir sonraki jenerasyonun lansmanını bir beş sene daha ileri atacağa benziyor. Şirketler, aradaki bu dönemi “hareket sensörlü kumandalar” ve “3D” gibi yeniliklerle atlatabilmeyi umut ediyorlar.

Bu karamsar tablonun yanında, oyun dünyasının geleceğini bağladığı başka alanlar da var. Smatphone ve tabletler gibigüçlenmiş mobil cihazlar, hızlanan geniş bant bağlantılar ve sosyal oyun gibi gelişmeler, endüstrinin bakışını başka bir yöne çevirmiş durumda.

En önemli gelişme, hızlanan bağlantılar eşliğinde online oyun cephesinde. Amerika’da oyuncuların yüzde 53-78’i (konsoluna göre değişiklik gösteriyor) internet’e bağlanıyor ve “çoklu oyunculu” platformlarda birbirlerine karşı oynuyorlar. Bu bağlanma, oyun endüstrisi için bambaşka fırsatları beraberinde getiriyor. Oyunu bir kez satmaktansa aylık üyelikler, oyun ekleri, karakterler ve aksesuarları online dünyada “mikro ödeme modeli” ile satabilmek gibi çok daha geniş ve gelecek vadeden bir dünyaya yelken açıyorlar.

Konsol bazlı veya konsol dışı tüm online oyunlar, First Person Shooter, Real Time Strategy, Cross Platform Online Play, Massively Multiplay Online Games (MMOG) gibi burada saymakla bitmeyecek pek çok alt kırılımda değerlendiriliyor.

Özetle, hızlanan altyapılar, online dünyada geniş toplulukları besliyor ve rakamlar her geçen gün büyümeye devam ediyor.

ÖNCE BEDAVA SONRA ÜCRETLİ

2011’in yıldız kategorisinin ise F2P ve Freemium oyunlar olması bekleniyor. Bu modellerde “temel oyun” genelde ücretsiz, ancak oyun tecrübesinin artırılması istenilen her aşamada ödeme alınmaya başlanıyor. Bu, bir üst seviyeye çıkmak da olabiliyor, silahlar ve kostümler gibi aksesuarların alınması da. Pek çok abonelikli oyun modelinin F2P’ye dönmesi beklentisi var. 2009’da 2 milyar dolar olan F2P cirolarının 2011’de 5 milyar dolara ulaşması bekleniyor.

Bu noktaya kadar, “Bu dünyaya nasıl entegre olabilirim? Anlatılanlara göre pek de kolay gözükmüyor” cümlesi aklınızdan geçmiş olabilir.

Çok da haksız sayılmazsınız. Kendi içinde bir akışı olan bu dünya ile pazarlama dünyasını bir araya getirebilmek çok da kolay değil. Özellikle “Blockbuster” oyunlarda marka entegrasyonu çalışmaları son 10 yılda çok denenmesine rağmen, hem operasyon zorluğu hem de geri dönüşün zor hesaplanır olması markaları bu alanda biraz karamsar olmaya itmişti.

Bunun yanında büyük projelerde markaların göze alamayacağı riskler bulunuyor. Geniş kitleleri sürükleyen oyunlarda maliyetler boyumuzu aşabiliyor. Çoğu popüler oyunun ciddi oranda vahşet içermesi ve benzeri uzun bir liste de karamsarlığı körüklüyor.

Ama yakın dönemde iyice serpilmeye başlayan başka platformlar, hem operasyon olarak kolay yönetilebilir, hem de geniş kitleler ile buluşma imkânı verebilir bir resim çiziyor.

“Browser Games” adı verilen, internet tarayıcısı üzerinden oynanan oyunlar özellikle geleneksel medya ile ulaşılması daha zor olan, dijitalde dağınık olarak bulunan kitlelere erişim imkanı verebiliyor.

“Social Casual Gaming” olarak da adlandırılan platformlar son dönemde iyi bir çıkış yakalamış durumda. En basit örnek olarakçoğumuzun aşina olduğu ve 2010’da “Oyun Üreticileri Birliği” tarafından yılın en iyi sosyal oyun ödülünü alan 80 milyon nüfuslu “Farmville” benzeri platformlar gösterilebilir.

Bütün bunların yanı sıra, bir mobil cennet olan ülkemiz için en etkin alternatiflerden biri “mobil oyunlar.” Hızla artan smartphone ve tablet penetrasyonu bu alanda gelecek vaat ediyor. En basitinden 700 bini aşan bir iPhone popülasyonunda “yılın en çok indiren uygulamaları” arasında üst sıralarda pek çok oyuna rastlamak mümkün.

iPhone’un ülkemizde kendini ilk gösterdiği zamanlarda listenin başında “Backgammon”, yani “Tavla” vardı. Bu noktadan başlayan gelişme şu sıralar “Angry Birds”lere kadar uzanmış durumda. Pek çoğumuz boş bir anımızda cep telefonu veya tablet üzerinden bir oyuna dalıyoruz. Biz dalmasak bile telefonu elimizden kapan bir genç nesil üyesini bir köşede oynarken görmek şaşırtıcı gelmiyor.

Oyun endüstrisi, her geçen gün karmaşıklaşan yapısına rağmen, hızla gelişen basit, kitlesel ve operasyonu kolay alternatiflerle markaların dünyasına yeniden göz kırpıyor.

Gaming platformu genç ve online kitlelere ulaşmak isteyen markalar için biraz daha araştırmaya ve test projeler yapmaya değecek güçte görünüyor.