Ekrem Dumanlı’dan Yiğit Şardan’a yanıt

Zaman Genel Yayın Yönetmeni Ekrem Dumanlı, Reklamcılar Derneği Başkanı Yiğit Şardan'ın geçtiğimiz cuma günü yaptığı açıklamasına bugünkü köşe yazısında yanıt verdi...

22.03.2010 - 00:00 | MediaCat

Facebook
Twitter
Google+
LinkedIn
+

Zaman Genel Yayın Yönetmeni Ekrem Dumanlı, Reklamcılar Derneği Başkanı Yiğit Şardan’ın geçtiğimiz cuma günü yaptığı açıklamasına bugünkü köşe yazısında yanıt verdi.

Ekrem Dumalı’nın konuya ilişkin yaptığı açıklama şu şekilde:

‘Reklamcılar Derneği Başkanı sıfatıyla konuşan Yiğit Şardan, yanlış bir bilgiyi ısrarla tekrar ediyor. Güya tirajlar denetlenemiyormuş; bunun sebebi de Zaman Gazetesi’nin Rekabet Kurulu’na şikâyetiymiş. Kısacık cümleler içine bu kadar bilgi hatasını sığdırabilmek için özel bir gayret lazım olsa gerek. Çünkü Yiğit Bey’in bahsettiği konu son derece açık ve somut! Dilerseniz meselenin özünü bir kere daha anlatayım.

1- ABC adı verilen yapıda tiraj denetim yönetimi oluşturulurken Zaman’ı ve pek çok medya grubunu dışlayan bir plan yapılmıştı. Buna itirazlar yükselince işin içine Rekabet Kurulu girdi ve yapının çoğulcu ve katılımcı olması gerektiğini söyledi. Böylece ilk oyun bozulmuş oldu. Zaman, bir denetim dayatması ile karşı karşıya gelmedi; tam aksine ‘Biz de denetlenmek istiyoruz’ diyerek kurulacak denetim kuruluşunun yönetimine katıldı. Korkacak bir şeyi olan niçin ‘Gelin beni de denetleyin’ desin ki!

2- ABC isimli tiraj denetim yapısında yer alan bazı kişiler (özellikle de Yiğit Şardan ve şürekası) abone sistemini devre dışı bırakacak kriterler uydurmaya başladı. Dünya denetim kriterlerini görmezden gelerek Türkiye’ye mahsus maddeler icat etmeye yeltendiler. ABC yönetimindeki diğer üyeler de bundan rahatsız oldu. Buna razı olmayacağımızı, hukuk içinde haklarımızı arayacağımızı kendilerine söylememize rağmen bir grubun çıkarlarına hizmet edecek teşebbüslerine devam ettiler. Rekabet Kurulu’na başvurmaktan başka çare kalmamıştı…

3- Rekabet Kurulu derinlemesine bir araştırma yaparak meseleye son noktayı koydu. ABC’ye 9 maddelik ev ödevi verdi. Bu ödevin manası ‘Bunları yapmazsanız haksız rekabete yol açarsınız ve buna müsaade etmem’ demekti. Tembellikten midir bilemem; ancak haksız rekabete yol açacak yapıyı oluşturan bazıları, kendine çekidüzen vereceğine mahkemeye başvuruda bulundu ve Rekabet Kurulu’nun yükümlülüklerini yerine getirmeyerek gazetelerin tirajlarını denetlenemez hâle getirdi…

4- Yüksek Mahkeme, Türkiye’nin en köklü ve en yetkin üniversitelerinden birini devreye sokarak konuyla ilgili rapor istedi. Bu rapor çok önemliydi; çünkü değişik medya gruplarının fikirleri ortadan kalkmış, iş bilimsel bir çalışmaya havale edilmişti. Üniversite, 30 Ocak 2009 tarihinde yargıya bir rapor sundu. Şayet sağda solda Zaman’ı suçlayanlar gerçekten yiğit olsalardı bu raporu okuyunca yüzlerinin kızarması gerekirdi. ABC tiraj denetim yapısını diledikleri gibi yönlendireceğini sananlar burada da hüsrana uğradı. Bilirkişi raporu da haksız rekabetin cengâverlerini kevgire çevirdi…

5- Hiçbir yerden umduğunu bulamayan ancak rekabete dayalı bir düzeni kurmaya da yanaşmayan ABC içindeki bir grup, Rekabet Kurulu’nun kendilerine tanıdığı süre dolacakken paniğe kapıldı ve faaliyetlerini askıya aldığını açıkladı. Yani, herhangi bir kurum ABC’nin faaliyetlerini durdurmadı; Yiğit Bey ve ekibi kendi kendilerini lağvetti. Ne kadar zor bir ev ödeviymiş bu!

