En çok ödül alan ajanslar ve reklamverenler

Geçtiğimiz yıl meşhur The Gunn Report’un yerli versiyonu The Cat Report’un birincisini hazırlayarak Türkiye’de düzenlenen en önemli reklam yarışmalarında en çok ödül alan ajans ve reklamverenleri belirlemiştik...
01.02.2010 - 00:00
Facebook
Twitter
Google+
LinkedIn
+

Geçtiğimiz yıl meşhur The Gunn Report’un yerli versiyonu The Cat Report’un birincisini hazırlayarak Türkiye’de düzenlenen en önemli reklam yarışmalarında en çok ödül alan ajans ve reklamverenleri belirlemiştik. Bu yılki raporda, 2009 yılında düzenlenen 5 yarışma üzerinden yapılan değerlendirmeye göre en çok ödül alan ajanslar DDB&Co. ve TBWAİstanbul oldu. En çok ödül alan reklamverenler listesinin zirvesinde ise Coca-Cola yer alıyor.
Türkiye’de yapılan belli başlı reklam yarışmalarında en çok ödül alan reklam ajansları ve reklamverenleri belirlemek amacıyla bu yıl ikincisini hazırladığımız The Cat Report’ta Kristal Elma, Felis Ödülleri, Effie, MediaCat Açıkhava Ödülleri ve Kırmızı’nın sonuçlarını dikkate aldık. Bu yarışmalarda alınan ödüllerden yalnızca kategori birincilikleri ve büyük ödüller dikkate alındı.

İkincilikler, üçüncülükler, başarı belgeleri ve başvuran kampanyalardan bağımsız olarak verilen jüri özel ödülleri değerlendirmeye alınmadı.
Sıralama yapılırken her bir ajans ya da reklamverenin kategori birinciliği veya büyük ödül olarak toplam kaç ödül aldığına bakıldı. Aynı sayıda ödül alan iki ajans ya da reklamveren arasında büyük ödül alanlar diğerlerinin önünde yer aldı.

Eşit sayıda ödül alan ama hiç büyük ödül almayan ajans ve reklamverenler ise alfabetik olarak sıralandı.

ZİRVEDE İKİ AJANS: DDB&Co ve TBWA İstanbul
‘En çok ödül alan ajanslar’ listesinde DDB&Co. ve TBWAİstanbul toplam 14 ödülle ilk sırayı paylaştılar.

DDB&Co. 8 Kristal Elma, 3 Kırmızı, 1 Effie ve 2 MediaCat Açıkhava Ödülü ile bu başarıya ulaşırken, TBWAİstanbul 8 Kristal Elma, 1 Felis Ödülü, 3 Kırmızı Ödülü ve 2 MediaCat Açıkhava Ödülü’yle birincilik koltuğunu paylaştı. Bu iki ajansın da değerlendirmeye aldığımız hiçbir yarışmada büyük ödül almamış olması ilginç bir detay olarak dikkat çekiyor.

14 ödülle zirvede yer alan bu iki ajansı, ikisi büyük ödül olmak üzere toplam 12 ödül alan Grey İstanbul, 1’i büyük ödül olmak üzere toplam 11 ödül alan Markom Leo Burnett ve 7 ödül alan Medina Turgul DDB takip etti.


EN ÇOK ÖDÜL ALAN MEDYA AJANSI: Universal McCann

En çok ödül alan medya ajansları listesinin zirvesinde ise Universal McCann yer aldı. Ajans Felis’te 1 ve MediaCat Açıkhava’da 3 birincilik ödülünün yanısıra, MediaCat Açıkhava Ödüllerinde iki büyük ödülün ikisini de aldı.

REKLAMVERENLER ŞAMPİYONU COCA-COLA
En çok ödül alan reklamverenler liginde ise 2009 şampiyonu Coca-Cola oldu. İçecek devinin çeşitli markaları için yapılan iletişim çalışmalarına Kristal Elma’da 2, Effie’de 1, MediaCat Açıkhava’da 2 ödülün yanısıra, yine MediaCat Açıkhava’da iki büyük ödül verildi. Coca-Cola’yı 6 ödülle Anadolu Sigorta ve 5 ödülle Finansbank takip etti.

Tüm sonuçlara bakınca; DDB&Co., TBWA İstanbul ve Universal McCann’i yüksek yaratıcı performansları, Coca-Cola’yı ise bir reklamveren olarak yaratıcılığı destekleyen cesareti nedeniyle tebrik ediyorum.

