Game of Thrones’un hikayesi

Ünlü dizinin yaratıcıları Cannes’da anlattı

18.06.2014 - 19:35 | Ozan Mert

Facebook
Twitter
Google+
LinkedIn
+

Cannes’ın sinema ve televizyon dünyasından gelen birçok önemli konuşmacısının arasında bu yıl Game of Thrones’un yaratıcıları ve senaristleri David Benioff ve D. B. Weiss da vardı. HBO’yu bünyesinde barındıran Time Inc.’in düzenlediği “Hikayenin Gücü” isimli seminerde, bir diğer HBO dizisi Veep’in yaratıcısı olan Armando Iannucci ile birlikte sahne alan konuşmacılar New York Magazine’den Frank Rich’in sorularını yanıtladılar. Seminerde bu iki HBO dizisi özelinde dizilerin gerçek hayatla ilişkisi, oyuncu seçimi, görsellik, seyircinin yaratıcı süreçteki yeri, televizyon kanallarının üretim sürecine ne kadar ve nasıl karıştıkları gibi konular tartışıldı.

İşte seminerden bazı satırbaşları.

“West Wing politikanın idealize edilmiş bir halini konu alıyordu. Bugün böyle bir şey çekseniz izlenmez. Bugün politikacıların dedikleri ile insanların inandıkları arasında büyük bir mesafe var.”

“Game of Thrones da Veep de aynı damardan besleniyor. İkisi de gücün banalliği ile ilgili. Binlerce insanın hayatını etkileyen kararlar alınıyor; bunlar önemli, üzerinde düşünülmesi gereken, akıl ve mantık çerçevesinde alınması gereken kararlar ama iki dizi de bu kararların nasıl aşk, şehvet, hırs, nefret gibi “adi” itkilerden kaynaklanabileceğini gösteriyor.”

“Pek çok ülkeden izleyicilerimizin “Bizim ülkede işler şu anda Game of Thrones’daki gibi” dediğini duyuyoruz. George’un romanları zamanın ötesinde olan bir şeyi, güç savaşlarını anlatıyor. Dizinin bu kadar popüler olmasının sebebi de bu. California’daki polislerin kötü adamları kovalamasının hikayesi değil bu, herkesin kendi hayatından tanıdığı gördüğü bir şey.”

“Canlandırdığı karakterlere nüfuz edebilen, doğaçlama yapabilecek kadar karakterlerle bütünleşebilen oyunlarla çalışıyoruz. O an kimi canlandırdıklarını tam olarak bilen, yeri geldiğinde senaryonun dışına çıkabilecek kadar yaptığı işten emin oyuncular bunlar.”

“Biz Cersei karakteri için oyuncu ararken birçok aktrisle deneme çekimi yaptık. Bunların hepsi iyi aktrislerdi. Hepsi de karakteri alışıldık şekilde canlandırdı: Acımasız, soğuk, vs. Sonra Lena Headey geldi. Karaktere hiç benzemiyordu. Karakter sarışınken Lena kumraldı, her yerinde dövmeler vardı, vs. Ama karaktere bizim aklımızın ucundan bile geçmeyen bir şey kazandırdı. Komik bir yön, akli dengesi bozuk bir mizah duygusu gibi bir şey. Ve bu ekleme karakteri öyle eğlenceli bir hale getirdi ki kendimizi daha önce yazdığımız sahneleri tekrar yazmak zorunda hissettik.”

“Bazen bunun tam tersi oluyor. Kral Robert karakteri için yaptığımız deneme çekimi videolarına bakarken Mark Addy’nin videosunu açtığımda karşımda kafamda canlandırdığım karakterin birebir aynısını buldum, kafamda nasıl canlandırdıysam aynen öyleydi.”

“Sezonlar ilerledikçe seyircimiz kim, ne ister, neye güler öğreniyoruz. Bana hep ‘Sana komik geleni yaz, başkalarına komik geleni değil.’ dendi.”

“Biz Game of Thrones’a başlarken seyircimiz kim hiçbir fikrimiz yoktu. Romanları okumuş olan ve romanların filme alınmış halini görmek isteyenlerin belli bir çekirdek izleyici kitlesi oluşturacağını biliyorduk. Ama bunun ötesinde kime erişeceğimizi ya da birilerine erişip erişemeyeceğimizi kestirmek imkansızdı. Bu yüzden birilerine yönelik olarak yazmak gibi bir durumumuz yoktu. Kendi izlemek isteyeceğimiz, kendimizin hoşuna gidecek olan neyse onu çektik.”

“Game of Thrones orijinalde bir film projesiydi. Ama kitaplar çok yoğundu, çok fazla karakter ve hikaye vardı. Daha önce başka kitapları filme uyarlamıştık. 2 saate ne kadarını sığdırabilirdik? Film olmazdı ama HBO dizisi çekmek olurdu. Oldukça yoğun bir hikaye anlatımı olacaktı, seksi olacaktı, şiddet içerecekti… HBO bize her zaman doğru seçenek olarak göründü. George’un olmaz öyle şey diyeceğini düşünüyorduk ama o yapalım dedi.”

“Başladığımızın ilk haftası hayran sitelerinde ne oluyor bitiyor baktık. Ama bundan çabuk vazgeçtik. Çünkü tavşan deliğine düşmüş gibi oluyorsunuz, takıntı haline getiriyorsunuz. Benim bakmayı bırakmaya karar vermem oyuncu seçimleri ile oldu. Hangi oyuncuyu seçtiysek insanlar tarafından yadırganıyordu. Lena Headey kumraldı, Nikolaj Coster-Waldau’nun burnu düzgün değildi, Daenerys karakteri 13 yaşındayken Emilia Clarke 23 yaşındaydı, vs. Aklımıza mukayyet olmak istiyorsak bakmayı bırakmamız gerektiğine karar verdik.”

Fotoğraf: George Toma