Endüstriyel medya artık sadece üretici mi?

Medyanın güç kaynağı erişim midir?
02.07.2015 - 11:27
Facebook
Twitter
Google+
LinkedIn
+

Medyanın güç kaynağı erişim midir?

Bir milyarlık Android ekosistemi, yüz milyonlarca hesaplık Apple dünyası ve 1,4 milyarlık Facebook bu konuda iyi örnekler olabilir mi?

Kitleselliğin yanında mükemmel hedefleme ve içeriği anında adrese teslim etme özelliği Facebook haricinde kaç mecrada var?

Medyanın güç kaynağı içerik midir?

O zaman New York Times, Der Spiegel, Guardian, CNN, BBC gibi medya markaları mı öne çıkar?

Peki, endüstriyel medya masaya yılların güvenini, fikir liderlerini, haberciliğini koysa… Enformasyon çağının çocukları da milyarlarca insana her an dokunabilmenin gücünü eklese… Geleceğin ideal medyası bu olabilir mi?

12 Mayıs’ta lanse edilen Facebook Instant Article ve Apple’ın WWDC’de duyurduğu “News”un ardından insan ister istemez bu soruları sormaya başlıyor.

İçerik üretimi ve dağıtımı endüstriyel çağda tek kapta pişen bir yemekti. Üretenle dağıtanın gücü tekti. Yeni dünyaya geçişte de bu formülün devam edeceği öngörülüyordu.

Şimdi yeni dünyanın “büyük dağıtıcıları” uzun zamandır beklenen “yüksek oktanlı içerik” avına çıkmaya başladılar.

“Büyütülecek bir konu değil, Facebook Instant Article sadece dokuz stratejik ortakla lanse edilmiş” diyebilirsiniz.

Liste The New York Times, Guardian, BBC, Bild, Spiegel, Atlantic, BuzzFeed, NBC News ve National Geographic diye sıralanınca durum değişiyor.

Öte yandan Apple News’un 50 yayıncıdan oluşan listesi, dünyadaki ana oyuncuların hemen hepsini kapsamışa benziyor.

Üretim-dağıtım hattında zemin kayıyor. Hızlanarak kaymaya devam edecek.

New York Times’ın trafiğinin yüzde 15’i Facebook’tan geliyor. Yakın bir geçmişte bu rakamın yarısından bahsediliyordu. National Geographic için bu oran yüzde 25.

Twitter bu denklemin biraz dışında kalıyor. Medya markaları bu platformu kendi platformlarına trafik çekmek ve yeni çağın son dakika ekranını yaratmak için kullanıyor.

Hatta hayat o kadar hızlı ki, son dakika yerine son saniye demekte fayda var belki de.

İşte bu dakikadan saniyeye geçiş geleneksel medyanın kasları için fazla hızlı kalacak ve sıkıntı yaratacak.

2-3 dakikada bir yenilenen manşetler insanlar için artık çok yavaş. Her 2-3 saniyede bir ekranda parıldayarak akan bir dünya artık yeni normal.

Öte yandan geleneksel medyanın dijitalleşmeye yaptığı yatırım ve gelişim hızı, silikon vadisinin hızlı delikanlıları ile yarışmakta zorlanıyor.

Bu resimden hareketle geleneksel medya markaları üretici + dağıtıcı rolünden üretici rolüne doğru çekilir mi?

Olabilir.

Dağıtım için kendini silikon vadisinin kollarına bırakacak bir medya, reklam gelirlerini nasıl yönetir?

Facebook’un şu anki modeli, yayıncıyı kolluyor gözükse de, orta/uzun vadede geleneksel medya markalarının değerlemeleri bundan nasıl etkilenir?

Her şeyin yanında endüstriyel egolar bu kadar bağımlı olmayı kaldırır mı?

Sadece haber platformları ile sınırlı mıyız? Elbette hayır.

Dünya Kupası canlı yayını veya bir prime time TV dizisinin Youtube’dan yayınlanması uzak bir gelecek olmayabilir. Salonlardaki her akıllı TV’nin zaten Youtube uygulamasını da barındırdığını düşünürsek, uçuk bir ihtimal değil.

Cevabını bekleyen çok sayıda soru var. Çözüm kağıt üzerinde bir hesap veya bir köşe yazısında nokta konulacak kadar basit değil. Zira medya dediğimiz dünya sadece reklam yatırımlarından, köşe yazarlarından ve son saniye haberlerinden ibaret değil.

Medya büyük bir güç oyunu. Güç ve paranın bir araya geldiği bir ortamda yarın neler olacağını kesin olarak söyleyebilmek de kolay değil.