 

2009’UN EN KÖTÜ YÖNETİLEN MARKASI AKMERKEZ

Hazır bu sayıda 2009’un en iyilerini vermeye devam ediyorken, en kötü yönetilen markayı da atlamayalım istedim. Akmerkez’in 2009’daki marka yönetimi üniversitelerde ve kaynak kitaplarda en kötü vaka olarak yerini almayı fazlasıyla hak ediyor. Türkiye’de kapitalizmin sembolü haline gelmiş ve birçok global şirketin ilgi gösterdiği, ‘Başka Akmerkez yok’ gibi adına kitaplar yazılan bir markaydı Akmerkez.
Sözümona yeni rakipleriyle yarışabilmek için Akmerkez yönetimi birkaç yıl önce harekete geçti. Uzun süren ve bir türlü yönetilemeyen, bitirilemeyen bir inşaata başladı. İşte bu süreçte yaşananlar: Hiçbir şekilde bilgilendirilmeyen Akmerkez sakinleri ve esnafı. Batan ve/veya maddi sıkıntıya düşen esnaf. 8 inşaat şirketinin aynı anda çalıştığı, ancak ne hikmetse bir türlü bitemeyen bir inşaat. Belediye tarafından ‘kaçak’ inşa ediliyor gerekçesiyle durdurulan yemek katı inşaatı. Hem Türkiye’nin merkezinde olacaksınız, hem de kaçak bina yaptıracaksınız. Anlaşılır gibi değil! Kaçak değilse bile, bunun basına bu şekilde yansımış olması büyük bir skandal.
Bir kat dolusu ne yaptığı belli olmayan, ama ‘Akmerkez’i yönetiyor’ gibi yapan insan topluluğu. Marka yönetmeyi, kitap bastırıp yılbaşı hediyesi olarak göndermek zanneden snob yöneticiler. Kamu, devlet dairelerini aratmayacak bir bürokrasi. Bunlar bu çağda, dünyanın sayılı merkezlerinden birisine aday olması gereken bir iş merkezine asla ve asla yakışmıyor.
Tüm bunlardan dolayı Akmerkez, 2009’un en kötü yönetilen markası olarak ilan edilmeyi fazlasıyla hak ediyor.

Yeşil Kuşak

YENİ OPET PROJESİ ‘TEMİZLİK RAYINDA’
OPET Yönetim Kurulu Üyesi Nurten Öztürk neredeyse tüm yaşamını sosyal sorumluluk ve çevre projelerine ayırmış, takdir ettiğim bir yönetici. Yıllar önce ‘Temiz Tuvalet’ kampanyasını bize anlatmış, çok iddialı olduklarını ve bu projeyi uzun vadede devam ettireceklerini belirtmişti. O zaman bu iddia bana biraz abartılı gelmişti. Ancak geçtiğimiz günlerde Temiz Tuvalet kampanyasının 10. yılına girdiğini öğrendiğimde ne kadar haklı olduklarını anladım.

Bu projede başta OPET istasyonları olmak üzere tüm Türkiye’de temiz tuvalet kullanımını ve hijyeni yaygınlaştırmak amacıyla yola çıkıldı. Bugüne kadar Milli Eğitim Bakanlığı ve Kültür Bakanlığı ile yapılan işbirliği sonucunda 100 bini aşkın öğrenciye eğitim verilmiş. Engelli vatandaşların sorunları da düşünülerek, OPET akaryakıt istasyonlarına engelli tuvaleti şartı ve standardı getirilmiş. Bebeklerin tuvaletlerden mikrop kapmamaları için istasyonlara bebek bezi değişim üniteleri yapılmış. Çocuk ve yetişkinleri eğitmek amacıyla çeşitli filmler yapılmış ve bunlar zaman zaman reklam filmi olarak yayınlanmış.
Temiz Tuvalet kampanyasının 10. yılında, TCDD ile işbirliğine gidilerek, ‘TCDD ve OPET El Elele, Sağlık ve Temizliğe’ sloganı ile ‘Temizlik Rayında’ projesi başlatılmış. Bu yeni kampanya çerçevesinde, TCDD’ye ait gar, istasyon ve trenlerdeki tuvaletler temiz ve hijyenik hale getirilecek. İlgili tüm personelin eğitilmesinin yanında, yolcular da hijyen kuralları konusunda bilinçlendirilecek. Nurten Öztürk, bu projenin büyümeye çok müsait olduğuna, istasyonların çevre düzenlemeleri dahil birçok yeni proje doğuracağına inanıyor. Benim de en büyük hayallerimden birisi olan Sirkeci Garı’nın bir gün restore edilerek bir müzeye dönüştürülmesi umarım bu projeye gelecek desteklerle gerçekleşir.