6- Bütün bunlar yaşanırken gazeteniz Zaman, yeni bir arayışa girdi. ‘Dünyada gazete tirajını en iyi ve en geniş manada kim denetliyor?’ sorusuna karşılık arayan gazetemiz, bu konuda dünyanın en iyilerinden olan BPA World Wide ile çalışmaya başladı. 2006’nın son çeyreğinden bu yana Zaman’ın tirajı uluslararası denetimden geçiyor. Buna rağmen hâlâ bazı kişiler dedikodu üreterek, yalan yanlış bilgilerle insanların kafasını karıştırmaya çalışıyor. Neyse ki Habertürk ve Hürriyet de uluslararası denetime açılacağını yakın zamanda beyan etti. Zaten doğru olan da bu. İsteyen istediği şirkete (bu şirketlerin uluslararası düzeyde güvenilir ve tecrübeli olması şartıyla) kendini denetletebilmeli ve bunu kamuoyuna sunabilmeli…

7- Üzülerek belirtmem lazım ki, Rekabet Kurulu’nun objektif kararını hiç okumadan yazı yazanlar oldu. Biz hep şöyle dedik ve diyeceğiz: İlle de bir gazetenin tirajından şüphe edilecekse ölçü şudur: Bir medya grubu gazeteyi hem basıyor, hem dağıtıyor, hem tiraj raporu açıklıyorsa bundan şüphe edilebilir. Rekabet Kurulu’nun ve üniversitenin bilimsel raporları orada dururken yalana sarılmak yiğitçe bir davranış biçimi olmasa gerek.

Geçenlerde Habertürk yazarı Yavuz Semerci, kitabın ortasından konuşarak açık yüreklilik ve cesaretle yaklaştı tiraj tartışmalarına. ‘Bu iş Yiğit Şardan’a bırakılamayacak kadar önemlidir’ diyen Semerci, Rekabet Kurulu’nun raporunu okumuş ve açıkça "Zaman’a haksızlık yapıldığını" söyledi. Keşke bu konuda daha önce yazı yazanlar da zahmet buyurup o raporu okusaydı. Hiç olmazsa Gazi Üniversitesi tarafından yazılan bir diğer rapora baksalardı.

Şimdi Rekabet Kurulu, TİAK ve BİAK adlı kuruluşların rekabet esasına uygun yeniden yapılandırılmasını istiyor. Şardan yine sahnede. Kafa karıştıracak beyanlarda bulunuyor. Belli bir grubun çıkarını temin etmek için sağlı sollu çalışmalar yapılıyor. Kulislere yansıdığına göre öyle bir sistem arayışı var ki yine bir taraf abâd edilirken diğer medya grupları mağdur edilecek. Yine haksız rekabete yol açacak düzenlemeler peşinde olanlar bulunabilir. Ancak Türkiye eski Türkiye olmadığı gibi, medya da eski medya değil. Tarihinde hiç olmadığı kadar çok sesli bir medya ile karşı karşıyayız. Değişik kimliklerle değişik dernekler kurup sonra da sektörü dilediği gibi oradan buraya, buradan oraya savuranlar bunun farkına bir an önce varmalı. Yoksa bu adaletsiz yapıya ne kamu vicdanı müsaade eder ne de sektörün iç dinamizmi. Bu, sadece malî bir konu değil; aynı zamanda medyanın çoğulcu ve demokratik yapısının sağlam temeller üzerine oturtulmasıdır. Değerli meslektaşım Fatih Altaylı, Hürriyet ve Zaman’ı ortak denetime davet ediyor ve "var mısınız?" diye soruyor. Tabii ki varız. Ancak şaibeli bazı kişilerin keyfî kriter uydurmasının önüne geçilmek şartıyla… Hiç kimse ‘Bize kıyak geçilsin’ demiyor. Tam aksine, ‘Özel kıyaklara dayalı kapalı medya dönemi bitsin’ deniyor. Bunu istemeyen kime hizmet ediyor dersiniz?’