Engin Ardıç’tan sucuk reklamı yazısı

Engin Ardıç, Ramazan nedeniyle yeniden gündeme gelen sucuk reklamları konusunda “Açık ve yakın tehlike” başlıklı ironik bir yazı yazdı.

19.09.2007 - 11:33 | MediaCat

Facebook
Twitter
Google+
LinkedIn
+

Engin Ardıç, Ramazan nedeniyle yeniden gündeme gelen sucuk reklamları konusunda “Açık ve yakın tehlike” başlıklı ironik bir yazı yazdı. “Param çıkışmıyor, ne zamandır istiyorum ama alamıyorum, televizyonda Mercedes reklamları yasaklansın!” diyen Ardıç’ın Akşam gazetesinde yayınlanan yazısı şöyle:

Param çıkışmıyor, ne zamandır istiyorum ama alamıyorum, televizyonda Mercedes reklamları yasaklansın! Audi’ye bile kısıtlama getirilsin! Honda… Eh işte, o kalabilir, o daha ucuz…

Parası pulu olan, istediği arabayı alan birçok kişi var ama benim yok ya, önemli olan benim durumumdur…

Öte yandan, şu şu şu yazarların yazılarını beğenmiyorum, yazdırılmasın! Televizyonda da hoşuma gitmeyen konuşmalar yapanlar var, niçin konuşturuyorlar bu adamları?

Ben kim oluyorum? Sarı Çizmeli Mehmet Ağa… Hiç önemli değil, herşey benim beğenime, benim arzularıma. benim koşullarıma göre biçimlenecek!

Böyle bir yazı yazsam ne düşünürsünüz?

“Herif kafayı yedi” dersiniz herhalde…

Ama sucuk reklamına karşı çıkılması size doğal geliyor, öyle mi?

“Paramız yok, alamıyoruz, çoluk çocuk televizyonda görünce istiyor” deyince içinizde hemen ılgıt ılgıt bir sevecenlik…

“Emekçi halkım bilgisayar alamıyor, üstelik İngilizce de bilmiyor, işine yaramaz, bilgisayar satışları durdurulsun” desem zil takıp oynayacaksınız belki de.

Popülizmin bozuk sirke benzeri ayak kokusudur bu!

Bir tarihte, “Boğaz’da üç yüz lira yazıp sizi söğüşledikleri balık ve rakıyı Burgazada’da -toprağı bol olsun- Barba Yani’de üç kişi elli liraya yiyip içersiniz, kaçırmayın” yazmıştım, aklım sıra halka iyilik etmiştim de, serserinin biri hemen eleştirmişti: Benim elli liram var mı bakalım?

Ben de “aç kal ya da bok ye” demiştim kendisine.

Bir sucuk reklamı varmış, ben seyretmedim… İnsanlar burunlarını dikip havayı kokluyor, sucuğun kokusunu alınca da sokağa fırlayıp tazı gibi koşuyorlarmış… Toplumu yaralayıcı ve aşağılayıcı bir görüntüymüş bu, yasaklanmalıymış… Öte yandan, dar gelirli aileler sucuk alamayacaklarından, yoksunluk ve hüzün yaratıyormuş… Bir dernek böyle demiş.

Sucuk, pastırma, zeytin, peynir, reçel, güllaç reklamı, Ramazan ayında da yapılmayacaksa ne zaman yapılacaktır be kardeşim? Reklamı yapılmayacaksa nasıl satılacaktır?

“Yayınlandığı saat da uygun değilmiş”… İftardan önce değil de, teravihden sonra mı yayınlanmalı?

İnsanları acıktırıyor, tüketime teşvik ediyor… Kimse bir şey tüketmesin.

Bu reklamda halkı yanıltıcı bir unsur mu var? Hayır. Haksız rekabet mi var? Hayır. Genel ahlaka mı aykırı? Hayır. “Özendirici” niteliği var… Çok ayıp! Reklam dediğin tüketiciyi özendirir mi, reklam dediğin üründen nefret ettirir!

Hemşerim, reklamcı ürünü pazarlamak için isterse oyuncuyu amuda da kaldırır, denizde de yürütür, uzayda da uçurur… Ben Çapa Tıp Fakültesi’ne gidip bir ameliyata girsem ve “hastanın orasını kesme, burasını kes” desem hoca polis çağırır, ama bir avukat bir reklamcıya reklamcılık öğretmekte sakınca görmüyor…

Maaşıma zam yapılmıyor, demek ki memleket batıyor. Dar gelirli uçağa da binemiyor, THY reklamları hemen durdurulsun. Fakir fukara yurt dışına çıkamıyor, bütün turizm programları iptal edilsin, Avrupa’ya gidemezse rencide olur. Antalya’da oteller çok pahalı, hepsi kapatılsın ve bütün kıyı eskisi gibi bataklık yapılsın. Süt reklamlarında ineklerin memeleri görülüyor, ahlak bozuluyor, ineklere sutyen giydirilsin. Köprülerde trafik tıkanıyor, ikisi de yıkılsın. Topkapı Sarayı’nda sergilenen “Kaşıkçı Elması” satılsın ve parası halka dağıtılsın. Engin Ardıç denilen herif bana ağır gelen, anlamadığım yazılar yazıyor, kovulsun!

Halk gidip gidip Recep Tayyip Erdoğan’a oy veriyor, bu halk hemen iptal edilsin, yerine yeni bir halk bulunsun.

“Açık ve yakın tehlike” arayıp duruyorsunuz ya, Amerikan zagonunca “clear and present danger”… Memlekete zarar verecek tehlikeli gelişme…

İşte bazı beyinlerdedir.