Festivalin ilk gününden en çarpıcı oturumlar

Sinema, reklam, nesneleştirilen kadınlar ve diğerleri…

21.06.2016 - 15:12 | MediaCat

Facebook
Twitter
Google+
LinkedIn
+

Hafta boyunca sürecek Cannes Lions 2016’da her akşam sahiplerini bulacak Aslanlar kadar gün boyu süren etkinlikler de festival katılımcıları tarafından merakla takip ediliyor. Pazartesi gününün en çarpıcı içgörülerle bezenmiş oturumlarını sizin için özetledik.

Kültürel değişimi sağlayan iki büyük güç: Sinema ve reklam

BBH Kurucusu ve kreatif direktörü Sir John Hegarty, Anonymous Content’in kurucusu ve yönetici ortağı Steve Golin, Bender Productions’ın kurucusu, aktivist Lawrence Bender, UNICEF’in Chief of Public Advocacy rolünü üstlenen Claudia Gonzales’in film eleştirmeni, yayıncı ve yazar Jason Solomons’un sorularını yanıtladığı sinemanın kültürel değişim üzerindeki etkilerini konu alan The Power of Cinema to Drive Cultural Change isimli oturum reklam endüstrisi adına birçok mesajı içinde barındırıyordu. Reklamcılığın efsanesi, Spotlight ve Revenant’ın yapımcısı, Tarantino filmlerinin yapımcısı ve UNICEF’in son dönemdeki Global Goals kampanyasına öncülük edenlerden biri… Bu dört figür bir araya geldiğinde elbette beklentilerin yükselmemesi kaçınılmazdı. Ve sonuç, beklentileri fazlasıyla karşıladı.

Sinemanın etkisi, sinemanın gücü. Belki de hikaye anlatımının gücü demek daha doğru bir ifade olacaktır. Kültürel değişim üzerinde hikâye anlatımının etkisinin son derece büyük olduğu tartışılmaz. Büyük usta Sir John Hegarty’nin de dediği gibi: “kültürel değişim üzerinde hikâye anlatımının etkisi tartışılmaz. Hikâye anlatımı deyince de sinemadan daha etkilisi düşünülemez. Ancak ne yazık ki günümüzde markalar kimi zaman hikâye anlatımının önemini unutuyor. Hatırlatmak gerekir ki iz bırakmak iyi hikâye anlatımıyla mümkündür.”

Cannes Lions 2016: John Hegarty

Eskisi kadar kitap okunmayan, içeriğin son derece hızlı tüketildiği bir dünyada Hegarty’nin sözlerine hak vermemek elde değil. Tabii iyi fikrin önemini es geçmiyor Hegarty: “İyi fikrin bir şeyleri başlatması gerekir. Sadece değişim de değil, hayatın anlamında da belirleyicidir iyi fikir. Markaların da bunu anlaması gerekir. Markanızı kültürel olarak önemli kılmalısınız. Bunun için de en iyi araç sinemadır.” Bugüne kadarki işlerinin çoğunda sinematografik öğelere sıklıkla rastladığımız Hegarty’ye göre 90 dakikalık bir sinema filmi ile 60 saniyelik bir reklam filmi arasındaki farksa oldukça net: “Büyük fikirleri 60 saniyeye sığdırabilmektir asıl mesele. Bizim işimiz, büyük ve karmaşık bir fikri sade ve güçlü bir işe dönüştürmek.

Spotlight’ın yapımcısı Steve Golin de iyi bir hikâyenin neleri değiştirebileceğini filmin ardından yaşananlarla özetliyor: “Filmin yayınlanmasının ardından yıllarca susmayı tercih etmiş kurbanlar da kendilerini ortaya atma cesaretini buldular ve onlarca din adamı, polis ve çeşitli mevkilerdeki kişi bu kişilerin şikayetlerinin ardından tutuklandılar.”

UNICEF, 2015’in sonlarında Global Goals isimli projesini başlatmış ve çeşitli videolarla kampanyasını güçlendirmişti. Kısa birer sinema filmi tadında olan filmlerin etkisi öyle büyük olmuş ki UNICEF’in hedeflerinin yüzde 50’si gerçekleşmiş.

Zararın neresinden dönülse kârdır

2011’in Noel akşamı anne ve babasının yanı sıra 7 yaşındaki ikiz kızları Grace ve Sarah ile birlikte 9 yaşındaki kızı Lily’yi evinde çıkan yangın sonucu kaybeden bir anne: Madonna Badger. “Ne kadar istedimse de aklımı yitirmeyi başaramadım” diyerek üzerindeki etkisini özetlediği bu üzücü olayla Sex, Lies and Advertising başlıklı sunumunu açan Badger&Winters CCO’su, Cannes Lions’ın en duygusal oturumlarından birine imza attı.

Yaşadığı tarifsiz trajediden bir buçuk yıl sonra işine geri dönmeyi başaran Badger’ı Cannes sahnesine taşıyan “dava” ise 2014’te başlamış. Reklamlarda kadınlara biçilen rollerin ne denli cisimleştirici olduğunu ve bu durumun büyük çaplı olumsuz etkiler yarattığını fark ettiğini söyleyen Badger, #WomenNotObjects projesine de tam olarak bu yılda hayat vermiş.

Sunumu boyunca kadınları bedenleri üzerinden metalaştıran sayısız reklam malzemesini kötü örnekler olarak katılımcılarla paylaşan Badger, kampanyasıyla aynı adı taşıyan womennotobjects.com’da yer alan “nesneleştirme filtreleri”ni de –aynı hataya tekrar tekrar düşülmemesi adına- detaylıca anlattı.

4 adımda kadınları nesneleştiren işleri tanıma rehberi

  1. Sahne malzemesi (Prop): Söz konusu kadının bir sesi, seçim şansı var mı? Yoksa yalnızca bir “şey” olarak mı orada?
  2. Plastik (Plastic): Söz konusu kadın, reklam malzemesi edilmek için rötuşla insani sınırlar dahilinde erişilemeyecek bir forma getirilmiş mi?
  3. Parçalar (Parts): Söz konusu kadın provokatif bir “vücut parçası”na indirgenmiş mi?
  4. What if (Ya…): Bu reklamdaki kadın benim annem, kızım, eşim olsa vereceğim tepki ne olurdu?

52’nci yaş gününde sahneye çıkan ve sorunun aynı anda kaynağı ve çözümü olan reklam sektörüne Cannes’dan seslenen Badger’ın sunumu, gözyaşlarını tutamayan sayısız katılımcının alkışlarıyla son buldu.