Duygulara konuşan reklamlar ve daha fazlası

Cannes yedinci gününü pazarlama ve reklam devlerini ağırlayarak kapattı.

24.06.2017 - 12:04 | MediaCat

Duygulara konuşan reklamlar ve daha fazlası
5
paylaşım
Facebook
Twitter
Google+
LinkedIn
+
Nedir?

Cannes’ın yedinci günü dün sona erdi. Oturum detaylarına geçmeden önce, festivalin dün açıkladığı önemli bir kararı paylaşalım. Publicis Groupe’nin festivalden ayrılık kararının etkileri tartışıladursun, Cannes bu kararın mevcut etkilerini en aza indirgeyebilmenin yollarını arıyor gibi görünüyor. Buna göre sektörün ihtiyaçlarına yanıt vermesi ve festivalin geleceğini şekillendirmesi yönünde katkıda bulunacak olan bir danışma kurulu için ilk adımlar atıldı. Kurulun üyeleri arasında, P&G Chief Brand Officer Marc Pritchard, Burger King Head of Brand Marketing Fernando Machado ve AT&T Chief Brand Officer Fiona Carter gibi isimler yer alıyor.

Kalbe dokunan reklamların sırrı

“Can’t stop the feeling’-Emotional advertising, a masterclass” oturumunda, kalbe hitap eden reklamların gerçek sahiplerinden John Lewis’in kahramanları sahne aldı. IPA Direktörü Paul Bainsfair’in moderatörlüğünü yaptığı oturumda, markanın reklam ajansı adam&eveDDB Kurucusu ve Global CEO’su James Murphy, adam&eveDDB CCO’su Richard Brim ve John Lewis Müşteri Direktörü Craig Inglis yer aldı.

Oturum “duygulara ve kalbe hitap eden reklamların mantığa hitap edenlerden çok daha başarılı olduğu” söylemiyle start aldı. Bu süreçte önemli olanın ise markanın kampanyayla yarattığı heyecana kapılmayıp, gerçek duygulara yoğunlaşmaya devam etmesi olduğunun altı çizildi.  John Lewis uzun zamandır özellikle Noel döneminin en iddialı kampanyalarına imza atıyor. Konuşmacılar bu dönemde yarattıkları etkiyi; kitaplar, oyunlar ve uygulamalar çıkararak desteklediklerini, tüm bunların ise tüketicinin hangi noktadan isterse oradan markayla etkileşime girmesini sağladığını söylediler.

Yaratıcılığın gücü nerelere uzanabilir?

Yaratıcılık dünyayı değiştirebilir mi? Bu soru ne ilk ne de son kez, ancak bir kez daha Cannes sahnesine taşındı. Publicis Groupe Danışma Kurulu Başkanı Maurice Levy’nin IMF Başkanı Christine Lagarde’ı ağırladığı Cannes sahnesinde keyifli bir sohbet yaşandı.

Lagarde konuşmasının başında yaratıcılığın tanımını, “karşı gelmek, sapmak ve problemlere alternatif yollar sunmak” şeklinde yaptı. Levy’nin kendisini bu dünyaya sürükleyen motivasyonları sorması üzerine ise Lagarde, “Fransızların her şeyden şikâyet etme eğilimi beni giderek daha fazla çileden çıkarıyordu. Ben risk almayı seven biriyim. Bence yaratıcılığa kendi içinizde başlayabilirsiniz. Bu tamamen bir şeyleri yeniden keşfetmekle, kendine güvenmekle ve bir ekip yaratmakla alakalı” diyerek yanıt verdi.

Lagarde kadınların iş dünyasındaki varlığını kendi kariyerinden örnek vererek, “Kadınların idareci pozisyonlara gelebilmesi için bazen rezil durumların yaşanmış olması gerekiyor.

Seçildiğim pozisyonlara gelmemde, erkeklerin bu işi yapacak cesareti gösterememeleri ya da risk almamaları da rol oynadı” diyerek açıkladı.

