Fakülte: ‘Okan Bayülgen’in bilgi ve görgüsünden faydalanacağız’

Reklam sektöründe merakla beklenen, kamuoyuna "Okan Bayülgen ajans açıyor" sözleriyle yansıyan Fakülte ajansının...

17.02.2009 - 10:09 | MediaCat

Facebook
Twitter
Google+
LinkedIn
+

Reklam sektöründe merakla beklenen, kamuoyuna “Okan Bayülgen ajans açıyor” sözleriyle yansıyan Fakülte ajansının kurucularından Şirin Ediger yeni açtıkları ajans hakkında ilk kez MediaCat’e konuştu.

Okan Bayülgen’le evlendikten sonra Alametifarika’dan ayrılan Şirin Ediger ajansta stratejik planlamacı olarak hizmet veriyordu. Ajansla ilgili sorularımızı yanıtlayan Ediger: “Fakülte, Titanium kafasında iş yapıyor” diyor.

Ajans ne zaman kuruldu? Krizde herkes panik olmuş durumdayken yeni bir ajans açmaya nasıl karar verdiniz?

Bir süredir hazırlık çalışmalarını yürüttüğümüz Fakülte resmi olarak Şubat ayında kuruldu. Kuruluşumuz çok bereketli oldu, bu kadar yeni olmamıza rağmen şimdiden bizimle çalışan ve çalışmak isteyen bir müşteri portföyümüz oldu. Zamanlamamız nedeniyle “krizde ajans kurmak büyük cesaret” gibi tepkilerle sık sık karşılaşıyoruz. Bu son derece doğal. Fakat şu sıralar ‘kriz’ kelimesini duyar duymaz sektörde adeta ezberletilmişçesine, “Çincede kriz, fırsat ve tehlike kelimelerinin birleşiminden oluşuyor biz de krizi fırsata çevireceğiz” ifadesiyle yanıt verilmesi biraz ironik bence. Bu tür tepkiler aslında belki de içgüdüsel olarak yatırım ortamından duyulan kaygıların altını çiziyor. Fakülte bugüne kadar piyasanın karşılayamadığı bir ihtiyaca yönelik olarak kurulduğundan, krizde olup olmamak, bizim gibi yenilikçi şirketler için herhangi bir problem oluşturmuyor aslında. Reklamcılık tarihi bu kararımızın sağlamasını yapan örneklerle dolu. Dünyanın geçirdiği en büyük resesyonlardan biri olan ve Amerika’da başlayarak bütün dünyayı saran 1929 ekonomik bunalımında kurulan iki büyük reklam ajansı Leo Burnett ve Young&Rubicam hala dimdik ayakta. 2 ve 9 sayılarında bir keramet olduğunu düşünüyorum.

Kimlere, ne tür bir hizmet vermeyi planlıyorsunuz? Ne tarz alt birimler olacak ajansta?

İnsanlık tarihinde Heraklitos’tan Obama’ya kadar hemen her dönemde değişimin önemi vurgulanmıştır. Günümüzde de Campaign, ve Advertising Age, bloglar, kitaplar ve tüm kaynaklar reklamcılıktaki değişimden sıkça bahsediyorlar. Son dönemde -krizin de tetiklemesiyle- iletişim ve özellikle de reklam dünyasında bambaşka dinamiklerin söz konusu olduğunu gözlüyoruz. 30 saniyelik televizyon reklamları giderek yerini farklı alternatiflere bırakıyor. Evet, ülkemizde televizyon izlenme oranları hala çok yüksek, ancak bu durum toplumun her kesimi için geçerli değil ve olmayacak da. Müşteriyi ‘akla ilk gelen çözüm’ olduğu için ve ajansa daha yüksek kâr sağladığı için, doğrudan televizyon reklamına yönlendirme döneminin kapandığını düşünüyorum. Son yıllarda Cannes’da Titanium kategorisinin en çok ilgi gören kategori haline gelmesinin ardında yatan nedenleri iyi incelemek gerekiyor. Artık termal kayak montunun ne denli sıcak tutabildiği, yumurtalar montların altına kuluçkaya yatırılıp civcivlerin yumurtalardan çıkması sağlanarak anlatılıyor. Hindistan’da bir gazete, tirajlarını artırmak amacıyla alternatif bir başbakanlık seçimi düzenliyor. ‘Akli meleke’ ya da ‘akla dayalı yetenekler’ anlamına gelen Fakülte de Titanium kafasında iş yapıyor. Fakülte aynı zamanda hizmet verdiği markalar için ‘fikri mülkiyetler’ geliştiren bir ajans. Bizim için çizgi altı-çizgi üstü gibi kavramların, müşterinin televizyon bütçesi varmış-yokmuş gibi ayrıntıların hiçbir önemi yok. Bizim tek amacımız müşteriye sunduğumuz strateji ve fikrin markanın etkinliğine hizmet etmesi; alıştığımız, bildiğimiz reklamcılıkla ilgisinin olup olmaması değil. Bünyemizde ne yaratıcı departman, ne planlamacılar, ne de müşteri temsilcileri var. Biz markaların ihtiyaçlarına göre yenilikçi çözümler geliştirmeye inanıyoruz. Sattığımız fikirler birer ürün olma özelliği taşıyor, yani lisansını müşterilerimize verdiğimiz fikri varlıklar yaratıyoruz.

