Farklı yazarları ‘taşıyabilmek’

Birgün'deki ilanın marka algısına etkisine ilişkin, Grup 7 İletişim Danışmanlığı Ajans Başkanı Cengiz Turhan'ın görüşünü aldık.

29.11.2012 - 16:42 | MediaCat

Cengiz Turhan
Facebook
Twitter
Google+
LinkedIn
+

Birgün’ün kadrosuna kattığı yazarlar hakkında yayınladığı tanıtım çalışması ufak çaplı bir krize sebep oldu. Bu konuyla ilgili Grup 7 İletişim Danışmanlığı Ajans Başkanı Cengiz Turhan’ın görüşünü aldık.

Bu görsel ve akabindeki kriz marka bilinirliğine, değerine ve algısına nasıl etki etmiş olabilir? Gazetenin özür dilemesi bu krizin yönetimi için nasıl bir adım?

Her şeyden önce yaşanan olayın marka yönetimi kavramları içine hapsedilerek anlamlandırılmaya çalışılmasını doğru bulmadığımı ifade etmek isterim.

Birgün gazetesi adı geçen yazarlara sayfalarında yer açarak, demokratik bir tutum sergiledi. Ancak, konunun iletişimini yaparken iki temel hata ile itibarını zedeledi:

1) Bir süredir internette yer alan ve Birgün kaynaklı olduğu izlenimi uyandıran haberler, yazarlarla anlaşmanın tamamlanmadığı izlenimini veriyordu. Ertuğrul Mavioğlu’nun göreve başladığı belirtilirken, diğerlerinin de ilerde yazacağı yönünde bir ifade kullanılıyordu. Nuray Mert’in ifadelerinden, anlaşma tamamlanmadan gazetede yazarların ismi kullanılarak ‘emrivaki’ bir ilan yayınlandığını anlıyoruz. (Bir tek Mavioğlu’nun fazla bir itirazı olmadığı anlaşılıyor. Onu dışarıda bırakıyorum.)

2) Banu Güven, Nuray Mert, Ahmet Şık, Ece Temelkuran ve Yıldırım Türker gibi, her biri kendine özgü  duruşlara sahip olan, bu duruşlarını titizlikle koruyan, birbirleriyle de, Birgün gazetesiyle de hiçbir zaman tam olarak örtüşmeyecek görüşlere sahip olan yazarlara; özenle, titizlikle yaklaşılması, Birgün’deki olası varlık nedenlerinin tektipleştirilmemesi gerekirdi. Bundan da önce, ne içerikte olursa olsun, izinleri alınmadan bir ilana ‘malzeme’ edilmemeleri gerekirdi.

Gazetenin özür dilemesi yerinde bir harekettir. ‘Maksadım bu değildi, böyle algılandım, hata etmişim’ demenin bir yoludur. Bu ‘hatanın’ gerçekten arızî mi olduğunu, yoksa Nuray Mert’in belirttiği gibi yerleşik bir ‘anlayışın’ ürünü mü olduğunu zaman gösterecektir. Birgün, başlangıçtaki hareket saikinin gerçekten ‘demokratik’ olduğunu, sayfalarını açtığı yazarları ve onların görüşlerini ‘taşıyabildiği’ takdirde bizlere göstermiş olacaktır.”