Felis sohbetleri: Hakkı Mısırlıoğlu

Felis Açıkhava ve Basın Bölümü Jüri Başkanı Hakkı Mısırlıoğlu ile deneyimleri ve tasarım üzerine kısa bir mola.

20.04.2017 - 09:51 | Sultan Öncü Arslanoğlu

Felis sohbetleri: Hakkı Mısırlıoğlu
23
paylaşım
Facebook
Twitter
Google+
LinkedIn
+
Nedir?

Bu yıl Felis Açıkhava ve Basın Bölümü’nün jüri başkanı koltuğunda Ajans Ultra Eşbaşkanı Hakkı Mısırlıoğlu oturuyor. Bu bölümde jüri üyeleri iç ve dış mekânlarda uygulanan marka iletişimine yönelik tüm ortam düzenleme çalışmalarını yaratıcı fikirden reklam uygulama niteliklerine göre değerlendirmekle birlikte hızlı ve dayanıklı tüketim ürünleri, finansal hizmetler, telekomünikasyon, konut, giyim, kurumsal sosyal sorumluluk, perakende ve spor iletişimi alanlarında hayata geçirilen basın ilânlarının yaratıcılığını ölçmeye hazırlanıyor.

Hakkı Mısırlıoğlu ile Felis üzerine gerçekleştirdiğimiz söyleşimizin tamamını MediaCat Nisan sayısında bulabilirsiniz. Şimdi, 4 soruda Mısırlıoğlu’nun tasarım alanındaki geçmişine doğru kısa bir yolculuğa çıkıyoruz.

İlk ödülünüzü ne zaman, hangi işle aldınız?

1984 senesinde Abdi İpekçi Ödülü’nü aldım. O sene ödülün konusu, yayınlanmamış tiyatro eseri kitap kapağıydı. Akademi mezuniyet projemin bir parçası olan Bertolt Brecht’in “Arturo Ui’nin önlenebilir yükselişi” oyununun kitap kapağını yarışmaya göndermiştim. Reklamdaki ilk ödülümse yanılmıyorsam ikinci Kristal Elma yarışmasında Ceylan Bebe için yaptığımız kampanyayla basın kampanyalarında aldığımız Kristal Elma’ydı. O dönemde kampanyalarda sektör ayrımı yoktu, bütün kampanyalar bir arada değerlendiriliyordu.

Tasarımlarınızın asla değişmeyen, olmazsa olmaz unsurları neler?

Hem grafik tasarımda hem de reklam layout’larında olmazsa olmaz takıntım “göz alıcı sadelik”. Fark yarattığını ve işlevsel olduğunu düşünüyorum.

İlk kitap kapağı tasarımınız neydi? Nasıl bir deneyimdi?

İlk basılan kitap kapağım 1984 yılında kitap formatında bir dergi kapağıydı. 12 Eylül sonrasında dergi çıkarma izni neredeyse imkânsız olduğu için birkaç arkadaş Beyaz adındaki dergimizi kitap adı altında çıkarmaya karar vermiştik. Üç ayda bir çıkıyordu ve yanlış hatırlamıyorsam 11 sayı sürmüştü.

Aynı dönemdeki ilk profesyonel kitap kapağı işim Mehmet Altan’ın Kanatlı Karınca isimli kitabının kapağıydı. Kapağın ortasında birebir boyutlarda bir kanatlı karıncanın üstten gravür görüntüsü vardı ve aynı zamanda gofreydi. Aslında döneme göre kabul görmesi zor bir işti. Sevdiğim yalınlıkta bir iş olmuştu. Mehmet Altan’ın her zamanki kibar ve neşeli üslubuyla telefonda çok beğendiğini söylemesi ve teşekkür etmesi halen kulaklarımda.

Her daim kendinize hatırlattığınız bir an, bir söz var mıdır?

Bir meseleyi en yalın, en basit haliyle nasıl çözerim diye başlarım düşünmeye. Ve gerek iş arkadaşlarımdan gerek müşteriden gelen her türlü eleştiriye bir haklılık payı vardır diye yaklaşırım. Zira bu iş müşteriye rağmen müşteriyle birlikte yapılan bir iş.