Kaç kişiyle yola çıktınız?

Her biri alanlarında kendini ispatlamış tecrübeli bir çekirdek kadromuz var. Bu nüve ekip haricinde projelerin ve bütçelerin ihtiyaç duyduğu oranda büyüyebilen federatif bir yapılanma kurduk. Örneğin Uykusuz yazarları, bazı projelerde ekibimize dahil olan, işbirliği içerisinde bulunduğumuz kreatif ekiplerden biri. Bunun gibi ihtiyacımız doğrultusunda bir araya geldiğimiz pek çok yaratıcı isim söz konusu. Dekorasyon ve tasarım dünyasında son yıllarda ön plana çıkan modüler sistemi ajans yapılanmamıza uyarladığımızı söyleyebilirim. Bu birçoklarına ilginç gelen model bizim her anlamda daha esnek olmamızı sağlıyor. Şu an piyasada faaliyet gösteren ajanslar ya çeşitli departmanlardan ya da bu departmanlardan birer temsilci barındıran marka takımlarından oluşuyor. Fakülte bunlardan çok farklı bir biçimde yapılandı. Eldeki kadrolu elemanlar kendi ücretlerini tabiri caizse ‘çıkarmalılar’ mantığıyla yaklaşan ajans yönetimlerinden farklı düşünüyoruz. Yepyeni bir modelle iş özelinde deneyim ve ilgi alanlarına paralel olarak daha yaratıcı ve üretken olacağına inandığımız isimleri bir araya getiriyoruz. Bu tür yapılanmanın personelin motivasyonu açısından da bu çok önemli olduğunu düşünüyorum. Aynı ekipler uzun dönem aynı markalara hizmet ettiklerinde, bir süre sonra o işlere karşı heveslerinin asgari düzeye indiği görülüyor. ‘Bir kreatif profesyonelse her markaya aynı hevesle yaklaşmalıdır’ teorisi pratikte kesinlikle çalışmıyor. Her kreatif, uğruna pek çok gece sabahlamak zorunda kalacağı, kendinden birçok fedakarlıkta bulunacağı markayı kendi belirleyebilmelidir. Üstelik bu yöntemle, klasik ajansların bünyelerinde hiçbir zaman barındıramadıkları profesyonelleri biz yaratım çalışmalarımıza gereken noktalarda dahil edebiliyoruz. Yani bir düşünce kuruluşu, bir ‘think tank’ mantığıyla hareket ediyoruz. Gerektiğinde bir otomobil tamircisini, bir mimarı ya da bir doktoru bile seanslarımıza dahil edebiliyoruz. Birçok ülkede bu sistemi uygulayan yaratıcı ajanslar oldukça başarılı olduğuna göre, bizde de başarılı olacaktır.

Okan Bayülgen kendi sektörünün dışında bir sektöre adım attı. Ajanstaki rolü ne olacak? Reklamcılık deneyimi var mı önceden?

Fakülte, ne şanslıdır ki Okan Bayülgen’in özellikle medya ve iletişim sektöründeki ticari bilgi ve görgüsünden faydalanıyor. Türkiye’de, bir zamanlar ‘mühim’ kitapları okumuş, ağzı iyi laf yapan, kalın purolar içen, satışı iyi, one-man-show reklam ajansı patronlarına hepimiz alıştık. Belki de bu profillerden biraz sıkıldık. Özellikle de müşterilerin, bu rockstar patronlarla en basitinden bir toplantı ayarlayabilmek için ne denli yoğun çaba sarf etmek zorunda kaldıklarına sektördeki herkes defalarca tanık olmuştur. Belli bir yaşa geldiklerinde “Ben artık yoruldum, yeni sevgilimle tekneme binmek istiyorum” diyen bu patronlar, o güne kadar egolarını geriye çekerek çalışanlarını yeterince ön plana almadıkları için, belirli bir aşamadan sonra sadece kendi isimleriyle özdeşleşmiş ajanslarında, kendileri olmadan iş yapılamayacağını fark ettiklerinde müthiş bir panik yaşamaya başlıyorlar. Son anda profesyonelleşme doğrultusunda attıkları adımlar da fazla bir işe yaramıyor. Bu yapılanmayı tecrübelerimizle çok iyi gözlediğimiz için Fakülte’nin bir patron ajansı olmayacak. Bizim tek odağımız fikir; en iyi fikri bulan patrondur. Çalışma arkadaşlarımız buna gönülden inanan profesyonellerden oluşuyor. Fakülte’de ben kreatifim diye ortalarda mesaj içerikli t-shirtleriyle dolanan ya da cool takılan ukala babylon reklamcıları da yok. Onun yerine, meraklı, hevesli, çalışkan, olayı tüm boyutlarıyla kavramış ‘adman’ ve ‘adwoman’lar var. Ben stratejik planlama kökenli olduğum için stratejiye çok önem veriyorum. Burada yaratıcı strateji her fikrin temelinde yer alıyor. Çok yakında tamamlanacak olan Maslak ofisimizde, seslendirme stüdyosu, fotograf ve film stüdyosu, her türlü podüksyon ve post-prodüksyon fasilitesini sunan entegre bir teknik altyapımız bulunacak. Bu bize hız ve prodüksyon anlamında çok büyük avantajlar sağlayacak.

Röportaj: Selin Akıncı