Cannes Debate zamanı

Bu yıl Cannes’ın en yoğun ilgiye sahne olan oturumlarından biri kuşkusuz WPP ev sahipliğinde gerçekleşen Cannes Debate oldu. WPP Kurucu ve CEO’su Martin Sorrell’in spor ve film dünyasından iki dev isimle, Robert Kraft ve Ron Howard’la söyleştiği dakikalarda “geleneksel vs. dijital medya, egoyla baş etmek, NFL’in geleceği ve ikilinin gelecek planları” konuşuldu.

Oturumun bazı satır başları ise şöyle:

  • Ego merkezli bir sektördeyiz. Her zaman nasıl farklılaşabileceğimizi düşünüyorum. Her zaman kaliteli insanların peşindeyim. Bu kadar zamanda öğrendiğim şey şu ki; bu konuda kendi içinde ayrım yaşayan büyük şirketlerle rekabet halinde olabiliriz. Ancak mesele, gerçekten yetenekli kişilere sahip olmak, işin en başında ego sorunu yaşayıp yaşamadıklarını anlamak ve bu konuda bir ayrım yaratmalarına izin vermemek. Bir şeyi çok iyi yaptığınızda, başarı payı alan kim olacak? İnsanları bir arada tutmak en zorlu şey. – RK
  • Yaratıcılık anlamında özgürleştirici. Özellikle abonelik modelleri, reytinglere ve yorumlara odaklı değil. Hem izleyiciye hem de yaratıcı sektöre faydası olan deneyimsel ve iddialı bir süreç bu. Ancak izleyici yine de kral; neyi ne zaman izlemek istediklerini bize onlar söyleyecekler. Teknoloji kesinlikle büyüleyici ancak kreatifler olarak bizim işimiz, her ne kadar soru işaretleri yaratsa da ilgili paydaşlar arasında diyaloğun devamlılığını sağlamak. Elbette onların da zorlamaları gereken kendi pazarlama hedefleri ve kaynakları var ancak son karar merci her zaman izleyici.” – RH (Netflix ile çalışma deneyimi üzerine)

Howard sözlerine, geleneksel ve dijital medya arasındaki mücadelenin bir kazananı olmayacağını, ancak daha nüfuzlu olan bir taraf olacağını ve sinema filmlerinde gelecek görmediğini ekledi. Howard Sorrell’in sorusu üzerine, en gurur duyduğu filmini Cannes sahnesinde açıkladı. Apollo 13!

Lion of St. Mark ödülünün sahibi David Droga sahnede!

Yedinci gününde Debussy’deki oturumların kapanışını, Droga5 Ajans Başkanı ve bu yılın Lion of St. Mark Ödülü’nün sahibi David Droga yaptı.

Ascential Events CEO’su Philip Thomas’ın Droga ile söyleştiği dakikalar yoğun bir kalabalık tarafından takip edildi. Bu zamana dek 200’ün üzerinde Aslan kazanan Droga’nın konuşmasından bazı satır başları şöyle:

  • Fikrin büyüklüğü bütçenin büyüklüğünden daha önemlidir.
  • Eğer ben bir müşteri olsaydım, bir şeyi sırf yaratıcı olduğu için satın almazdım. Ama kariyerimin ilk zamanlarında müşterilerime sadece yaratıcı olduğu için fikirler sattım. Peki, sırf yaratıcı diye neden bir şeyi satın almaları gerekiyor ki? Satın almalılar çünkü iş planları için doğru olan bu olmalı.

Droga 18 yaşında reklamcı olmak isteyen birine vereceği tavsiyeyi; eğer doğru zamanda doğru yerde doğru fırsatları kovalıyorsa, burası harika bir sektör, şeklinde ifade etti.

Droga Cannes sahnesinde annesinin en sevdiği işi 6 yıl önce Unicef için hayata geçirdikleri “Project Tap” olarak açıkladı. Hatırlamak isteyenleri aşağıya alalım: